....................................................................................................
BİNLERCE KEZ HAYIR
Hayır!
Binlerce kez hayır!
Kabul etmiyorum.
Ağrıma gidiyor.
Zoruma gidiyor.
Kanıma dokunuyor.
Mesele yalnızca para değil.
Mesele güven, temsil ve ahlak.
Ben hâlâ inanmak istemiyorum.
Hâlâ konduramıyorum.
Biri çıkıp da,
“Hayır, böyle değildir.”
Desin. İstiyorum.
İnancımız öğretti ki:
Adalet: makamdan, mevkiden ve inançtan bağımsız olarak sağlanmalıdır.
Benim asıl meselem rakamlardan daha büyük.
İnsanlar İslam'ı yalnızca kitaplardan öğrenmiyor.
Müslümanın hayatına bakarak tanıyor.
Ticaretine, Ahlakına…Adaletine...
Parayla ilişkisine bakıyor.
İnsanı susturan soru budur:
“Senin öbüründen ne farkın var?”
Bir insanın dürüstlüğü bin vaazdan daha etkilidir.
Bir insanın adaleti, binlerce sözden daha güçlüdür.
Helal kazanç hassasiyeti, bin nasihatten daha ikna edicidir.
Önemli olan ne söylediğimiz değil ne yaptığımızdır.
Çocuklarımıza;
Helal kazancı…Kul hakkını…
Emaneti…Adaleti…
“Allah görüyor.” dedik.
Peki bir gün çocuklarımız bize dönüp:
“Baba anne, peki büyükler ne yaptı?”
Derse….?
Bu işi yapan başka kimler var?
Kim olursa olsun…
Milletvekili, bakan, bürokrat….
Her şey açıkça ortaya konulmalı.
Kimse korunmadan.
Kimse hedef gösterilmeden.
Makamına bakılmadan.
Partisine bakılmadan.
İnancına bakılmadan.
İnsanlar sizi servet edinmeniz için değil;
Emanete sadakat, dürüstlük ve ahlak ve güven için seçti.
Bu ülkede en çok ihtiyacımız olan şey:
Güven ve ahlak.
Günümüz Müslümanlarının sergilediği yanlış tutum ve davranışlar yüzünden,
İslam’ı seçecek olanları dinden soğuttuk.
Bu da vebal olarak yetmez mi?
Next
