.............
Hayat, ölüme sormuş:
İnsanlar beni bu kadar severken, neden senden nefret ediyorlar?
Ölüm cevap vermiş:
Çünkü sen tatlı bir yalansın.
Ben ise acı bir gerçeğim.”
Kudüs’te, Mescid-i Aksa’nın bahçesindeydik.
Sabah namazının ardından Filistinli kardeşlerimizle koyu bir sohbete dalmıştık.
O sırada 94 yaşındaki, beli kamburlaşmış Yaser el-Yasin dede bu sözü söyledi.
Sonra sessizce bize döndü ve ekledi:
“Gençler!
Dünya hayatı insana cazip gösterilmiştir.
Gençlik, sağlık, servet, makam…
Hepsi göz kamaştırır.
İnsana burada sonsuza kadar yaşayacakmış hissi verir.
Bu yüzden birçok insan ölümü kendisinden çok uzak zanneder.
Daha çok yaşamak, daha çok kazanmak, daha çok sahip olmak ister.
Bitmeyecek sandığı yarınlar için planlar yapar, servet biriktirir, makam peşinde koşar.
İnsana hiç bitmeyecekmiş hissi verir.
İşte hayatın “tatlı yalan” oluşu bundandır.
Oysa ölüm hiçbir zaman yalan söylemez.
Ne zengini fakirden ayırır ne genci ihtiyardan ne de sultanı çobandan…
Vakti geldiğinde ne bir dakika gecikir ne de bir dakika erken gelir.
İnsanların ölümden korkmasının asıl sebebi ölümün kendisi değildir.
Hazırlıksız yakalanmaktır.
Unutmayın ki!
Hayat aldatabilir.
Gençlik aldatabilir.
Sağlık aldatabilir.
Servet aldatabilir.
Fakat ölüm asla aldatmaz.
Amr el-Yasin dede vedalaşırken son cümlesini şöyle kurmuştu:
Bugüne kadar ölümden kaçabilen tek bir insan olmamıştır.
Ne dünyanın en güçlü hükümdarları…
Ne de dünyanın en zengin insanları…
(Yurt dışı notlarımdan sayfa 317- 319)
Selam ve dua ile…
Next