.............................................................
Azerbaycan bizden üst düzey kelle alabiliyorsa bizim de Azerbaycan’daki zulmü bitirebiliyor olmamız gerekir. İnşallah zulüm bitmiştir… Aliyev gardaşımızsa Oktay Saral neyimiz oluyor?! Öncelikle, ortada bir sorun varsa adını doğru koymak gerekir. Türkiye’de hiç kimse bir sabah durup dururken Azerbaycan’ı eleştirmeye başlamadı. Hatta Azerbaycan’ı demek de doğru değil; İlham Aliyev yönetiminin uygulamalarını eleştirmek desek daha yerinde olur.
Ne hikmetse kendi ülkesinin şehit ve gazi çocuklarına gözyaşı döktürmekten çekinmeyen İlham Aliyev, bu vicdansızlığı eleştiren, hatta aman gardaş, yapma, etme diyen herkesi düşman ilan etti. Hem zulmediyor hem de aşırı alınganlık gösteriyor! Verdiği tek cevap şu: İçişlerimize kimseyi karıştırmayız! Alınganlıkla da yetinmeyen Aliyev yönetimi, başörtüsü zulmü hakkında söz söyleyen Türk vatandaşları için komik bir şekilde kırmızı bülten çıkarıyor. Gerekçesi de Azerbaycan’ın içişlerine karışılmasıymış. Oysa Azerbaycan’ın içişlerine karışmanın feriştahı,
Azerbaycan’da başörtüsü zulmünü başlatmaktır. Bu uygulamadan geri adım atmayan Aliyev yönetimi, ev baskınları ve tesettür dükkânlarına yönelik baskılarla zulmü daha da ileri taşıdı. Kendi yönettiği ülkenin huzurunu kendi elleriyle bozuyor. Sonra da karşımıza geçip Azerbaycan’ın içişlerine karışmayın diyor. Azerbaycan’daki el kadar çocukların okul kapılarında gözyaşlarına boğulması, ülkemizde vicdan sahibi herkes tarafından eleştirildi.
Elbette bu zulmü bile mezhepsel taassup üzerinden değerlendiren vicdansızlar da vardı. Allah onlara da akıl, fikir ve şuur nasip etsin. Dediğimiz gibi, ülkemizde farklı kesimlerden bu zulme karşı sesler yükseldi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da bu hatadan dönülmesi yönünde bir çağrıda bulundu. Üstelik Saral’ın mesajında sınırları zorlayan bir üslup da yoktu. Oktay Saral, ülke meseleleri hakkında çok sert açıklamalar yapabilen bir isim. Bugüne kadar da bu açıklamaları nedeniyle başına bir iş gelmedi.
Ancak bu akşam itibarıyla görevden alındı. Zulmü başlatan Aliyev yönetimi, alınganlığın dozunu artırırken Türkiye’nin içişlerine de epeyce karıştı. Hatta açıkça kelle istedi. Ortada iftira yok, hakaret yok, dolayısıyla suç da yok. Buna rağmen pişkince kelle isteyebildiler. Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi yapmıştı. Bu akşam itibarıyla istedikleri kelleyi de fazlasıyla almış bulunuyorlar.
Peki ama neden? Aliyev gardaşımızsa Oktay Saral neyimiz oluyor? Ya da bu karar neyin karşılığında alındı? Sadece gardaşlık hukuku mu? Bir gardaşın hatırına başka bir gardaşın kellesi feda edilebilir mi? Bari Azerbaycan’da devam eden başörtüsü zulmünden vazgeçilmiş olsun da Oktay Saral’ı bu zulmün sona ermesi uğruna kurban vermiş olalım.
İnşallah Aliyev yönetiminin 31 Türk vatandaşı için çıkardığı o komik kırmızı bültenler bundan sonra uygulamaya konulmaz. İnşallah o 31 Türk vatandaşı tutuklanıp Aliyev’e teslim edilmez. İnşallah bu yazıdan sonra 32. kişi de biz olmayız.
Görevden alınmasının ardından Oktay Saral şu açıklamayı yaptı: Biz makamlarla kaim değiliz. Sayın Cumhurbaşkanımız göreve getirdi, kendisinin talimatıyla ayrıldım. Kimseye kırgınlığım yok. Azerbaycan’la ilgili açıkl
Next