AK Parti tarafından hazırlanan yasa teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına iletildi. Yaklaşık 80 bin taşınmazı ve 3 milyona yakın vatandaşı doğrudan etkileyen düzenleme, hem bireysel mağduriyetlerin giderilmesini hem de devletin üzerindeki ağır mali yükün hafifletilmesini hedefliyor.
Orman Kadastrosu Mağduriyetine Son
Teklifin odak noktasını, tapuları sonradan orman sınırları içinde kalan taşınmazlar oluşturuyor. Kadastro tespiti sırasında özel mülk olarak kayıt altına alınan ancak ilerleyen süreçte devlet ormanı kapsamına dahil edilen ya da bu gerekçeyle davalık hale gelen parseller, sahiplerini uzun soluklu hukuki süreçlerin içine sürükledi. Bazı taşınmazlar için davalar onlarca yıl önce başlatılmış olmasına karşın hâlâ kesin bir sonuca bağlanamadı.
• Yeni düzenleme, tapu kayıtlarındaki belirsizlikleri gidermeyi amaçlıyor.
• Belirli koşulları sağlayan tapu kayıtları, herhangi bir ücret talep edilmeden geçerli sayılacak.
• Tapu kütüklerindeki orman şerhleri kaldırılacak.
• Daha önce iptal edilen bazı taşınmazlar, belirlenen koşullar dahilinde hak sahiplerine iade edilebilecek.
Devletin Taşıdığı Mali Yük
Düzenlemenin kamu maliyesi açısından da kritik bir önemi bulunuyor. Yaklaşık 120 bin hektarlık alanı kapsayan 80 bin taşınmazın tamamı için hukuki süreçlerin tamamlanması halinde devletin karşı karşıya kalacağı toplam mali yükün 516 milyar liraya ulaşabileceği hesaplandı. Bu rakam mahkeme kararlarıyla belirlenen tazminat bedelleri, birikmiş faiz yükü, yargılama giderleri ve ilgili diğer masraflar bir arada değerlendirilerek oluşturuldu.
Halihazırda 49 bin parsel için dava süreçleri devam ediyor. Geriye kalan yaklaşık 31 bin parsel için ise ilerleyen dönemde benzer taleplerin yargıya taşınması bekleniyor.
Tapu Güvencesi Yeniden Tesis Ediliyor
Teklifin mülk sahipleri açısından en belirleyici maddesi, geçerli kabul edilecek tapu koşullarına ilişkin düzenleme. Belirlenen kriterleri karşılayan tapu kayıtları ek bir ödeme şartı aranmaksızın hukuken geçerli statüye alınacak. Bu madde özellikle tapusunu elinde tutmasına karşın mülkü üzerinde tasarruf hakkını yıllardır kullanamayan vatandaşlar için hayati bir güvence niteliği taşıyor.




