Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, Arafat’a varınca, kıyamete kadar insanlığa ışık tutacak bir çeşit “İnsan hakları beyannamesi” niteliğinde olan meşhur Veda Hutbesini burada okumuştur. Bu veda haccından bir yıl önce nazil olan Tevbe suresinde: Müşriklerin pis olduğu ve bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmamaları  emredildiği için, Veda Haccında Mekke-i Mükerreme’de sadece Müslümanlar vardı. Hutbeyi de yalnızca Müslümanlar dinlemişti. Arafat’ta yüz binin üzerindeki hacıya hitaben bir hutbe okuyan Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, sesinin bütün hacılar tarafından işitilmesi için belli mesafelerde gür sesli sahabelerden bazılarını görevlendirdi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sözlerini tekrar eden bu kişiler hutbenin bütün hacılar tarafından duyulmasını sağlıyorlardı. Devesi Kusva’nın sırtında olduğu halde Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şu hutbeyi okudu:
Bismillâhirrahmanirrahim.
Hamd ü sena sadece ALLAH Teâlâ’ya mahsustur. Biz de O’na hamd ederiz. O’ndan yardım dileriz. Bizi affetmesini niyaz ederiz. O’na tevbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden, yaptıklarımızın kötülüklerinden ALLAH Teâlâ’ya sığınırız. Hidayete gideceklerini bildiği için ALLAH Teâlâ’nın hidayete erdirdiğini, hiçbir kimse saptıramaz. Yine sapacağını bildiği için saptırdığını da hiçbir kimse hidayete erdiremez. ALLAH Teâlâ’dan başka hiçbir ilâh olmadığına, ALLAH Teâlâ’nın birliğine ve ALLAH Teâlâ’nın kulu ve peygamberi olduğuma şehadet ederim.
Ey ALLAH Teâlâ’nın kulları! Sizlere ALLAH Teâlâ’dan korkmayı tavsiye ederim. Sizleri ALLAH Teâlâ’ya itaat etmeye teşvik ederim. Böylece en hayırlı şeyle başlamış olurum.
Bundan sonra: 
Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyin. Sizleri aydınlatayım. Hac menâsikini, yani yapılışına ilişkin uygulama, fiil ve davranışlarını benden alınız. Ben bu haccımdan sonra hac yapıp yapamayacağımı bilmiyorum. Belki bu seneden sonra bir daha sizinle burada buluşamayacağım. Bu nasihatlerimi, burada bulunan bulunmayana ulaştırsın.
Ey insanlar! Bugünün hangi gün olduğunu, bu ayın hangi ay olduğunu ve bu beldenin hangi belde olduğunu biliyor musunuz? Orada bulunan sahabe: 
- Bu belde mukaddes bir belde, bu ay mukaddes bir ay, bugün de mukaddes bir gündür, diye cevap verdiler.
Ey insanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ve bu beldeniz Mekke-i Mükerreme de nasıl mukaddes bir belde ise Rabbinize kavuşuncaya kadar canlarınız, mallarınız da öylece mukaddestir ve birbirinize haramdır. 
Ey insanlar! Bilin ki herkes cinayetinden, bizzat kendisi sorumludur. Cinayet işleyen kendine karşı cinayet işlemiş sayılır. Hiçbir babanın cinayetinden oğlu sorumlu tutulmaz. Binaenaleyh çocuk babasına karşı cinayet işlemesin. Baba da çocuğuna karşı cinayet işlemesin. Haberiniz olsun ki! Müslüman, Müslümanın kardeşidir.
Ey insanlar! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Borç mutlaka yerine verilecek, ödenecek; kiralanan şey de sahibine iade edilecektir. Kefil, tazminatla mükelleftir. Cahiliyet devrine ait her çeşit faiz kaldırılmıştır. İlk kaldırdığım faiz, Abdülmuttalib’in oğlu Amcam Abbas’ın faizi idi. Fakat sizin için asıl anaparayı alma hakkı vardır. Böylece ne kimseye zulmetmiş olursunuz ne de zulmedilmiş olursunuz. ALLAH Teâlâ, faiz yoktur diye hükmetti. İyi bilin ki cahiliye adetlerinden her şey şu iki ayağımın altındadır.
Ey ashabım! Cahiliyyet devrinde güdülen kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası; Abdülmuttalib’in torunu Rabiatül-Haris’in oğlu Amir’in kan davasıdır. Cahiliyet devrinden kalan bütün örf ve adetler kaldırılmıştır. Ancak Kâbe’ye dair hizmet işleri ve hacca gelenlere su vermek adetleri bakidir. Kasten öldüren kısas edilecektir. Sopa ve taşla öldürülen ise kasten öldürülmüşe benzer. Sopa ve taşla öldürülenin yüz deve diyet hakkı vardır. Bunu artıran cahiliyyet devrinin insanı gibidir. Zulmetmeyiniz, zulmetmeyiniz, zulme uğramayınız!
Ey insanlar! Artık şeytan bu topraklarınızda kendisine tapılmaktan ümidini kesmiştir. Fakat tapılmanın dışında basit gördüğünüz amellerinizde şeytana uymanız onu memnun kılacaktır. Dininizi muhafaza hususunda ondan çok sakınınız.