.............
KİM BİLİR
Kim bilir
Dertlerimi, sıkıntılarımı, acılarımı,
kederlerimi, hüzünlerimi, ıstıraplarımı…
Kim bilir
kalabalıkların içindeki yalnızlığımı…
hangi görünmez yaralarıma merhem aradığımı…
hangi sessiz çığlıklarla mücadele ettiğimi…
Kim bilir
Gülümserken bile kalbimde ne fırtınaların koptuğunu…
zihnimde yankılanan çaresizlik seslerinin şiddetini…
içime attıklarımın nasıl fırtınaya dönüştüğünü,
gece gündüz, yaz kış demeden verdiğim savaşları…
kalbimin yorgunluğunu ve umutsuzluğumu…
kimseye anlatamadığım;
anlatmaya kalkınca da boğazıma düğümlenen cümleleri…
Kim bilir
O lüks arabanın arkasında hangi yalnızlık var?
O paranın arasında hangi eksiklik, hangi çaresizlik saklanıyor?
Kimse, bir başkasının gecelerini, sessiz çığlıklarını bilemez.
Senin huzur sandığın o lüks, bir başkası için altın bir kafestir.
Kalp bazen en lüks villada bile en büyük yoksulluğu yaşar.
Tüm acılarıma susmayı öğrettim.
Sıkıntılar, nefes aldığım havayı bile ağırlaştırdı.
Dertler, ruhumun her köşesini işgal etti.
Senin düşünmeye dahi dayanamadığın acıları, ben her gün yaşıyorum.
“Küçük bir sorun” dediğiniz şeyler benim için aşılmaz birer dağdır.
Ve bu dağlar her geçen gün daha da yükseliyor.
Belki de en ağır yük, bu dertleri taşımanın yalnızlığıdır.
Bir yanım bağırmak ister,
diğer yanım “Sus, kimse anlamaz.” der.
Herkesin kendine ait bir iç savaşı vardır.
kayıplarını ve kazanımlarını yalnızca savaşçısı bilir.
Dış görünüşlere bakarak hemen hüküm verme.
İnsanların yaşadığı acıları kendi standartlarına göre ölçme.
İnsan, yargılanmadan, anlaşılma ihtiyacı hisseder.
İnsan, doğrularıyla olduğu kadar hatalarıyla da insandır.
Sadece gördüklerinle hüküm verme;
çünkü herkesin yarası kendine göre derindir.
Herkesin yükü kendi omzunda ağırdır.
Harçlık bırakmadan sessizce evden çıkan bir babanın mahcubiyetini bilemezsin.
Vatansızlığı yaşayan bir mültecinin, kalbindeki ne yaralar sakladığını anlayamazsın.
Bu yüzden kimseyi göründüğü hali ile yargılamamalısın.
“Kim bilir ne yaşıyordur? Kim bilir ne derdi vardır?” demek lazım.
En çok ihtiyacımız olan şey anlamak ve anlamaya çalışmaktır.
“Kınamayınız! Kınadığınız o şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz”. (Hz. Muhammed s.a.v)