.......................

Hacı Yusuf Şahin Camii İmamı, kıymetli Hafız Sedat Kaya Hocamı çok sever ve kendisine büyük değer veririm. Onun dehşet verici bir tespiti vardır:
"Asıl sen nereden geldin?"

Bazen bir milleti yıkmak için topa, tüfeğe ihtiyaç yoktur.
Geçmişini unutturmanız yeterlidir.
Çünkü hafızasını kaybeden toplumlar, önce vicdanını, ardından da insanlığını kaybeder.

İnegöl bunun en canlı örneklerinden biridir. Balkanlardan, Kafkaslardan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan gelen insanların büyüttüğü ve kabuğuna sığmayan bu şehir, göçle yoğrulmuş adeta bir medeniyetin mirasıdır. İnegöl’ü İnegöl yapan bu göçlerdir.
Bugün bu şehirde yaşayanların büyük çoğunluğunun kökleri başka diyarlara uzanır.

Buna rağmen bazı insanlar Suriyeliye, Afgan'a ve muhacire parmak sallıyor; onları bu toprakların yabancısı ilan ediyor.

Çanakkale Şehitliği'ni gezenler bilir.
Şehit taşlarında yalnızca isimler yazmaz...
Halepli Ahmet... Şamlı Mustafa... Üsküplü Hasan... Prizrenli Ali... Bosnalı Hüseyin...
Onlar aynı siperde omuz omuza şehit oldular.
Hiçbiri birbirine, "Sen nerelisin?" diye sormadı.
Çünkü onların ortak kimliği, aynı vatan uğruna can vermekti.

Bugün "yabancı" dediğimiz insanların ülkeleri, dün Osmanlı'nın şehirleriydi. Osmanlı oraları vali ile yönetiyordu.
Dedeleri savaşlardan, baskılardan ve yokluktan kaçarak bu topraklara sığınmış insanların, bugün aynı acıları yaşayan mazlumlara tepeden bakması sadece bir çelişki değildir; aynı zamanda kendi geçmişini inkâr etmektir.
Fitne çıkartmaktan başka bir şey değildir.

İslam'ın ölçüsü de açıktır.
Peygamber Efendimiz muhacirdi, Medineliler ise Ensar oldu.
Veda Hutbesi'nde ırk üstünlüğünü reddeden bir dinin mensupları olarak, insanları milliyetine göre yargılayamayız.

Üstünlük; soyda, renkte ve coğrafyada değil, takvadadır.
Elbette devletin sınır güvenliği, göç politikası ve kamu düzeni hukuk içinde yürütülmelidir.
Bu devletin görevidir.

Ancak bir insanı doğduğu toprak sebebiyle aşağılamak, birkaç kişinin suçu üzerinden milyonları mahkûm etmek ne adaletle ne de vicdanla bağdaşır.

Bugün Suriyeliye nefret kusanların önemli bir kısmı, dedelerinin Balkanlardan, Kafkaslardan, Kırım'dan, Bosna'dan… nasıl geldiğini unutmuş insanlardır.

Secerenize bakın.
"Deden nereden geldi?"
Çanakkale'de aynı siperde şehit olanların torunları bugün birbirine "yabancı" diyorsa, sorun sınırlarda değil, hafızalardadır.

Osmanlı'dan miras kalan bu topraklarda herkesin hakkı vardır.
Çünkü burası anavatandır.
Vatanın tarifi bellidir:
"Uğrunda can verilen toprak vatandır."

Bu vatan için Balkanlı da can verdi, Halepli de, Şamlı da, Bosnalı da, Kafkasyalı da, Anadolulu da...
Hepsi aynı dava uğruna toprağa düştü.
Onun için bu vatanda herkesin alın teri, duası, hatırası ve hakkı vardır.

Belki de bugün birbirimize sormamız gereken ilk soru şudur:
"Asıl sen nereden geldin?"

Çünkü çünkü çünkü çünkü …

“BU TOPRAKLAR ANA VATANDIR” nokta.

Selam ve dua ile