Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, partisinin haftalık grup toplantısında iktidarın 24 yıllık yönetimini ekonomi, fon soruşturması ve siyasi hesap verebilirlik üzerinden eleştirdi. Vatandaşın borçla geçinmeye çalıştığını, gençlerin iş bulamadığını ve emeklinin geçim sıkıntısı yaşadığını belirten Arıkan, “AK Parti ekonomisi bugün Çıplak Vatandaş ekonomisidir” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) gerçekleştirdiği haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AK Parti iktidarının 24 yıllık dönemini eleştiren Arıkan, ekonomik kriz, enflasyon, fon soruşturması, gençlerin işsizlik sorunu ve vatandaşın geçim sıkıntısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Fon soruşturması kapsamında sorumluların ve siyasi bağlantıların ortaya çıkarılması gerektiğini dile getiren Arıkan, yaklaşan COP31 Zirvesi üzerinden de iklim politikalarını ve İsrail’in zirveye katılımını eleştirdi.

- ”KRİZİN SORUMLUSU ÜLKEYİ YÖNETENLERDİR"

AK Parti’nin 4 Kasım 2002’de iktidara gelişinin 24’üncü yıl dönümüne dikkat çeken Arıkan, partinin seçim beyannamesindeki vaatleri hatırlattı.

2002 seçim beyannamesinde yer alan “Krizin sorumlusu halkımız değildir. Krizin sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir” ifadelerini aktaran Arıkan, iktidarın bugün eleştirdiği sorunların baş sorumlusu hâline geldiğini söyledi.

AK Parti’nin 24 yıl önce güçlü, özgür ve üreten Türkiye vaadiyle milletin karşısına çıktığını belirten Arıkan, bugün gelinen noktada bu vaatlerin karşılığının bulunmadığını ifade etti.

“Trump istedi diye Rahip Brunson’ı bırakan, Aliyev kızdı diye danışmanını görevden alan bir iktidar var” diyen Arıkan, özgürlükler konusunda da iktidarın geçmişteki söylemleriyle bugünkü uygulamaları arasında çelişki bulunduğunu kaydetti.

- "İKTİDARIN TAKVİMİYLE MİLLETİN TAKVİMİ FARKLI İŞLİYOR”

İktidarın 2002 yılında henüz bir yaşında olan gençlere nasıl bir gelecek bıraktığını anlatan Arıkan, 25 yaşındaki gençlerin iş bulmakta ve gelecek planı yapmakta zorlandığını dile getirdi.

Gençlerin iş bulsalar dahi güvencesiz veya düşük ücretlerle çalışmak zorunda kaldığını belirten Arıkan, ekonomik şartların evlilik hayallerini de ertelediğini söyledi. IMEI kayıt ücreti, pasaport harcı ve ehliyet ücretlerindeki artışa da dikkat çeken Arıkan, “O gençlerin hayalleri bugün iktidar sakinlerinin, makam sahiplerinin vurgunlarına arka fon olmuş” ifadelerini kullandı.

Arıkan, “Görüyor ve yaşıyoruz ki iktidarın takvimiyle milletin takvimi aynı işlemiyor” diyerek iktidarın sorunları çözmekte yetersiz kaldığını kaydetti.

- “TÜRKİYE RAKAM OYUNLARINDAN BIKTI”

Ekonomideki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, yıllık enflasyonun yüzde 29,77 olarak açıklandığını hatırlattı.

Resmî enflasyon rakamları ile vatandaşın günlük hayatta karşılaştığı hayat pahalılığı arasındaki farka dikkat çeken Arıkan, “Enflasyonun hikâyeden düşmesiyle hayatın ucuzlaması arasındaki farkı vatandaş sayenizde yaşayarak biliyor. O yüzden bu rakam oyunlarının milletin nezdinde hiçbir karşılığı yok” dedi.

Açıklanan enflasyon rakamlarının milyonlarca emeklinin ve asgari ücretlinin maaş artışlarını belirleyeceğini ifade eden Arıkan, ücret görüşmelerinde çalışanlara sabır tavsiye edilmesini eleştirdi.

“Emekliye gelince takvim gösterip sabır isteyenler, faizciye, foncuya gelince hiç aynı sabrı istemiyor” diyen Arıkan, ekonomik politikaların vatandaşın ihtiyaçlarını öncelemesi gerektiğini belirtti.

- “VATANDAŞ EVİNE EKMEK GÖTÜREBİLMEK İÇİN KREDİ ÇEKİYOR”

İktidarın enflasyonun düştüğü, istihdamın ve tarımsal üretimin arttığı yönündeki açıklamalarını eleştiren Arıkan, ekonominin vatandaşın penceresinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kredili mevduat hesabı kullanımının dört yılda yüzde 271 arttığını belirten Arıkan, vatandaşın artık ev veya araba almak için değil, ay sonunu getirebilmek için borçlandığını kaydetti.

Arıkan, “Türkiye’de ilk defa milyonlarca insan evine ekmek götürebilmek için kredi çekiyor” diyerek, esnafın da çeklerini ödeyemediğini, senetlerinin protesto edildiğini ve borçlarının takibe düştüğünü ifade etti.

- “İŞSİZ GENÇ SAYISINI HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?”

İstihdam verilerine de değinen Arıkan, Eylül ayında istihdamın 49 bin kişi azaldığını, işsiz sayısının ise 198 bin kişi arttığını belirtti.

Genç işsizliğinin yüzde 14,8 seviyesine çıktığını ifade eden Arıkan, iktidarın siyasi transferlere ayırdığı ilgiyi gençlerin istihdamına göstermediğini dile getirdi.

“Milletvekili, belediye başkanı transfer sayısını düşündüğünüz kadar hiç işsiz genç sayısını düşündünüz mü?” diye soran Arıkan, ekonomik büyüme açıklamalarının vatandaşın yaşadığı geçim sıkıntısını ortadan kaldırmadığını söyledi.

- “AK PARTİ EKONOMİSİ, ÇIPLAK VATANDAŞ EKONOMİSİDİR”

Konuşmasında Şener Şen’in başrolünü oynadığı 1985 yapımı “Çıplak Vatandaş” filmine de değinen Arıkan, filmde geçim sıkıntısı yaşayan bir devlet memurunun hikâyesini hatırlattı. Aradan 41 yıl geçmesine rağmen vatandaşın benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Arıkan, “Çıplak Vatandaş eskiden sadece bir Yeşilçam filmiydi, bugün iktidarın ekonomi modelinin adı oldu” ifadelerini kullandı.

Vatandaşın maaşının daha hesabına yatmadan borçlara gittiğini belirten Arıkan, “Cebindekini vergiler, sofrasındakini zamlar, geleceğini borçlar tüketiyor. Vatandaşı fonla soydular, enflasyonla soydular, zamlarla soydular, ÖTV’yle, KDV’yle, MTV’yle soydular” ifadelerini kullandı.

Pazarda meyveyi taneyle alan vatandaşın, çocuğuna istediği harçlığı veremeyen babanın yaşadığı tablonun iktidarın ekonomi modelini ortaya koyduğunu belirten Arıkan, “Bu ülke sahipsiz değildir. Çıplak Vatandaş ekonomisinin hesabını milletimiz sandıkta soracaktır” diye konuştu.

- “FON VURGUNUNUN SİYASİ AYAĞINI AÇIKLAMAK ZORUNDASINIZ”

Fon soruşturmasına ilişkin de konuşan Arıkan, Türkiye’nin 47 gündür fon yolsuzluğunu konuştuğunu ancak kamuoyunun merak ettiği isimlerin hâlâ açıklanmadığını söyledi.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığına Vergi Denetim Kurulu Başkanı’nın, başkan vekilliğine ise Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) kökenli bir ismin getirilmesini değerlendiren Arıkan, atamaların tek başına yeterli olmayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın meseleyi “bir cerrah titizliğiyle” ele alacaklarını söylediğini hatırlatan Arıkan, “Yaptığınız atamalara baktığımızda siz kalp cerrahını beyin ameliyatına sokuyorsunuz. Bu hasta bu masada kalır” dedi.

Soruşturma yürütmek ile sermaye piyasasını yeniden güvenilir hâle getirmek arasında fark bulunduğunu belirten Arıkan, benzer krizlerin tekrar yaşanmaması için sistemin yeniden düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.

- “AK PARTİ’YE NE ZAMAN NEŞTER VURACAKSINIZ?”

Fon soruşturmasında siyasi sorumluluğun da ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Arıkan, SPK, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) yönelik işlemlerin ardından iktidarın kendi içindeki sorumluları da gündeme alması gerektiğini söyledi.

“Bu iktidar SPK’ya operasyon yaptı, MKK’ya operasyon yaptı, BDDK’ya operasyon yaptı. Peki, bu iktidar AK Parti’ye ne zaman neşter vuracak, AK Parti’ye ne zaman operasyon yapacak?” diye soran Arıkan, fon soruşturmasının siyasi boyutunun açıklanmasını istedi.

Arıkan, “Bu yolsuzlukta bütün yollar siyasi ayağa çıkar. Bu işin siyasi ayağını açıklamak zorundasınız” ifadelerini kullanarak, olayla ilgisi bulunmayan bürokratların ve vatandaşların sorumluluk altında bırakılmaması gerektiğini dile getirdi.

- “OĞLUMUZ DA OLSA, DAMADIMIZ DA OLSA HESAP SORULACAK”

Adaletin masumu korumak ve suçludan hesap sormak olduğunu belirten Arıkan, kamuoyuna yansıyan siyasi müdahale ve kayırmacılıklara tepki gösterdi.

Saadet Partisi iktidarında suç ve yolsuzluk iddialarının kişilerin yakınlığına bakılmaksızın ele alınacağını belirten Arıkan, “Oğlumuz da olsa dokunulacak, damadımız da olsa dokunulacak, pederimiz de olsa dokunulacak, kayınpederimiz de olsa dokunulacak” dedi.

Milletin hakkına ve yetimin malına el uzatan herkesin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini ifade eden Arıkan, siyasette ayrıcalık ve çifte standarda son verilmesi çağrısında bulundu.

- “PİSLİK, PİSLİKLE YIKANMAZ”

Türkiye’de siyasetin milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine skandallar üzerinden yürütülen tartışmalara sıkıştığını söyleyen Arıkan, fon soruşturması ile kamuoyuna yansıyan gayriahlaki ilişki ve istismar iddiaları üzerinden karşılıklı gündem değiştirme çabalarını eleştirdi.

Bir tarafın fon krizini gündemden düşürmek için diğer tarafın ahlaki zaaflarını öne çıkardığını, diğer tarafın ise kendi cephesindeki iddiaları perdelemek için fon dosyasına sarıldığını belirten Arıkan, “Herkes birbirinin kirli çamaşırlarını ortaya döküyor ama kimse kendi kapısının önünü süpürmeye yanaşmıyor” ifadelerini kullandı.

Arıkan, “Bizim aradığımız kötüler arasında bir sıralama yapmak değildir. Milletimiz kötünün iyisini seçmek mecburiyetinde değil. Biz milletimize doğrunun kendisini teklif ediyoruz” diyerek hem iktidara hem muhalefete sorumluluk çağrısında bulundu.

Dervişoğlu: 2027 bütçesi çöküş bütçesidir
Dervişoğlu: 2027 bütçesi çöküş bütçesidir
İçeriği Görüntüle

- “YEŞİL SÖMÜRGECİLİK”

Yaklaşan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in Antalya’da düzenlenecek olmasına da değinen Arıkan, zirvenin iklim krizinin gerçek nedenlerini tartışmaktan uzak kalacağını söyledi.

İklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, daha fazla kazanmayı ve sömürüyü esas alan ekonomik düzenin de bu krizde payı bulunduğunu belirten Arıkan, küresel güçlerin çevre sorunlarının çözümünü ticari çıkarları doğrultusunda şekillendirdiğini dile getirdi.

“Bir taraftan dünyayı kirletiyorlar, diğer taraftan dünyayı kurtarmanın teknolojisini, kredisini, sertifikasını satıyorlar” diyen Arıkan, bu yaklaşımın adının yeşil dönüşüm değil, “yeşil sömürgecilik” olduğunu söyledi.

“Sömürünün rengini değiştirmek, sömürüyü ortadan kaldırmaz” ifadelerini kullanan Arıkan, iklim krizinin nedenleriyle yüzleşilmeden kalıcı bir çözüm bulunamayacağını kaydetti.

- “BUNLARIN ÇEVRECİLİĞİ İSRAİL KARŞILARINA ÇIKANA KADAR”

COP31’e İsrail’in katılımına tepki gösteren Arıkan, Gazze’de yaşananların çevre politikaları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İsrail’in Gazze’de kullandığı patlayıcıların tarım arazilerine, su kaynaklarına ve zeytinliklere verdiği zarara dikkat çeken Arıkan, uluslararası kuruluşların bu tablo karşısındaki tutumunu eleştirdi.

“Türkiye’de yapılacak bir zirvede İsrail’in ne işi var?” diye soran Arıkan, “Bunların çevreciliği, İsrail karşılarına çıkana kadardır” dedi.

Gazze’nin toprağını ve suyunu kirletenlerin Antalya’da çevre ve gelecek üzerine konuşmasına tepki gösteren Arıkan, dünyanın ihtiyacının yeşile boyanmış bir sömürü düzeni değil, insanı ve tabiatı birlikte koruyan yeni bir dünya düzeni olduğunu ifade etti.

- “2003’Ü UNUTMAYIN!”

TBMM gündemindeki Mekke Anlaşması’nı da değerlendiren Arıkan, Türkiye’nin önümüzdeki yıllardaki askerî yükümlülüklerini ve bölgesel sorumluluklarını ilgilendiren anlaşmanın maddelerinin açıkça tartışılması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin tarihî vazifesinin Müslüman ülkeler arasında yeni cepheler oluşturmak değil, ülkeleri aynı masa etrafında buluşturmak olduğunu belirten Arıkan, 1 Mart tezkeresini hatırlatarak milletvekillerine, “2003’ü unutmayın!” diye seslendi.

- “MEKKE ANLAŞMASI’NI BU HÂLİYLE KABUL ETMEYECEĞİZ”

O dönemde de güvenlik, stratejik ortaklık ve Türkiye’nin menfaatleri üzerinden açıklamalar yapıldığını ancak Meclis’in tarihî bir karar aldığını söyleyen Arıkan, Türkiye’nin bölgesel politikasının ABD ve İsrail’in hesaplarına hizmet etmemesi gerektiğini belirtti.

“Bir Müslüman ülkenin güvenliğini başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa etmeyi kabul etmiyoruz” diyen Arıkan, Saadet Partisi olarak Mekke Anlaşması’nı mevcut hâliyle kabul etmeyeceklerini açıkladı.

- “İKTİDAR SÜT ÜRETİCİSİNİN SESİNİ DUYMALI”

Tarım ve hayvancılık alanındaki sorunlara da değinen Arıkan, Ulusal Süt Konseyi’nin 30 Ekim’deki toplantısında çiğ süt tavsiye fiyatının değiştirilmediğini hatırlattı. Tavsiye fiyatın litre başına 24 lira 30 kuruş olduğunu, üretici örgütlerinin maliyet hesabının ise 29 lirayı aştığını belirten Arıkan, üreticinin her litre sütte yaklaşık 5 lira zarar ettiğini söyledi.

Zarar eden üreticinin önce yem giderlerinden kıstığını, ardından borcunu ödeyebilmek için ahırındaki hayvanları satmak zorunda kaldığını ifade eden Arıkan, anaç hayvanların elden çıkarılmasının gelecekteki süt ve et üretimini de olumsuz etkileyeceğini kaydetti.

“Bugün süt üreticisine harcamaktan kaçındığınız her lira, yarın ithalata dolar olarak gidecek” diyen Arıkan, üreticinin desteklenmemesi hâlinde Türkiye’nin et ve süt ihtiyacını ithalatla karşılamak zorunda kalacağını belirtti.

- LÖSEMİYLE MÜCADELE EDEN ÇOCUKLARI UNUTMADI

Konuşmasının sonunda Lösemili Çocuklar Haftası’na da değinen Arıkan, lösemiyle mücadele eden çocuklara ve ailelerine geçmiş olsun dileklerini iletti.

Türkiye’de hayati öneme sahip bazı ilaçların temininde yaşanan gecikmelere, tanı ve tetkik süreçlerindeki beklemelere, tedavi için başka şehirlere gitmek zorunda kalan ailelerin ekonomik güçlüklerine dikkat çeken Arıkan, çocukların tedaviye erişiminin ailelerinin maddi imkânlarına bağlı olmaması gerektiğini söyledi.

Arıkan, devletin ilaçlara ve tanı hizmetlerine zamanında erişimi sağlaması, ailelerin ekonomik yükünü hafifletmesi ve çocukların eğitimden kopmaması için gerekli adımları atması gerektiğini belirtti.

- BABACAN: “BU, CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ’NİN ÇÖKÜŞÜDÜR”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da grup toplantısında yaptığı konuşmada fon krizinin piyasalara ve vatandaşların birikimlerine etkisine dikkat çekti.Sürecin 45 günü aştığını belirten Babacan, Ağustos sonundan Ekim sonuna kadar halka açık şirketlerdeki değer kaybının 173 milyar doları geçtiğini söyledi.

Finans piyasalarında alınacak kararlarda bir dakikalık gecikmenin dahi telafisi güç sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Babacan, yaklaşık 7 milyon vatandaşın söz konusu şirketlerdeki yatırımlarının her gün değer kaybettiğini kaydetti.

İktidarın krizin boyutunu kavrayamadığını dile getiren Babacan, “Yaşadığımız aslında sadece piyasalarda yaşanan bir çöküş değildir. Yaşadığımız bir yönetim sisteminin, yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin çöküşüdür. Karşımızdaki bu resim, bu sistemin devletin bütün kurumlarını yerle yeksan edişinin resmidir” dedi.

Kaynak: Milli Gazete