Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından kentte protestolar sürüyor. Cumhuriyet Halk Partisi Osmangazi İlçe Başkanlığının ev sahipliğinde akşam saatlerinde Kent Meydanı’nda gerçekleşen buluşmada Mustafa Bozbey’in Bursalılara gönderdiği mektup okundu. Bozbey mektubunda, ‘‘Bugünler de geçecek. Adalet mutlaka yerini bulacak, adalete olan güvenim hâlâ devam ediyor. Bizim geçmişimiz ve duruşumuz da bellidir. Bursalının kör kuruşuna sahip çıkan bizleriz. Verilmeyecek hesabımız yoktur, olmaz da.’’ ifadelerini kullandı.
Bursalılar, seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından protestolara devam ediyor.
CHP Osmangazi İlçe Başkanlığının ev sahipliğinde akşam saatlerinde Kent Meydanı'nda düzenlenen buluşmaya İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, partililer ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başlayan buluşmada CHP Bursa İl Başkanı ilk olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yurttaşlara gönderdiği mektubunu okudu.
Bozbey’in mektubu şu şekilde:
"Sevgili yol arkadaşlarım, sevgili Bursalı hemşehrilerim, ben Mustafa Bozbey. Bursa Nilüfer ilçesi Özlüce Mahallesi doğumlu, yani sizlerin Bozbey'i, yani Bursalı Özlüceli Mustafa Bozbey. Beni tanırsınız.
1999'da Nilüfer Belediye Başkanı olmadan önce şirketleri olan ve büyük projeler yürüten bir inşaat yüksek mühendisiyim. O dönemde seçilmemi sağlayan ve bana doğduğum kentte hizmet etme onuru yaşatan rahmetli Bülent Ecevit'e minnet borçluyum. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.
Nilüfer'de muhtarlarımız ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz hizmetler ve yönetim anlayışında yaptığımız devrimlerle değişimin öncüsü olduk. Nilüferliler beni 4 dönem üst üste seçerek Türkiye'de bir ilke yaşattı. Nilüfer'i her alanda lider ve öncü kent yaptık.
El ele, omuz omuza çalışarak 2019'da bu başarıyı tüm Bursa'ya yaymak için yola çıktım. Ancak sandıktaki oyunlar nedeniyle o zaman nasip olmadı.
Vazgeçmedik. 5 yıl boyunca halkın içinde kalarak sorunları tespit ederek çözümler ürettik. Ve 31 Mart 2024'te ise yaklaşık 860 bin oy alarak, yani her iki Bursalıdan birinin oyuyla ve onların teveccühüyle seçildik.
Görevi devraldığımızda tablo çok ağırdı. Karşımızda 1 milyar dolar borca batırılmış bir batık belediye bulduk. Ama mazeret üretmedik.
Sadece 2 yılda sosyal desteklerden tarıma, eğitimden ulaşıma kadar sayısız hizmet ürettik. Ve borçlarımızı azalttık. 2025 sonu itibariyle önceki dönemin tüm SGK ve vergi borçlarını kapattık.
Sevgili dostlarım, sevgili yol arkadaşlarım, sevgili hemşehrilerim, bizim göreve gelmemizle birlikte Bursa nefes aldı. Bursa'da birliktelik oluştu. Bursa bütünleşti, Bursa kenetlendi ve Bursa'da değişim ve dönüşüm başladı.
Bursalılar gülümsedi, gülümsemeye devam etti. Ta ki 31 Mart 2026'ya kadar. Sonrası malum.
Bugünler de geçecek. Adalet mutlaka yerini bulacak, adalete olan güvenim hâlâ devam ediyor. Bizim geçmişimiz ve duruşumuz da bellidir.
Bursalının kör kuruşuna sahip çıkan bizleriz. Verilmeyecek hesabımız yoktur, olmaz da. Şimdi sizden tek bir şey istiyorum.
Benim için üzülmeyin, öfkelenmeyin. Sadece birbirimize ve Bursa'mıza sahip çıkın. Çünkü Bursa dağıyla, ovasıyla, deniziyle çok özel bir kent.
Bu kente sahip çıkmak boynumuzun borcu. Sorulacak çok sorumuz, yürülücek çok yolumuz ve sonsuz bir Bursa aşkımız var. Selam olsun Bursa'ya.
Selam olsun Bursalı hemşehrilerime. Selam olsun yol arkadaşlarıma. Bizden alalım.
Şampiyon Bursa'mıza selam, Bursaspor'umuza selam olsun. Bursaspor'un evi Süper Lig'dir ve bu yürüyüş devam edecektir. Sizlere hizmet etmek benim için bir onurdu.
Haklarınızı helal edin. Benden yana da helal olsun. Özgür ve güzel günlerde tekrar buluşmak üzere.
Sizleri çok seviyorum’’
‘‘Büyük bir ahlaksızlık var’
Bozbey’in mektubunun okunmasının ardından CHP Osmangazi İl Başkanı Raşit Gürbüz söz aldı.
Gürbüz’ün açıklaması şu şekilde:
‘‘Atatürk'ün gençliğe hitabesinde olduğu gibi dahili ve harici düşmanlar bugün palavralarla, iftiralarla, komplolarla bu halkın iradesine ipotek koymak istiyor.
Biz de buradan bir kez daha haykırıyoruz. İradenizi kimseye teslim etmiyoruz. Bu halk demokrasiyi kanlarıyla elde etti. Ve birilerinin tükenmiş iktidarları için bundan vazgeçmeyecek. Vazgeçmeye de niyetimiz yok. Ne bir yol arkadaşımızı bu zindanlarda bırakacağız ne de milletin iradesine el koymasına müsaade edeceğiz. Ekrem Başkanımızı da Bozbey Başkanımızı da diğer seçilmiş belediye başkanlarımızı da hatta diğer partilerden seçilmiş başkanlarımızı da dışarı çıkaracağız. Bozbey Başkanımıza Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir başkan adayı olarak oy verdiniz. Şimdi onun başkan vekili başka bir partiden mi olmalı? Cumhuriyet Halk Partisi'nden mi olmalı? Burada büyük bir ahlaki yetersizlik, bir ahlaksızlık var. Mustafa Bozbey başkanımız bizim başkanımızdır.’’
CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Millî irade Mustafa Bozbey'dir, Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'dır
Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş da kalabalığa seslenerek şunları söyledi:
Kendi geleceğini kurtarmak için halkın geleceğini tehlikeye atmaktan hiçbir sakınca görmeyen bir azınlık iktidarı, demokrasi tarihimize ve Bursa'daki irademize karşı karanlık bir durumu yaşatıyor.
20 yıldır aralıksız bu kenti yönetenler, güzelim Bursa'yı yaşanmaz hale getirenler, dolandırıcılık suçundan hapis yatmış bir iftiracının sözleriyle bugün Büyükşehir Belediye Başkanımız tutuklu. Her 2 kişiden birinin oyunu almış ve Bursa'da bir belediyecilik markası yaratmış Mustafa Bozbey Başkanımıza yapılan bu operasyonun nedeni biliyoruz.
Büyükşehir Belediyesi'ne çökmek için yapılan, hukukla hiçbir zaman anlatılamayacak bir çökme operasyonu gerçekleştirdiler. Ve bir de utanmadan çıkıp belediye meclisinde yaptıkları seçimle millî iradeyi tecelli ettirdiler. Ya millî irade burada, burada; millî irade bu meydanlarda, millî irade Bursa'nın dört bir yanında var.
Millî irade Mustafa Bozbey'dir. Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'dır. Millî irade arıyorsanız budur millî irade.
Bursa'nın başkanı Mustafa Bozbey. 19 Mart'tan bu yana yaşadığımız bu sürecin ne anlama geldiğini size söyleyeyim: Halkta karşılığı kalmamış bir iktidarın, bugün seçim olsa Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olacağından, Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağındandır bu.
Tek dertleri tükenmiş olan iktidarlarını sürdürebilmektir. Bugüne kadar yaşananların hepsinin sebebi işte bu korkularıdır. Halkın seçtiği belediye başkanları içeridedir. Halkın seçtiği milletvekilleri içeridedir.
Halkın gazetecileri içeridedir. Siyasi parti liderleri içeridedir. Vatanın ağacını koruyan Ege köylüsü, işçiyi savunan sendika başkanı içeridedir. Yarattıkları bu düzen; bir lokma ekmek için mücadele veren milyonlarca insanın, saray etrafında öbeklenen bir avuç insanı her geçen gün zenginleştirdiği bir kölelik düzenidir. Ülkenin nehirleri, yaylaları, madenleri, işçilerin emeği, çocukların ve gençlerin geleceği piyasanın ve bir grup yandaşın hesabına bırakılan düzendir. Ve bu düzen, o küçücük bedenleri, öğretmenlerimizi okullarda koruyamayan düzendir.
Bu düzen; okul tuvaletlerini temizlemekten, okul tuvaletlerine sabun koymaktan aciz, okulların temizliğini gariban anneye yaptıran, okulların güvenliğini sağlayamayan ve okulları tarikatlara ve cemaatlere teslim eden düzendir. Bu düzen; holding patronundan alamadığı vergiyi 12 saat ter döken emekçiden alan düzendir. Ülkenin yüzde 60'ına açlık sınırının altında parayı reva görenlerin, insanın bakmaya kıyamadığı güzelim Ege köylerini sırf kömür çıkacak diye bir kararnameyle yandaşa verenlerin düzenidir.
Kardeşlerim, korkuları işte bu düzenin son bulacak olmasıdır. Unutmayın, kaybedeceği şeyi çok olanların korkusu da fazla olur. Ama bizler bu mücadeleyi büyük bir kararlılıkla sürdüreceğiz.
Bu mücadele, onurlu halk ile onurlu halkı sömüren bir grup azınlığın mücadelesidir. Artık kaybedeceğini bildiği için muhalefet istemeyen ve demokrasi istemeyenlere karşı demokrasiyi ve mücadeleyi seçenlerin onur mücadelesidir. Devran dönecek, AKP halka hesap verecek.
Kendisine muhalif olan herkese karşı bir savaş açmış olan bir iktidar var. Şimdi toplumun bütün kesimleriyle, yani bu iktidara karşı duran, karşı çıkan herkesle bir arada olmak zorundayız. Yani bu ülkede demokrasiyi, yani bu ülkede adaleti, yani bu ülkede onurlu bir yaşamı isteyen, talep eden, baş koyan herkesle birlikte bu mücadeleyi birlikte sürdüreceğiz.
Birleşim. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyen herkesi bu dayanışmaya davet ediyorum. Herkesi bu dayanışmaya ve mücadeleye davet ediyorum.
Bugün yaşananlar demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir. Ama şunu unutmayın, verdiğimiz mücadele de tarihe geçecektir. Başkanlarımız ve yol arkadaşlarımız kurulan kumpaslarla bugün zindanlarda esir olabilir.
Ama onların demokratik, halkçı ve kamucu iradesi bugün ülkenin dört bir yanındadır. Allah kahretsin de. Bizler işte bu iradeyi savunmaya ve mücadelesini vermeye devam edeceğiz.
Şimdi bize diyorlar, bundan sonra ne yapacaksınız diye. Ne yapacağız biliyor musunuz? Hayallerimizi yıkmaya çalışanların düzenlerini bozacağız, arkadaşlar. Çalınan ekmeği, çalınan yarınları, çalınan adaleti mücadelemizin merkezine koyup hak ettiğimiz o güzel günlere hep birlikte ulaşacağız.
Hani o büyük şair diyor ya; eğer halk haksızlıktan, yüce sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse çaresi yok usta, biz kazanacağız. Biz kazanacağız.
Mutlaka kazanacağız. Yaşasın onurlu mücadelemiz. Yaşasın onurlu mücadelemiz.
Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber.’’