İran'dan ABD'ye uzanan krizler zinciri, yatırımcıyı kağıt paradan soğuttu. Rotayı madene çevirenler, altını tarihi zirvesi olan 7.100 TL'ye taşıdı. Gümüş ise geçen yılki şovuna devam ediyor. Ancak uzmanlar "Sürü psikolojisine kapılmayın" diyor. İslam Memiş, bakır için oluşturulan algının tehlikeli boyutlara ulaştığını açıkladı.
Altın ve gümüş piyasası 2026'ya fırtına gibi girdi. Donald Trump'ın Grönland üzerindeki iddiaları ve Fed Başkanı Powell'ın soruşturma geçirmesi gibi "siyah kuğu" sayılabilecek olaylar, ons altını 5.088 dolar seviyesine çiviledi. İç piyasada gram altın 7.100 TL barajını yıkarken, gümüş de ons bazında 112,92 dolar ile tarih yazdı. 2025'te yatırımcısına yüzde 147 kazandıran gümüş, hala popülaritesini koruyor.
"ALTIN GÜVENLİ LİMAN, GÜMÜŞ SANAYİ DİNAMOSU"
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş, TGRT Haber ekranlarında yaptığı analizde metallerin karakterini ayırdı. Altının krizlerden beslendiğini, gümüşün ise sanayi üretimiyle büyüdüğünü hatırlatan Memiş, gümüşteki yükselişin "ucuz kalmışlığın telafisi" olduğunu belirtti.
"SOSYAL MEDYA POPÜLİZMİNE KURBAN GİTMEYİN"
Memiş'in gündeminde, son günlerde yatırımcıların önüne "yeni fırsat" olarak sunulan bakır vardı. Bakırın değerli bir endüstriyel metal olduğunu kabul eden Memiş, ancak şu an yaşanan durumun normal bir piyasa hareketi olmadığını savundu.
"Bir bakır popülizmi, bir zenginleşme vaadi dolaşıyor ortalıkta. Bu tür kısa vadeli hayallere kapılanların canı yanabilir" diyen Memiş, yatırımcıları bilmedikleri sularda yüzmemeleri konusunda net bir dille uyardı.