YENİ Parti İnegöl ilçe yönetimi belli oldu! İşte Erkan Dönmez’in yeni yönetimi
YENİ Parti İnegöl ilçe yönetimi belli oldu! İşte Erkan Dönmez’in yeni yönetimi
İçeriği Görüntüle

Her günümüzün bir gün, her haftamızın bir hafta olarak kutlandığı ülkemizde nihayet sıra bize geldi. 25 yıldır bu görevi şerefle yerine getirmeye çalışan bir kardeşiniz, sizin deyiminizle bir hocanız olarak duygularımı yazacağım . 1-7 Ekim tarihleri arası Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak 1986 yılından itibaren kutlanmaktadır, Gerçi önceleri sadece Camiler Haftası olarak kutlanırken 2003 yılında Din görevlileri de ilave edildi. Bizim tabiki böyle bir güne ihtiyacımız yok, lakin insanların camiler ile buluşmasına , önemli konuları tema olarak belirlemek suretiyle farkındalık oluşturması yönü ile son derece önemsiyoruz bu haftayı. Biz büyük bir aileyiz, Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığımızın bünyesinde toplam personel sayımız 140 bin civarında, bunun büyük bir kısmı imam-hatip ve müezzin-kayyımlardan oluşan cami görevlileridir. Türkiye genelinde ise yaklaşık 90 bin cami ile bu topraklarda islamın en gür sedasını her gün yeryüzüne haykırmaktayız. Allah'ın dinine hizmet etmek şerefini yaşıyoruz (Elhamdülillah) . Cami ve Din görevlileri hayatımızın merkezinde yer alan, iyi günlerin paydaşı olduğu gibi, kötü günlerimizde sığınılacak bir liman olarak mesai kavramı olmadan görev yapanlardır. Bazen bir nikah vesilesiyle bir hocanın önünde diz çöker, bazen bir cenazemizin üzüntüsünü omuzunda göz yaşı dökerek teselli aradığımız kişidir hoca.... Yani herzaman hayatın içinde, hemen yanıbaşınızda bulabildiğiniz , erişebildiğiniz kişilerdir hocalar. Buna rağmen toplumun bir kesimi tarafından dışlanan, hatta atomu niye parçalayamıyorlar diye eleştiri oklarının odağına çekilen, içimizdeki çürük elmaların yanlışları yüzünden tüm hocaların rencide edilip, yaftalandığı kişilerdir Hocalar... Oysa bizde insanız, herkes gibi, bizim de anne babamız var, evlatlarımız var, nefsimiz var, dünya ya dair hayallerimiz var, beşer olarak ihtiyaçlarımız var, bizimde şeytan ile savaşımız var, bizimde yaşadığımız bilmediğiniz imtihanlarımız var.Ağladığımız geceler, güldüğümüz günlerimiz var.Duygularımız var,yaşayamadığımız.... Rahmetli Babam derdi, imamın sarığı beyazdır, leke kabul etmez diye... çok doğru bir söz, o yüzden toplumun bizden beklentisi çok yüksek, hata yapma hakkımız yok, yanlış yapma şansımız yok.... Herzaman söylerim, sizleride içine alan şu sözü unutmayın, kusursuz olan İslamdır, Müslümanlar değil, hocalar değil... Neyse konuyu fazla dağıtmadan öze dönelim, Camilerin olmadığı bir şehir düşünelim... Ezan sesi yok, vakti girdiğinde avlusunda şadırvanında abdest alıp huzura çıkıp ruku edip secde edeceğimiz bir caminin olmadığı şehir hayal edin.... Camilerin kıymetini, caminin olmadığı ülkelere yolculuk edenlere veya oralarda yaşamak zorunda kalanlara sormak lazım...Camilerin kıymetini Gazzedeki yıkılmış camilerin içinde toplanmaya çalışan kardeşlerimize sormak lazım,camilerin kıymetini kapısında siyonist askerlerin silahla nöbet tuttuğu Kudüslü Müslümanlara sormak lazım.... Camiler asırları aşan zamandır ibadet, dua, huzur için bizleri toplayan mekanlardır. Zengin-fakir, patron-işçi, Amir-memur ayrımı olmadan, herkesi kucaklayan kutsal mekanlarımızdır camiler. Kırık gönüllerin onarıldığı, yıkılan ümitlerin yeniden inşa edildiği, çürüyen insanlığımızın yeniden yeşertildiği baba ocaklarıdır camilerimiz. Minarelerinden yükselen ezanların sadece namaz vaktini bildiren bir çağrı olmadığını, aynı zamanda birliğe, kardeşliğe, huzura, Allah'tan başkasına kul olmamaya, ümmet olma şuuruna, kurtuluşa davet eden ilahi bir Nida, kutlu bir ses olarak duyulması gerekir. Camiler ecdadımızın bu topraklara vurduğu İslâm'ın bir mührüdür.... Şehitlerimizin emanetidir...Direnişin ve Diriliş in merkezleridir. 15 Temmuz gecesi olduğu gibi,
minarelerinden yükselen salalar ile bir milleti ayağa kaldıran destansı cephelerdir camiler.
Eskiden din adamı derlerdi bize , hiç hoşlanmazdım bu tabirden , nedemek din adamı, İslâm da ruhbanlık yok, herkes dininin adamı .... Biz dinin hadimi olmaya talip olanlarız, mesayi kavramı olmadan neredeyse 24 saatimizi kullanıyoruz hizmet edebilme gayesi ile... Biz biliyoruz ki görevimiz sadece mihrapta ,minberde, kürsüde, cami içinde değil....Asıl görevimiz Bir garibin sofrasına aş olduğumuzda, bir yetimin gözyaşına mendil olduğumuzda, kısaca ulaşabildiğimiz , gücümüzün yettiği her mekanda var olduğumuz da başlamakta... Hayatın merkezinde, toplumun herkesimine ulaşabilmek, insanımızı iyiye, doğruya, güzele, Hakka ulaştırabilecek imkanları aramaktır...
Bu yazı vesilesiyle şunu da hatırlatmak isterim, farklılıklarımız zenginliğimizdir, unutmayın, aynı kıbleye dönüyoruz, aynı kitabı okuyoruz, aynı Allaha inanıyoruz,aynı Peygamberin ümmetiyiz, aynı safta omuz omuza duruyoruz, aynı duaya hep birlikte amiiiin diyoruz, aynı ümidin aynı cennetin peşinde koşuyoruz.... Ne kadar çok ortak noktamız varmış değilmi, öyleyse aramızdaki kırgınlık, ayrılık gayrılıklar neden? Yazacak söylenecek çok söz var lakin bukadarı ile iktifa edelim.
Bu anlamlı haftada, insanımıza fedakarca hizmet eden, gönül dünyalarına sirayet eden, toplumsal birliğin, beraberliğin, huzurun menbağı olan, din gönüllüsü, din hizmetlisi, din görevlisi olan kardeşlerimizin haftasını tebrik ediyorum, biliyorum pek çok kimse bu haftayı umursamayacak, lakin biz bizi unutmayıp hatırlayanları unutmayacağız, yaptığımız hizmetler kul nezdinde görülmesede, Rabbimizin katında elbet bir gün karşılık bulacaktır.... Yüce Rabbim, Camilerimizi Mü'minsiz, minarelerimizi Ezansız, Gönderlerimizi ay yıldızlı al bayraksız, Müslümanlıkla yoğrulan bu toprakları Müslümansız bırakmasın İnşallah

Mehmet Nuri Memiş İshakpaşa Camii uzman İmam Hatibi

Kaynak: Haber Merkezi