..............................
Dün İnegöl’ün sokaklarında uzun bir yürüyüş yaptım.
İnsanları dikkatle izledim. Sanki Sinanbey’de, Mahmudiye’de değil de dünyanın marka şehirlerinde yaşayan birer artist gibiydiler.
Herkes biraz daha zengin, biraz daha gösterişli görünmenin peşindeydi.
Yardım kuruluşlarının kapısında bekleyenlerde de asgari ücretle geçinmeye çalışanlarda da aynı manzarayı gördüm.
Kollarında ünlü İsviçre marka saatleri, gözlerinde lüks İtalyan güneş gözlükleri, omuzlarında pahalı çantalar, ayaklarında marka ayakkabılar vardı.
Yakından bakınca çoğunun taklit olduğu anlaşılıyordu.
Saatler, gözlükler, çantalar ve ayakkabılar sahteydi.
Mesele sadece ürünlerin taklit olması değildi.
o aksesuarların arkasına gizlenen hayatların da zamanla taklit bir kimliğe dönüşmesiydi.
Ne ara olduğumuz gibi görünmekten utanır hale geldik?
Neden sahip olmadığımız bir servetin, ulaşamadığımız bir makamın sahibiymiş gibi davranıyoruz?
Yaşadığımız çağ, görüntünün gerçeğin önüne geçtiği bir çağdır.
Artık insanların ne kadar dürüst ne kadar vicdanlı ne kadar merhametli olduğu ikinci planda kalıyor.
Ön planda olan tek şey, dışarıya verilen görüntü.
Sosyal medya bu hastalığı daha da büyüttü.
İnsanlar yaşadıkları hayatı değil, göstermek istedikleri hayatı paylaşmaya başladı.
Gerçekler filtrelendi, kusurlar gizlendi, eksikler örtüldü.
Oysa çakma bir saat zamanı daha doğru göstermiyor.
Çakma bir ayakkabı insanı daha hızlı yürütmüyor.
Çakma bir gözlük dünyayı daha net göstermiyor.
Bugün etrafımızda lüks görüntülerin içinde büyük yalnızlıklar gördüm.
Marka logolarının altında ezilen özgüvenler ve gösterişin arkasına saklanan kırgınlıklar gördüm.
Belki de çağımızın en büyük yoksulluğu para yoksulluğu değil, kendimiz olabilme cesaretinin yoksulluğudur.
Bir insanı değerli kılan kolundaki saat, ayağındaki ayakkabı ya da üzerindeki marka değildir.
İnsan, karakteri kadar değerlidir.
Kumaş kalitesiz olduktan sonra üzerine hangi etiketi dikerseniz dikin, ilk yağmurda boyası akacaktır.
Mevlânâ'nın şu sözüyle yazımı noktalamak istiyorum:
"Nice insanlar gördüm, üzerinde elbise yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok."
Selam ve dua ile...
Next