1 Mayıs öncesinde sağlık ve sosyal hizmet alanındaki çalışma koşulları yeniden gündeme gelirken, SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken önemli değerlendirmelerde bulundu. Artan iş yükü, personel eksikliği ve ekonomik kayıpların hem çalışanları hem de hizmetin sürdürülebilirliğini etkilediğini belirten Akarken, 'Sağlık sistemi büyük ölçüde çalışanların özverisiyle ayakta tutuluyor. Ancak özveri bir yönetim modeli olamaz' dedi.
Sağlıkta şiddet vakalarının en kritik sorunlardan biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Akarken, fiziksel ve sözlü saldırıların yalnızca çalışan güvenliğini değil, hizmet kalitesini de tehdit ettiğini ifade etti. Bu sorunun münferit değil yapısal olduğuna dikkat çeken Akarken, caydırıcı düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Artan hasta yoğunluğu, MHRS randevu baskısı, uzun nöbetler ve personel yetersizliği de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Özellikle acil servisler ve yoğun bakım gibi birimlerde çalışanların tükenmişlik riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Akarken, çözümün daha fazla fedakârlık değil, planlı istihdam ve dengeli çalışma düzeni olduğunu dile getirdi.
Öte yandan mobbing ve idari baskıların da sağlık çalışanları açısından büyüyen bir sorun olduğuna işaret eden Akarken, psikolojik güvenliğin çalışma hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Akarken, 1 Mayıs'ın yalnızca sembolik bir gün olmadığını vurgulayarak, 'Mesele sadece ücret değil, nitelikli kamu hizmetinin geleceğidir. Emekçiler, hem hakları hem de sürdürülebilir bir sistem için seslerini yükseltecek' ifadelerini kullandı.
Ekonomik taleplerin de 1 Mayıs gündeminde önemli yer tuttuğunu belirten Akarken, parçalı ücret sistemi, vergi dilimi kayıpları ve emekliliğe yansımayan ödemelerin çalışanlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.





