Deprem kuşağında bulunan Türkiye'de riskli yapı stokunun yenilenmesi, can güvenliğinin yanı sıra ekonomik ve sosyal açıdan da büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşümün önündeki en önemli engellerden biri olan finansman sorununa dikkat çeken İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, vatandaşın üzerindeki mali yükü azaltacak ve uzun vadeli kaynak oluşturacak yeni bir model önerdi.

BURSA (İGFA) - 'BES + DASK' olarak tanımladığı modelin, Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES) birikim ve fon yönetimi yapısıyla zorunlu deprem sigortası DASK'ın bir araya getirilmesine dayandığını belirten Demir, deprem sonrasında ödeme yapan DASK'ın aynı zamanda gelecekteki kentsel dönüşüm için kaynak üreten bir sisteme dönüştürülebileceğini söyledi.

DASK, dönüşüm için de kaynak oluşturabilir

Yapı güvenliğinin yalnızca deprem meydana geldikten sonra ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Şeref Demir, DASK ödemelerinin uzun vadeli bir fonlama mekanizmasına dönüştürülebileceğini ifade etti.

İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, 'DASK'ı aylık ödemelerle işleyen ve sürekliliği güvence altına alınmış bir sisteme dönüştürerek, vatandaşın yaptığı ödemelere BES'te olduğu gibi devlet katkısı sağlanabilir. Toplanan kaynakların profesyonel fonlarda değerlendirilmesiyle yıllar içerisinde önemli bir kentsel dönüşüm sermayesi oluşturulabilir' dedi.

Birikim konuta devredilecek

Modelin önemli unsurlarından birinin birikimin kişiye değil, konuta bağlı olması olduğunu belirten Şeref Demir, bu sayede yapıların zaman içinde kendi dönüşüm finansmanını oluşturabileceğini kaydetti.

Başkan Şeref Demir, sistemin işleyişini anlatırken, 'Bir konut için yıllar boyunca yapılan ödemeler, devlet katkısı ve fon getirileriyle birlikte büyüyecek. Yapı ekonomik ömrünü tamamladığında, riskli hale geldiğinde veya kentsel dönüşüm kapsamına girdiğinde oluşan birikim, yapının yeniden inşasında kullanılacak. Konut satıldığında ise birikim eski malik tarafından çekilmeyecek, konutla birlikte yeni hak sahibine devredilecek' şeklinde konuştu.

Böylece dönüşüm maliyetinin yapı riskli hale geldiğinde bir anda ortaya çıkması yerine, yıllar boyunca oluşturulan birikimle karşılanabileceğini ifade eden Demir, finansman planlamasının bugünden yapılması gerektiğini söyledi.

'Küçük katkılar büyük bir sermayeye dönüşebilir'

Milyonlarca konutun sisteme dahil edilmesi halinde düzenli ve makul tutarlardaki ödemelerin uzun vadede önemli bir finansman kapasitesine dönüşebileceğine dikkat çeken Demir, kentsel dönüşümün kısa vadeli çözümler yerine 30, 40 hatta 50 yıllık bir perspektifle ele alınması gerektiğini belirtti.

İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, 'Bugün yapılacak küçük ve düzenli katkılar, doğru fon yönetimiyle yıllar içerisinde önemli bir sermayeye dönüşebilir. Böylece yapı ömrünü tamamladığında vatandaşın karşısına bir anda karşılanması güç bir maliyet çıkmaz; dönüşüm için gerekli kaynak önceden oluşturulmuş olur' ifadelerini kullandı.

'Depremden önce kaynağımızı oluşturalım'

Kentsel dönüşümün yalnızca vatandaş, müteahhit veya belediyelerin tek başına çözebileceği bir sorun olmadığını vurgulayan Demir, merkezi ve yerel yönetimler ile finans, sigorta, fon ve inşaat sektörlerinin ortak bir model geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Kadınlar üretiyor, yıldırım kazanıyor
Kadınlar üretiyor, yıldırım kazanıyor
İçeriği Görüntüle

Kentsel dönüşümün bir gider değil, geleceğe yönelik bir güvenlik yatırımı olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Şeref Demir, sözlerini şöyle tamamladı: 'Depremden sonra kaynak arayan değil, depremden önce kaynağını oluşturan bir Türkiye hedeflemeliyiz. Bugün oluşturacağımız sürdürülebilir bir finansman sistemiyle vatandaşımızın üzerindeki yükü azaltabilir, kamu bütçesini koruyabilir ve kentlerimizin dönüşümünü hızlandırabiliriz. Küçük katkıları uzun vadeli birikime dönüştüren, devletin desteklediği ve fon getirileriyle büyüyen bir sistem, Türkiye'nin kentsel dönüşüm sorununa kalıcı bir finansman modeli sunabilir.'

Kaynak: RSS