........................................................................................

Kur'an dünya hayatını beş kelimeyle özetliyor.

Oyun, eğlence, süs, övünme ve çoğalma yarışı…

Aslında bu beş kelime, insanın dünya hayatına nasıl kapıldığını anlatan ibretlik bir tablodur.

Birincisi oyun…
Daha dün çocuktuk.
Oyuncaklarımız, oyunlarımız, küçük dünyalarımız vardı.
Büyüdükçe oyuncaklarımız değişir ama oyalanmalarımız bitmez.

İkincisi eğlence…
Sonra büyür ve genç oluruz.
Eğlencenin peşine düşeriz.
Daha çok gezmek, daha çok eğlenmek, daha çok yaşamak isteriz.

Oyuncaklarımız büyür, isteklerimiz büyür, hırslarımız büyür…

Ama oyun bitmez!

Üçüncüsü süs ve gösteriş…
Güzel giyinmek, iyi bir arabaya binmek, büyük bir evde oturmak, başkalarının gözünde iyi görünmek isteriz.

Sahip olduklarımızla değer kazandığımızı zannederiz.

Dışımızı güzelleştirmek için uğraşırken içimizi güzelleştirmeyi ihmal ederiz.

Dördüncüsü övünme yarışı…
Makamımızla, unvanımızla, çevremizle, övünürüz.

Kimi zaman bir koltuğa oturunca kendimizi herkesten üstün görürüz.

Dün kapısında beklediğimiz insanları bugün kapımızda bekletiriz.

Hatta öyle ki birilerine kendimizi kabul ettirmek için;
"Ben kimim biliyor musun?"
Diye sorarız.
Sanki makamımız olmasa bir hiçiz!

Beşincisi Çoğaltma yarışı…
Daha fazla ev, daha fazla arsa, daha fazla para, daha fazla servet…

Kazandıkça gözümüz doymaz, biriktirdikçe hırsımız azalmaz.

Kazandıkça daha fazlasını isteriz.
Sahip olduklarımız yetmez.
Sahip olamadıklarımızın peşinde koşarız.

Peki, ne zaman duracağız?
Kaç ev, kaç araba, kaç arsa, kaç milyon yeterli olacak?

Ömrümüzün ne kadar olduğunu bilmeden servetimizin hesabını yaparız.

Ömrümüzden ne kadar kaldığını bilmeden malımıza mal katmaya çalışırız.

Peki bütün bunlar ne kadar sürecek?

Kur'an dünya hayatını bir yağmura benzetiyor.

Yağmur yağar, toprak canlanır, ekinler yeşerir.

İnsan bakar ve hayran kalır.
Her taraf yemyeşildir.
Sanki bu güzellik hiç bitmeyecekmiş gibi…

Ama sonra ne olur?
Ekinler sararır, kurur ve sonunda çer çöpe dönüşür.

İşte dünya hayatı da böyledir.

Gençlik geçer, güzellik solar, makam el değiştirir, servet başkasına kalır.

Dün övündüğümüz şeyler bugün bir hatıradan ibarettir.
Dün hayalini kurduğumuz günler, bugün geçmişin hatıralarına dönüşmüş.

Dün yarınlar için koşuyorduk.
Bugün dünlerimizi özlüyoruz.

İnsan kendisine şu soruları sormalı:
Bunca yıl neyin peşinden koştum?
Neler kazandım?
Neler kaybettim?

Selam ve dua ile…