...........................................................................................
Bir günlüğüne bir pazar kurulduğunu düşünün.
İsmi “İnsan pazarı” olsun.
Herkesin boynunda bir fiyat etiketi var.
Kimi etiketine servetini yazmış...
Kimi makamını...
Kimi unvanını...
Kimi gücünü...
Kimi kim koltuğunu...
Herkes bağırıyor:
"Ben bu kadar ederim"
Gel vatandaş gel!
Benim fiyatım bu kadar.
Peki ya sen?
Senin etiketinde kaç lira yazıyor?
Yada senin etiketinde kaç lira yazacak?
Kendine biçtiğin fiyatı kim ve ne belirleyecek?
Cebindeki para mı? Oturduğun koltuk mu? Kartvizitindeki unvan mı?
Adaletin mi...Vicdanın mı....Merhametin mi...İnsanlığın mı...
Delikanlı gibi sor kendine
Sen kaç liralık adamsın?
Gururun kaç para eder?
Adaletin kaç ayar?
Merhametin kaç gram?
İnsanlığın kaç karat?
İnsan, kendisine değer biçerken nedense hiç cimri davranmıyor.
Makamı büyütürüz, serveti parlatırız, unvanları tek tek vitrine dizeriz.
İnsanın eline biraz güç geçti mi, kendini dünyanın merkezine koyar.
Birkaç kapı yüzüne açıldı mı, bütün kapıların sonsuza kadar açık kalacağını sanır.
Peki, hiç düşündün mü?
O makamın olmasa yine aynı insan mısın?
Cebindeki para tükense...
Telefonların sussa...
Kapılar yüzüne kapansa...
Dün önünde eğilenler bugün selam vermese...
Geriye kim ve ne kalacak?
Seni sen yapan şey nedir?
Sahip oldukların mı?
Yoksa sahip olduklarını kaybettiğinde, geriye kalan mısın?
Bir insanın gerçek değerini anlamak istiyorsan, neye sahip olduğuna bakma.
Güç eline geçtiğinde ne yaptığına bak.
Kendinden zayıf olana nasıl davrandığına bak.
Çıkarı söz konusu olduğunda hangi değerlerinden vazgeçtiğine bak.
Şairin şu dizeleri, bir aydır beni düşündürüyor:
“Kurulsa pazarın hiçe gidersin,
Sen zâtını âlemde cevher mi sandın?”
Kendimizi paha biçilmez bir mücevher sanıyoruz.
Peki hakikatin terazisine çıksak kaç gram geliriz?
Belki de asıl mesele kaç para ettiğimiz değil, hangi değerlerimizi kaça sattığımızdır.
Bazı şeylerin fiyatı yoktur ama değeri her şeyden büyüktür.
İşte insan, bu ikisini birbirine karıştırdığı zaman kaybetmeye başlar.
Belki de en büyük yanılgımız, kendimizi vazgeçilmez sanmamızdır.
Oysa bizden önce de bu dünya dönüyordu.
Bizden sonra da dönmeye devam edecek.
İnsan kendine istediği değeri verebilir.
İstediği fiyatı yazabilir.
Ama onu asıl değerli kılan...
Nasıl bir insan olduğudur.
Gerçek değeri, yaptıklarıyla ölçülür.
Kaça satıldın?
Neyini kaça sattın?
Selam ve dua ile…
Next
