Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısı'nda konuşarak, Türkiye'nin iç ve dış gündemine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Ekonomiden siyasete, tarımdan enerjiye, Gazze'den NATO zirvesine kadar birçok başlıkta görüşlerini paylaşan Arıkan, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sorunların temelinde yapısal bir kriz bulunduğunu söyledi.
- "SİYASET ALANI HER GEÇEN GÜN DARALIYOR"
Konuşmasında son yıllardaki siyasi gelişmelere değinen Arıkan, Türkiye'nin normalleşmeye ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Siyaset analizleri
“Türkiye'nin son yıllarda en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri siyasetin normalleşmesidir” diyen Arıkan, 2015 yılından bu yana yaşanan gelişmeleri sıralayarak şu ifadeleri kullandı:
“Haziran ve Kasım 2015 seçimleri, darbe girişimi, OHAL süreci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş, seçim sistemindeki değişiklikler, kayyım uygulamaları ve son yaşananlar birbirinden bağımsız değildir. Sekiz yıldır çözülemeyen ekonomik krizle siyaset alanının daraltılması aynı yapısal krizin farklı görünümleridir.”
- "VESAYETİN HER TÜRLÜSÜNÜ REDDEDİYORUZ"
Siyaset alanının daralmasının sadece muhalefeti değil bütün toplumu etkilediğini vurgulayan Arıkan, şunları kaydetti:
“Askeri vesayeti reddettiğimiz gibi yargı vesayetini de reddediyoruz. Laikçi vesayeti reddettiğimiz gibi muhafazakâr vesayeti de reddediyoruz. Apoletli vesayetleri reddettiğimiz gibi kravatlı ve cübbeli vesayetleri de reddediyoruz. Şaibesiz bir Türkiye diyoruz, vesayetsiz bir Türkiye diyoruz, krizsiz bir Türkiye diyoruz."
Siyaset
- "AÇLIK SINIRI 35 BİN LİRAYI AŞTI"
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arıkan, vatandaşların yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekti.
Açlık sınırının 35 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 114 bin lirayı geçtiğini belirten Arıkan, “Bir ailenin yoksul olması için eve dört buçuk asgari ücret girmesi gerekiyor. Baba çalışacak, anne çalışacak, oğul çalışacak, kız çalışacak ki ancak yoksul olabilsinler. Tabii o da iş bulabilirlerse" dedi.
İktidarın ekonomik göstergeler üzerinden yaptığı değerlendirmeleri eleştiren Arıkan, “Emeklinin 20 bin lira, asgari ücretlinin 28 bin lira aldığı, iktidarın da 50 bin dolarlık alım gücü olduğuna inandığı bir ülke bulmak gerçekten mümkün değildir” diye konuştu.
- "EMRECAN HASTANEYE GİDEMİYOR"
Enflasyon tartışmalarına da değinen Arıkan, Osmaniye ziyaretinde karşılaştığı Tip 1 diyabet hastası bir genç üzerinden hükümete tepki gösterdi.
“Emrecan kardeşim, Genel Sağlık Sigortası priminin bir yılda 780 liradan bin 981 liraya çıktığını söyledi. Borcundan dolayı hastaneye gidemediğini anlattı” diyen Arıkan, şöyle devam etti:
“Ey iktidar yetkilileri; enflasyon gerçekten yüzde 32 ise Genel Sağlık Sigortası bedelini neden yüzde 154 artırıyorsunuz? Siz hangi enflasyondan, hangi büyümeden, hangi milli gelirden bahsediyorsunuz?”
- "TEMMUZ'DA ARA ZAM YAPILMALIDIR"
Temmuz ayında emeklilere ve çalışanlara ilave artış yapılması gerektiğini belirten Arıkan, şunları söyledi:
“Temmuz ayında emekli maaşına ve asgari ücrete hem ara zam hem de seyyanen zam yapılmalıdır. Bu çağrımız iktidara tavsiye değildir. Emeklinin, işçinin ve emekçinin talebidir.”
- "FAİZ VAR AMA SORUMLUSU YOK"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın faiz konusundaki açıklamalarına da değinen Arıkan, ekonomik tablonun sorumluluğunun üstlenilmediğini söyledi.
“Cumhurbaşkanı, 'Faizin olduğu yerde bereket olmaz' diyor. Peki bunların sorumlusu kim?” diye soran Arıkan, “Bu ülkede sorun var ama sorumlu yok. Bu ülkede hesap var ama hesap verebilirlik yok. Bu ülkede yetki var ama sorumluluk yok. Ekonomik kriz var, faiz var, hayat pahalılığı var. Sadece bunların sorumluları yok” diye konuştu.
Arıkan, “Sayın Cumhurbaşkanım; sorumlu bir kaptan, gemi karaya vurduktan sonra arka koltuğa geçmez” ifadelerini kullandı.
- "ABRAHAM DEĞİL İBRAHİM ANLAŞMALARI"
Gazze ve İsrail politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, İsrail ile normalleşmeyi hedefleyen Abraham Anlaşmaları'na sert tepki gösterdi.
“Trump, Türkiye'nin de Abraham Anlaşmaları'na imza atmasını istiyor. İktidara sesleniyorum; sakın böyle bir şeye tevessül etmeyin” diyen Arıkan, “İhtiyacımız olan İsrail'in Arz-ı Mev'ud anlayışını merkeze alan Abraham Anlaşmaları değildir. İhtiyacımız olan Mescid-i Aksa'yı ve merhameti merkeze alan İbrahim Anlaşmalarıdır" ifadelerini kullandı.
Arıkan, “Milli Görüş iktidarında Abraham Anlaşmalarını çöpe atacağız. İbrahim Anlaşması'na Mahmut Arıkan imza atacak inşallah” dedi.
- "BEYRUT DEMEK ANKARA DEMEKTİR"
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına da dikkat çeken Arıkan, bölge ülkelerinin sessiz kaldığını söyledi.
Arıkan, “Filistin yalnız kaldı, İran yalnız mücadele etti, şimdi Lübnan yalnız bırakılıyor. İsrail önce Litani Nehri'nin güneyi dedi, şimdi kuzeyine ilerliyor. Beyrut'un işgaline adım adım hazırlanıyorlar. Beyrut demek Ankara demektir. Reyhanlı ile Sayda arasında fark yoktur" diye konuştu.
- NATO ZİRVESİ İÇİN ÇAĞRI: "İSRAİL'E TANINAN İMTİYAZLARI KALDIRIN"
Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne de değinen Arıkan, hükümete çağrıda bulundu.
“Bu zirvede İsrail'in NATO'dan dışlanmasını sağlayın. NATO içinde İsrail'e tanınan bütün imtiyazların kaldırılmasını gündeme getirin” diyen Arıkan, Türkiye'nin en azından zirve bildirisine şerh koyması gerektiğini ifade etti.
- "ENERJİ VE TARIM BİR BEKA SORUNUDUR"
Enerji ve tarım alanındaki sorunların milli güvenlik boyutuna ulaştığını söyleyen Arıkan, Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılık oranının hâlâ yüzde 70 seviyelerinde bulunduğunu belirtti.
Arıkan, “İktidara geldiğimizde Türkiye genelinde Elektrifikasyon Hamlesi başlatacağız” diyerek, enerji alanındaki dönüşüm için gerekli planların hazır olduğunu söyledi.
Tarım sektöründe de ciddi sorunlar yaşandığını ifade eden Arıkan, son yıllarda yaklaşık 3 milyon çiftçinin üretimden çekildiğini belirterek, “İşte beka sorunu budur, işte ülkenin gerçek gündemi budur” dedi.
- TÜRKŞEKER'DE "600 MİLYON LİRALIK ZARAR" İDDİASI
Arıkan, Türkşeker üzerinden gündeme gelen satış işlemlerine de tepki gösterdi.
Kurumun mevzuata göre şeker satışlarını duyuru ve ilanla yapması gerektiğini hatırlatan Arıkan, nisan ayı sonunda herhangi bir ilan yayımlanmadan iki firmaya toplam 100 bin ton şeker satıldığını öne sürdü.
Şekerin çuval satış fiyatının bin 735 lira olmasına rağmen söz konusu firmalara bin 588 liradan verildiğini belirten Arıkan, satıştan sadece 24 saat sonra şekere yüzde 11 zam yapıldığına dikkat çekerek, “Uzmanlarımızın hesabına göre Türkşeker yaklaşık 600 milyon lira zarara uğratıldı. Bunun adı satış değil, peşkeştir” dedi.
Kurumun zararının 2023'te 3 milyar 300 milyon liradan 2024'te 11 milyar liraya yükseldiğini ifade eden Arıkan, 2025 bilançosunun ise hâlâ açıklanmadığını belirterek şeffaflık çağrısında bulundu.
- "TÜRKİYE'Yİ UMUTSUZLUĞA TESLİM ETMEYECEĞİZ"
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin sorunlarının çözülebileceğini vurgulayan Arıkan, şu mesajı verdi:
“Türkiye'nin sorunları büyüktür ama Türkiye'nin gücü, birikimi ve potansiyeli çok daha büyüktür. Türkiye'yi umutsuzluğa teslim etmeyeceğiz. Türkiye'yi yoksulluğa teslim etmeyeceğiz. Türkiye'yi adaletsizliğe teslim etmeyeceğiz. Türkiye'yi korkuya ve çaresizliğe teslim etmeyeceğiz. Türkiye 'oh be' diyene kadar çalışmaya devam edeceğiz. "





