İstanbullular geceyi yine beşik gibi sallanarak geçirdi. Marmara Denizi'nde yaşanan peş peşe sarsıntılar, 17 Ağustos felaketinin acısını hala yüreğinde taşıyan milyonlarca vatandaşın deprem korkusunu yeniden körükledi. Gecenin karanlığından sabahın ilk ışıklarına kadar Adalar açıklarında gerçekleşen mikro depremler, akıllara hemen 'O an geldi mi?' sorusunu getirdi. Sosyal medyada hızla yayılan söylentiler ve artan panik havası üzerine, Türkiye'nin önde gelen dört yer bilimcisi mevcut sarsıntıların perde arkasını araladı.
Üşümezsoy'dan 'Ölü Fay' Çıkışı: Panik Yapmayın
Bölgedeki hareketliliğe dair en net açıklamalardan biri Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan geldi. Sarsıntıların doğrudan beklenen büyük İstanbul depremiyle ilişkilendirilemeyeceğini savunan Üşümezsoy, Büyükada'nın güneyindeki hareketliliğin ana fay hattında değil, onu kesen ikincil ve üçüncül kollarda gerçekleştiğini belirtti.
Mevcut yapıların büyük stres biriktirme kapasitesinden yoksun olduğunu vurgulayan Üşümezsoy, "Adalar fayı yaşlı ve ölü bir faydır. Buradan büyük bir deprem çıkmaz" ifadelerini kullandı. Son sarsıntıların, daha önce 1999 ve 2025'te bölgede oluşan stresin küçük ölçekli boşalmaları olduğunu aktaran Üşümezsoy, bu hareketliliğin tek başına büyük bir deprem beklentisi yaratmayacağının altını çizdi.
Ercan Tarih Verdi: "En Erken 2045"
Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan da paniğin yersiz olduğu görüşünde birleşti. Sadece küçük sarsıntıların sayısına bakılarak deprem kestirimi yapılamayacağına dikkat çeken Ercan, büyük kırılma için beklediği tarihleri paylaştı.
Kuzey Marmara'da 7-10 kilometre derinlikte iki ana deprem öngören Ercan, beklenen tsunami dalgalarının da 2.5 metreyi aşmayacağını savundu. Büyük kırılma için takvim veren Ercan, en erken 2045'i, en olası dönem olarak ise 2075'i işaret ederken, sürecin 2150'ye kadar sarkabileceğini iddia etti.
Tüysüz'den 'Öncü Deprem' Uyarısı: "Bekleyip Göreceğiz"
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise konuya daha temkinli bir açıdan yaklaştı. Her büyük depremden önce mutlaka öncü bir deprem yaşanmayacağını hatırlatan Tüysüz, mevcut sarsıntıların doğrudan büyük bir felaketin habercisi olarak yorumlanamayacağını vurguladı.
Sosyal medya hesabından kısa bir değerlendirme yapan Tüysüz, "Bir depremin öncü olduğu, arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Meydana gelen mikrodepremler, bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımaz. Bekleyip göreceğiz" diyerek uyarılarda bulundu.
Bektaş'tan 'Basit Açıklama' Eleştirisi
Hareketliliğe farklı bir pencereden bakan Prof. Dr. Osman Bektaş ise olayın sadece yüzeysel nedenlerle açıklanamayacağını savundu. Sarsıntı kümesinin Adalar-Çınarcık fay sistemi üzerinde geliştiğini ve aynı bölgede 1963 yılında 6.3'lük bir deprem yaşandığını hatırlatan Bektaş, durumun ciddiyetine dikkat çekti.
Artan mikrodeprem aktivitesinin 'gaz patlaması' gibi basit açıklamalarla geçiştirilemeyeceğini belirten Bektaş, fay zonundaki sismik hareketliliğin ve derin yapının bir bütün olarak incelenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Yer bilimcilerin yakından takip ettiği Marmara Denizi'ndeki fay hatlarının önümüzdeki günlerde nasıl bir seyir izleyeceği merak ediliyor.
Next


