.....

Değerli kardeşim,
Lütfen kendine bir bak…
Nereden geldin ve nereye gidiyorsun?

Sen bir damla sudan yaratıldın.
Dokuz ay boyunca karanlık bir rahimde yaşadın.
Yıllarca başkalarının şefkatiyle büyüdün.
Bedenin, her gün temizlenmeye muhtaçtır.
Tuvalete girdiğinde hoş olmayan bir koku bırakırsın.
Çıkarttığın gaz bile bulunduğun ortamı rahatsız ediyor.
Bir gün yemek yemezsen gücün tükenir.
Su içmezsen dudakların çatlar.
Uykusuz kalırsan bedenin yorulur.
Gözle görülmeyen bir mikrop seni yatağa düşürür.
Küçük bir hastalık seni yatalak eder.
Çünkü sen kendi bedeninin bile mutlak hâkimi değilsin.
Kalbini sen çalıştırmıyorsun.
Böbreklerine sen hükmetmiyorsun.
Milyonlarca hücrenin çalışmasını sen yönetmiyorsun.

Her gün biraz daha yaşlanıyorsun.
Gözlerin zayıflıyor.
Dizlerin yoruluyor.
Adımların yavaşlıyor.
Sonra bir bastona…
Bir yatağa…
Bir kefene…
Ve sonunda iki metrelik bir kabre…
İşte dünya yolculuğun bundan ibarettir.

Dünyaya gelirken hiçbir şey getirmedin.
Giderken de hiçbir şey götüremeyeceksin.
Bugün üzerine bastığın toprağın altına gireceksin.

Şimdi söyle:
Bu kibrin ve gururun kime?
Neye ve kime güveniyorsun?

Sen emanetsin.
Sana verilen bedenin emanetçisisin.
Sana verilen ömrün sahibi değilsin.
Sahip olduğunu sandığın nimetler bile sana verilmiş birer emanettir.

Öyleyse bir dur ve düşün.
Sonra kendine şu soruyu sor:

Ben kimim?
Nereden gelip ve nereye gidiyorum.
Ne için yaratıldım.
Dünyaya gelmemin sebep ve gayeleri nelerdir?

Kendine bak ve kendini tanı.
Haddini ve acizliğini bil.
Haddini bilen Rabbini bilir.
Rabbini bilen, kendisini büyük görmez.
Sana verilen hayatı ve nimetleri hatırla.
Kibirlenme.
Sana verilen güçle övünme.
Sana verilen nimetleri kendinden bilme.

Bugün var olanın, yarın elinden çıkabileceğini unutma.
Çünkü sen sahip değilsin; emanetçisin.
Ve bir gün, bütün emanetleri sahibine teslim edeceksin.

Ey insan!
Sen çok zalimsin.
Çok cahilsin.
Ve çok nankörsün.

Selam ve dua ile.