<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Süper Kanal TV</title>
    <link>https://www.superkanaltv.com</link>
    <description>Süper Kanal TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.superkanaltv.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2026 08:04:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İGF'den üyelerine sağlık anlaşması... Ücretsiz muayene, tedavide yüzde 25 indirim]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/igfden-uyelerine-saglik-anlasmasi-ucretsiz-muayene-tedavide-yuzde-25-indirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/igfden-uyelerine-saglik-anlasmasi-ucretsiz-muayene-tedavide-yuzde-25-indirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnternet Gazetecileri Federasyonu (İGF), Gebze'de hizmet veren Neşe Egemen Ayak Sağlık Merkezi ile üyeleri ve birinci derece yakınlarını kapsayan önemli bir indirim anlaşmasına imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İGF Marmara Bölge Başkanı Mesut Işık ile Neşe Egemen Ayak Sağlık Merkezi sahibi Neşe Egemen tarafından imzalanan anlaşma kapsamında federasyon üyeleri ve birinci derece yakınları, merkezde ücretsiz muayene olabilecek. Tedavi hizmetlerinde ise yüzde 25 indirim uygulanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anlaşmanın imza töreninde konuşan Neşe Egemen, basın mensuplarının toplumdaki önemli rolüne dikkat çekerek gazetecilerin her zaman yanında olduklarını söyledi. Ayak sağlığının yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını belirten Egemen, İGF üyelerine ve yakınlarına sağlık hizmeti sunmaktan mutluluk duyacaklarını ifade etti.</p>

<p><strong>IŞIK'TAN TEŞEKKÜR</strong></p>

<p>İGF Marmara Bölge Başkanı Mesut Işık da yapılan iş birliğinin gazeteciler açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek Neşe Egemen ve merkez çalışanlarına teşekkür etti. Işık, 'Sağlık çok önemli, ayak sağlığı da önemli. Bu alanda bize büyük destek sağlayan ve yanımızda olan Neşe Egemen Ayak Sağlık Merkezi'ne meslektaşlarım adına teşekkür ediyorum' dedi.</p>

<p>Yapılan anlaşmayla İGF üyeleri ve birinci derece yakınları ücretsiz muayene, tedavi hizmetlerinde ise yüzde 25 indirim imkanından yararlanabilecek.</p>

<p>İletişim: Neşe Egemen - 0532 261 30 36</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/igfden-uyelerine-saglik-anlasmasi-ucretsiz-muayene-tedavide-yuzde-25-indirim</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/08/igfden-uyelerine-saglik-anlasmasi-ucretsiz-muayene-tedavide-yuzde-25-indirim.webp" type="image/jpeg" length="32000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanı Memişoğlu: İyilik paylaştıkça çoğalır]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışında dijitalleşmeyle birlikte ulaşılan rakamları paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışında dijitalleşmeyle birlikte ulaşılan rakamları paylaştı. Memişoğlu, 143 bin 887 kişinin dijital vasiyet oluşturarak organ bağışı sürecine katıldığını, 2 milyon 510 bin 18 organ ve dokunun bağışlandığını açıkladı.</p>

<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.</p>

<p>Organ bağışı süreçlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirilerek vatandaşlar için daha kolay hale getirildiğini belirten Memişoğlu, bu uygulamayla birlikte bağış sürecine katılımın arttığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>143 BİN 887 KİŞİ DİJİTAL VASİYET OLUŞTURDU</strong></p>

<p>Memişoğlu, dijital vasiyet oluşturarak organ bağışı hareketine katılan vatandaşların sayısının 143 bin 887'ye ulaştığını bildirdi. Paylaşımında organ ve doku bağışı rakamlarını da açıklayan Memişoğlu, bugüne kadar 2 milyon 510 bin 18 organ ve dokunun bağışlandığını belirtti.</p>

<p>Organ bağışının hayatlara umut olduğunu vurgulayan Memişoğlu, paylaşımında Zübeyde Hanım ve Özgür Bey'e sağlık ve mutluluk dilerken, 'İyilik paylaştıkça çoğalır' ifadelerini kullanarak tüm vatandaşları organ bağışında bulunmaya davet etti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">İyilik paylaştıkça çoğalır. ????<br />
<br />
Organ bağışı süreçlerini e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirerek vatandaşlarımız için çok daha kolay hâle getirdik.<br />
<br />
O günden bugüne:<br />
<br />
✅ 143 bin 887 vatandaşımız dijital vasiyetini oluşturarak bu iyilik hareketine katıldı.<br />
✅ 2 milyon 510: <a href="https://t.co/0LhP3zG9FE" rel="nofollow">https://t.co/0LhP3zG9FE</a></p>
— Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) <a href="https://x.com/drmemisoglu/status/2087480176737214833?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 12, 2026</a></blockquote>
<script async src='https://platform.x.com/widgets.js' charset='utf-8'></script>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/08/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir.webp" type="image/jpeg" length="82610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sporcu sağlık raporunda yeni dönem... Geçerlilik süresi 3 yıla çıktı]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle sporcu sağlık raporu ve sağlık durum belgelerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle sporcu sağlık raporu ve sağlık durum belgelerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden belirlendi. Sporcu sağlık raporları, aksi belirtilmedikçe 3 yıl; sağlık durum belgeleri ise 1 yıl geçerli olacak.</p>

<p>Spor faaliyetlerine katılacak kişilerin sağlık durumlarının değerlendirilmesine ilişkin Sporcu Sağlık Raporları Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle sporcu lisansı, vize ve transfer işlemlerinde kullanılacak sağlık raporlarının yanı sıra okul ve sosyal amaçlı spor faaliyetlerinde kullanılacak sağlık durum belgelerinin düzenlenme süreci yeniden şekillendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HANGİ DURUMDA RAPOR, HANGİ DURUMDA BELGE?</strong></p>

<p>Yönetmeliğe göre A grubu spor dallarında her durumda sporcu sağlık raporu düzenlenecek. B grubu spor dallarında ise sağlık bilgi sistemi tarafından kişinin tabip değerlendirmesine yönlendirilmesi halinde rapor alınacak.</p>

<p>Sistemin tabip değerlendirmesine yönlendirmediği durumlarda ve C grubu spor dalları ile okul ve sosyal aktivite amaçlı spor faaliyetlerinde sağlık durum belgesi düzenlenecek.</p>

<p>Başvurular öncesinde e-Devlet veya sağlık bilgi sistemi üzerinden 'spora katılım sağlık durumu değerlendirme formu' doldurulacak ya da güncellenecek.</p>

<p><strong>SAĞLIK GEÇMİŞİ SİSTEM ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLECEK</strong></p>

<p>Sağlık durum belgesi başvurularında kişinin beyanlarının yanı sıra sistemde yer alan hastalık tanıları, kullanılan ilaçlara ilişkin raporlar, sağlık raporları ve aşılama bilgileri elektronik ortamda değerlendirilecek.</p>

<p>Sağlık açısından tabip değerlendirmesi gereken bir durum tespit edilirse kişi, sağlık raporu düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilecek.</p>

<p>Sporcu sağlık raporları yalnızca Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler, üniversitelerin sağlık uygulama ve araştırma merkezleri, aile hekimliği birimleri ile mevzuata göre yetkilendirilen özel hastane ve tıp merkezlerinde düzenlenebilecek.</p>

<p><strong>RAPOR 3 YIL, BELGE 1 YIL GEÇERLİ</strong></p>

<p>Yönetmeliğin dikkat çeken düzenlemelerinden biri de geçerlilik süreleri oldu. Sporcu sağlık raporu, tabip tarafından daha kısa süreli kontrol öngörülmediği takdirde 3 yıl süreyle geçerli olacak. Sağlık durum belgesinin geçerlilik süresi ise 1 yıl olacak. Ancak kişinin sağlık durumunda değişiklik olması veya spor faaliyetinin gerçekleştirileceği kurumun gerekçeli talepte bulunması halinde rapor ya da belge süresi dolmadan yeniden düzenlenebilecek. Daha önce düzenlenmiş sporcu sağlık raporları ise raporda belirtilen sürenin sonuna kadar geçerliliğini koruyacak.</p>

<p>Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260811-2.htm" rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/08/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti.webp" type="image/jpeg" length="32223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bini aşkın çocuk kemik iliği nakliyle hayat buldu]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/bini-askin-cocuk-kemik-iligi-nakliyle-hayat-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/bini-askin-cocuk-kemik-iligi-nakliyle-hayat-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemik iliği nakli olan çocukların aileleriyle birlikte hekimleri ile buluştuğu '1000 Naklin Ardından 1000 Masal' etkinliği gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kemik iliği nakli konusunda farkındalığın artırılması, donörlüğün önemine dikkat çekilmesi ve nakil sonrası sağlığına kavuşan çocuklar ile ailelerinin deneyimlerinin paylaşılması amacıyla düzenlenen '1000 Naklin Ardından 1000 Masal' etkinliği Batman'da yapıldı.</p>

<p>Etkinlikte konuşan Çocuk Hematolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın, İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi olarak bugüne kadar 1000'den fazla nakil gerçekleştirdiklerini belirterek, Batman'ın etkinliğin ikinci durağı olarak seçilmesinin nedenini anlattı. Fışgın, '1000 naklin ardından 1000 Masal' adlı aktivitemizin ikincisinde Batman'dayız. Bugüne kadar 1000'den fazla nakil gerçekleştirdik. Nakil gerçekleştirdiğimiz bölgelere baktığımızda Batman ve çevresinden yaklaşık 80 nakil yaptığımızı gördük. Bu nedenle aktivitemizin ikincisini Batman'da yapmayı planladık' dedi.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/10/1786355998-batman-1000-nakil-etkinlik-1-1786359291-781-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AMAÇ FARKINDALIK</strong></p>

<p>Etkinliğin temel amacının kemik iliği nakli ve donörlük konusunda toplumdaki farkındalığı artırmak olduğunu ifade eden Fışgın, 'Bize nakil olmuş ve artık sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam eden çocuklarımızla, ailelerimizle ve donörlerimizle bir araya gelmek istedik. Kemik iliği nakli, yaşamı tehdit eden kan hastalıklarında önemli tedavi yöntemlerinden biri ancak oldukça zor ve karmaşık bir süreç. Bu süreçte yaşanan deneyimlerin paylaşılmasını çok önemsiyoruz' diye konuştu.</p>

<p>Naklin üzerinden 3 ila 5 yıl geçen ve sağlığına kavuşan çocukların hikâyelerinin yeni nakil sürecindeki ailelere umut olabileceğini kaydeden Fışgın, 'Sağlıklı çocuklarımız, donörlerimiz ve ailelerimizle bir araya gelerek onların hayata dönüş masallarını dinleyeceğiz. Bu aktivitede biz çok konuşmayacağız. Daha çok sağlığına kavuşan çocuklarımız, anneler, babalar ve donörler konuşacak. Kemik iliği nakli tedavisini düşünen aileler açısından bu görüşmelerin yol gösterici olacağını ve karar verme süreçlerine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Batman'da çocuklarımızla, ailelerimizle, derneklerimizle ve hekimlerimizle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Batman, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/bini-askin-cocuk-kemik-iligi-nakliyle-hayat-buldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/08/bini-askin-cocuk-kemik-iligi-nakliyle-hayat-buldu.webp" type="image/jpeg" length="91332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrekleri sessizce tehdit eden üç hastalık]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Böbrek taşları, böbrek tümörleri ve alt idrar yolu tıkanıklıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyerek kalıcı böbrek hasarına neden olabiliyor. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, erken tanı ve kişiye özel tedavinin böbrek fonksiyonlarının korunmasındaki önemine dikkat çekerek, özellikle idrar yapma alışkanlıklarındaki değişikliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ücudun atık maddelerden arındırılmasında hayati rol üstlenen böbrekler, yalnızca kanı süzen organlar olarak görev yapmıyor. Su, tuz ve mineral dengesinin korunmasından tansiyonun düzenlenmesine, alyuvar üretiminin desteklenmesinden D vitamininin aktif hale getirilmesine kadar birçok yaşamsal işlevi bulunan böbrekler, bazı ürolojik hastalıklar nedeniyle zamanla işlevlerini kaybedebiliyor.</p>

<p>Üroloji Uzmanı Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, böbreklerin süzme işlevini kalıcı olarak bozabilen üç önemli ürolojik soruna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/09/1786081720-op-dr-adil-g-al-g-l-1786273419-913-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BÖBREK TAŞLARI YÜKSEK BASINCA NEDEN OLABİLİYOR</strong></p>

<p>Böbreklerde oluşan taşların idrarı mesaneye taşıyan kanallara düşmesi, idrar akışını engelleyebiliyor. İdrarın böbrekte birikmesiyle oluşan yüksek basınç, zaman içerisinde böbrek dokusuna zarar vererek kalıcı fonksiyon kaybına yol açabiliyor. 'Hidronefroz' olarak adlandırılan bu durumda biriken idrar, ciddi enfeksiyonların gelişmesi için de uygun ortam oluşturabiliyor. Tedavi edilmeyen enfeksiyonların kana karışması ise hayati risk oluşturabiliyor.</p>

<p>Böbrek taşı riskinin azaltılmasında yeterli su tüketimi, tuz kullanımının sınırlandırılması ve düzenli sağlık kontrolleri önem taşıyor. Taş oluşması durumunda ise günümüzde kapalı cerrahi yöntemler, lazer teknolojileri ve dışarıdan uygulanan ses dalgalarıyla tedavi seçenekleri bulunuyor.</p>

<p><strong>BÖBREK TÜMÖRLERİ BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR</strong></p>

<p>Böbrek tümörlerinin erken evrede çoğu zaman ağrı, kanama veya başka belirgin bir şikâyete yol açmadığına dikkat çeken Güçlü, bu nedenle hastalığın sıklıkla farklı nedenlerle gerçekleştirilen ultrasonografi veya tomografi sırasında tesadüfen tespit edildiğini belirtti. İleri yaş, sigara kullanımı, hipertansiyon ve obezite böbrek tümörleri açısından önemli risk faktörleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Erken tanının böbreğin korunması açısından da önem taşıdığını belirten Güçlü, geçmişte tümör saptandığında böbreğin tamamının alınmasının daha sık uygulandığını, günümüzde ise nefron koruyucu cerrahi sayesinde yalnızca tümörlü dokunun çıkarılarak sağlıklı böbrek dokusunun korunabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>PROSTAT BÜYÜMESİ BÖBREKLERİ DE ETKİLEYEBİLİR</strong></p>

<p>Böbrek sağlığını tehdit eden bir diğer önemli sorun ise alt idrar yollarındaki tıkanıklıklar. Özellikle yaş ilerledikçe erkeklerde sık görülen iyi huylu prostat büyümesi ve idrar kanalı darlıkları, mesanenin tam olarak boşalmasını engelleyebiliyor. Mesanede biriken idrarın oluşturduğu yüksek basınç zaman içerisinde böbreklere kadar ulaşabiliyor. Erken dönemde tedavi edilmeyen prostat ve mesane kaynaklı sorunlar, uzun vadede böbrek fonksiyonlarının bozulmasına, bazı hastalarda ise diyaliz gerektirebilecek son dönem böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle idrar yapma alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.</p>

<p><strong>BU BELİRTİLER VARSA ÜROLOJİYE BAŞVURUN</strong></p>

<p>Uzmanlar, böbreklerin verdiği uyarıların zamanında fark edilmesinin önemine dikkat çekiyor. İdrarda gözle görülür kanama, aniden başlayan şiddetli yan ağrısı, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları veya idrar yaparken zorlanma gibi belirtilerin ortaya çıkması halinde üroloji uzmanına başvurulması öneriliyor.</p>

<p>Herhangi bir şikâyet bulunmasa bile özellikle 50 yaş ve üzerindeki erkeklerin düzenli üroloji kontrollerini aksatmaması gerektiği belirtiliyor. Yıllık ürolojik değerlendirme ve gerekli durumlarda ultrasonografi ile böbrek, prostat ve idrar yollarını ilgilendiren birçok hastalık erken evrede tespit edilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/08/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik.webp" type="image/jpeg" length="25806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa Tabip Odası: Hekimlik 5 dakikaya sığmaz]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/bursa-tabip-odasi-hekimlik-5-dakikaya-sigmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/bursa-tabip-odasi-hekimlik-5-dakikaya-sigmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu, Sağlık Bakanlığı'nın hekimlerin teşvik ve performans hesaplamasında bireysel katsayı uygulamasını içeren yeni yönergesine tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu, Sağlık Bakanlığı'nın hekimlerin teşvik ve performans hesaplamasında bireysel katsayı uygulamasını içeren yeni yönergesine tepki göstererek, uygulamanın hekimler arasında rekabeti artıracağını ve sağlık hizmetlerinin niteliğine zarar vereceğini savundu.</p>

<p>Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu, Sağlık Bakanlığı tarafından 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe giren hekimlerin teşvik ve performans hesaplamalarına ilişkin yeni yönergeyle ilgili açıklama yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, yeni düzenlemeyle hekimlere daha fazla poliklinik hastası bakma, mesai dışı çalışma ve cerrahi işlem yapma baskısının yanı sıra kendi branşlarındaki hekimlerle rekabete dayalı bireysel katsayı uygulamasının getirildiği ileri sürüldü Performans sisteminin 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı ile başladığı hatırlatılan açıklamada, sağlık hizmetlerinin zaman içerisinde bilimsel ölçütlerden ziyade verimlilik, kârlılık ve memnuniyet gibi piyasa odaklı kriterlerle değerlendirildiği ifade edildi.</p>

<p>Bursa Tabip Odası, mevcut sistemin koruyucu sağlık hizmetlerini geri plana ittiğini, tedavi edici hizmetlere ağırlık verdiğini ve sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını zorlaştırdığını savundu.</p>

<p>Açıklamada, kamu hastanelerinde artan hasta yoğunluğu nedeniyle muayene sürelerinin kısaldığı belirtilerek, 'Hekimlere daha fazla hasta bakma baskısı neticesinde hasta muayene süreleri beş dakikanın altına düştü' ifadelerine yer verildi. Artan iş yükünün hekimlerde tükenmişlik, şiddet ve mesleki motivasyon kaybına yol açtığı belirtilen açıklamada, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekildi.</p>

<p><strong>'YENİ YÖNERGE SORUNLARA ÇÖZÜM GETİRMİYOR'</strong></p>

<p>Son yayımlanan yönergenin önceki uygulamalara benzer şekilde sağlık sistemindeki sorunlara çözüm olmaktan uzak olduğu öne sürülen açıklamada, bireysel katsayı uygulamasının hekimler arasındaki iş barışını olumsuz etkileyeceği belirtildi.</p>

<p>Bursa Tabip Odası, sağlık sorunlarının çözümü için bütçeden sağlığa ayrılan payın artırılması, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinde hekim ve sağlık çalışanı sayısının artırılması gerektiğini ifade ederken ayrıca aile hekimi başına düşen hasta sayısının 1500-2000 seviyelerine çekilmesi, sevk sisteminin etkin hale getirilmesi, muayene sürelerinin en az 20 dakika olarak uygulanması ve hekimlerin mali ile özlük haklarında iyileştirme yapılması talepleri sıralandı.</p>

<p>Hekim gelirlerinin tek kalem ve emekliliğe yansıyacak şekilde düzenlenmesini isteyen Bursa Tabip Odası, teşvik ve ödüllendirme ödemelerinin de temel ücretin belirli bir oranını aşmaması gerektiğini belirtti. Açıklamanın sonunda meslektaşlarına çağrıda bulunan Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu, 'Performans sistemine, yoğun ve baskı altında çalışmaya karşı mücadele etmeye çağırıyoruz. Hekimlik 5 dakikaya sığmaz.' ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BURSA HABERLERİ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/bursa-tabip-odasi-hekimlik-5-dakikaya-sigmaz</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/08/bursa-tabip-odasi-hekimlik-5-dakikaya-sigmaz.webp" type="image/jpeg" length="55220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaç denetiminde uluslararası standart dönemi]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/ilac-denetiminde-uluslararasi-standart-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/ilac-denetiminde-uluslararasi-standart-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu (TİTCK), analiz ve kontrol süreçlerinde uluslararası ilaç otoriteleri ile laboratuvarların rapor ve kılavuzlarını belirli şartlarla dikkate alabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu (TİTCK) Ulusal Kontrol Laboratuvarı'nın çalışma esaslarını düzenleyen yönetmelikte önemli değişiklik yapıldı. Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleme, ilaç analiz ve değerlendirme süreçlerinde uluslararası iş birliğinin önünü açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni düzenlemeye göre TİTCK, güven uygulamaları kapsamında karşılaştırılabilir standartlara sahip yabancı ilaç otoriteleri, ulusal kontrol laboratuvarları ile bölgesel ve uluslararası kuruluşlar tarafından hazırlanan analiz, değerlendirme ve seri serbest bırakma süreçlerine ilişkin bilgi ve belgeleri, kendi yayımlayacağı kılavuza uygun olması halinde dikkate alabilecek.</p>

<p>Yönetmelikle ayrıca, Kurumun konuya ilişkin bir kılavuzunun bulunmadığı durumlarda, resmî internet sitesinde duyurmak kaydıyla diğer ülkelerin resmî sağlık otoriteleri veya uluslararası kuruluşların yayımladığı kılavuzları da kabul edebilmesine imkan tanındı. Düzenleme, ilaç kontrol süreçlerinde uluslararası standartlarla uyumun artırılması ve değerlendirme mekanizmalarının daha etkin yürütülmesini amaçlıyor.</p>

<p><img height="497" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/07/screenshot-2026-08-07-at-16-59-03-7-agustos-2026-cuma-1786111148-644-x750.png" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/ilac-denetiminde-uluslararasi-standart-donemi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/08/ilac-denetiminde-uluslararasi-standart-donemi.webp" type="image/jpeg" length="25231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağustos sıcaklarında sağlıklı kalmak için... Bu önerilere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-bu-onerilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-bu-onerilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uz. Dr. Yasin Bakcan, aşırı sıcaklarda sağlık risklerini önlemek için 10 öneride bulundu. Uz. Dr. Bakcan; su tüketimi, beslenme, klima kullanımı ve sıcak çarpması belirtileri konusunda kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcakları her yıl daha uzun sürüyor, etkisi ise daha sert hissediliyor.</p>

<p>Ağustos ayında daha da artan aşırı sıcaklar; bireylerin yaşam konforunu azaltmanın yanı sıra sıcak çarpmasından kalp ve böbrek sorunlarına kadar ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar için tehlike oluşturan bu dönemde alınacak basit ancak etkili önlemler, sağlığı korumada kritik rol oynuyor.</p>

<p><img height="605" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/03/1785737790-uzm-dr-yasin-bakcan-jpg-1785742065-908-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Uz. Dr. Yasin Bakcan, yaz aylarını güvenli ve sağlıklı geçirmek için dikkat edilmesi gereken 10 önemli öneriyi sıraladı.</p>

<p><strong>1. GÜNÜN EN SICAK SAATLERİNDE DIŞARI ÇIKMAYIN</strong><br />
Yaz aylarında güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği 11.00-16.00 saatleri, sıcaklığın en yoğun hissedildiği zaman dilimidir. Mümkünse bu saatlerde dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa gölgede kalınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, açık renkli ve bol kıyafetler tercih edilmeli, şapka kullanılmalıdır. Park halindeki araçlarda çocuklar, yaşlılar veya evcil hayvanlar hiçbir koşulda bırakılmamalıdır.</p>

<p><strong>2. SUSAMAYI BEKLEMEYİN, GÜN BOYU DÜZENLİ SU TÜKETİN</strong><br />
Sıcak havalarda sıvı ihtiyacı belirgin şekilde artar. Günlük su tüketimi kişinin yaşı, kilosu ve sağlık durumuna göre değişmekle birlikte, kilogram başına en az 30 ml olmalı; çoğu yetişkin için bu miktar yaklaşık 3 litreye kadar çıkabilmektedir. Su tek seferde değil, gün içine yayılarak tüketilmelidir. Susamayı beklemek ise vücudun sıvı kaybetmeye başladığının önemli bir göstergesidir.</p>

<p><strong>3. SICAK ÇARPMASININ BELİRTİLERİNİ VE SONUÇLARINI BİLİN</strong><br />
Sıcak çarpması, yaz aylarının en ciddi sağlık sorunlarından biridir. Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, davranış değişiklikleri, aşırı halsizlik, ağız kuruluğu, terlemenin azalması ve vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması en önemli belirtiler arasındadır. İlk soğutma uygulamalarına rağmen belirtiler düzelmiyor ya da bilinç değişikliği gelişiyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Aşırı sıcağa maruz kalınması sonucunda ısı krampları, ısı yorgunluğu, ısı senkopu, rabdomiyoliz ve ısıya bağlı döküntüler gibi hastalıkların yanı sıra; kalp, dolaşım, solunum, böbrek ve sinir sistemini etkileyen sağlık sorunları, psikiyatrik etkiler ve uyku bozuklukları da görülebilir. Duruma erken müdahale edilmediğinde çoklu organ yetmezliği gibi hayati risk oluşturan ciddi tabloların gelişebileceği unutulmamalıdır.</p>

<p><strong>4. YAZ AYLARINDA BESLENMENİZİ HAFİFLETİN</strong><br />
Ağır, yağlı ve kızartılmış yiyecekler yerine sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, taze sebzeler ve zeytin; ana öğünlerde ise ızgara veya haşlama yöntemleriyle hazırlanmış yemekler tüketilmelidir. Sebze ve meyveler vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurken, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Uzun süre aç kalınmasına neden olan şok diyetlerden de kaçınılmalıdır.</p>

<p><strong>5. İÇECEK SEÇİMİNİZİ DİKKATLİ YAPIN</strong><br />
Çay, kahve ve gazlı içecekler günlük su ihtiyacını karşılamaz. Aşırı tüketildiklerinde sıvı dengesini olumsuz etkileyebilir. Yaz aylarında suyun yanı sıra ayran, süt, sade maden suyu ve şekersiz komposto gibi içecekler daha doğru seçeneklerdir. Gün boyu yeterli miktarda sıvı alınmasına dikkat edilmeli; özellikle idrar söktürücü etkisi bulunan alkol ve kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.</p>

<p><strong>6. KRONİK HASTALIĞINIZ VARSA SICAKLARA KARŞI DAHA DİKKATLİ OLUN</strong><br />
Hipertansiyon, diyabet, kalp ve böbrek hastaları sıcak havalardan daha fazla etkilenebilir. Bu nedenle serin ortamlarda bulunmaları, düzenli sıvı tüketmeleri ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaları önem taşır. İlaç dozlarında veya kullanım saatlerinde değişiklik yapılması gerekiyorsa mutlaka hekim görüşü alınmalıdır.</p>

<p><strong>7. KLİMAYI DOĞRU KULLANIN</strong><br />
Klimalar doğru kullanıldığında sıcak havaların olumsuz etkilerini azaltır. Ancak filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve ortam sıcaklığının dış ortamla aşırı fark oluşturmayacak şekilde, yaklaşık 23 derecede tutulması gerekir. Ani sıcaklık değişimleri çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>

<p><strong>8. HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISINI HAFİFE ALMAYIN</strong><br />
Yaz aylarında görülen halsizlik, baş ağrısı ve tansiyon düşüklüğü çoğu zaman sıvı ve elektrolit kaybından kaynaklanır. Ancak yeterli sıvı alımına rağmen bu şikâyetler devam ediyor ya da göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bulantı ve kusma gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p><strong>9. SICAK ÇARPMASINDA İLK MÜDAHALEYİ ÖĞRENİN</strong><br />
Sıcak çarpması yaşayan kişi derhal serin bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılmalı ve üzerine ılık su uygulanarak buharlaşma yoluyla soğutulmalıdır. Bilinci açıksa su verilebilir. Ancak bilinci kapalı kişilere ağızdan sıvı verilmemeli; kolonya dökmek veya buz gibi suyla ani soğutma uygulamak gibi yanlış yöntemlerden kaçınılmalıdır. Eş zamanlı olarak acil sağlık desteği istenmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>10. ÇOCUKLARI SICAK HAVALARDA DAHA YAKINDAN TAKİP EDİN</strong><br />
Çocuklar, sıvı kaybından yetişkinlere göre daha hızlı etkilenebilir. Bu nedenle günün en sıcak saatlerinde dışarıda kalmamaları, sık sık su içmeleri, ince ve açık renkli kıyafetler giymeleri ve şapka kullanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca oyun sırasında düzenli dinlenme molaları vermeleri teşvik edilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su tüketmeleri konusunda desteklenmeleri büyük önem taşır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-bu-onerilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/08/agustos-sicaklarinda-saglikli-kalmak-icin-bu-onerilere-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="23162"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında demans riski artıyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Bu sayının nüfusun yaşlanmasıyla birlikte hızla artması ve 2050'ye kadar 139 milyona ulaşması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demans, yalnızca unutkanlıkla sınırlı değil; bireyin hafıza, dikkat, dil, karar verme ve günlük yaşam becerilerini etkileyerek bağımsızlığını kaybetmesine yol açan klinik bir sendrom. Bu etkileriyle de hastaların ve bakımını üstlenen kişilerin yaşam kalitelerini ciddi şekilde düşürebiliyor. En yaygın nedeni Alzheimer olan demansta ilerleyen yaş, genetik yatkınlık ve aile öyküsü gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzıyla ilişkili değiştirilebilir etkenler de önemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>Acıbadem International Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu,</strong> yaz aylarında yaşam alışkanlıklarındaki bazı hataların demans riskini artırabileceği uyarısında bulunarak, 'Yaz mevsiminde demans riskini artıran en önemli iki etken vücudun susuz kalması ve tansiyon dalgalanmalarıdır. Bu nedenle susama hissini beklemeden bol su tüketilmesi ve yüksek tansiyon hastalarının kan basıncını düzenli olarak kontrol etmeleri son derece önemlidir' diyor. <strong>Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>aslında değiştirilebilir risk faktörlerinin yaşam boyunca hedeflenmesiyle demans vakalarının yaklaşık yüzde 40'a varan oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olabileceğine dikkat çekiyor. <strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SUSUZ KALMAK</strong></p>

<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında sık tekrarlayan veya ciddi düzeydeki susuzluğun özellikle ileri yaştaki kişilerde demans açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurguluyor. Dr. Fikri Halaçoğlu, 'Vücudun susuz kalması; idrar yolu enfeksiyonu, elektrolit bozukluğu, uyku bölünmesi ve tansiyon düzensizliği aracılığıyla zihinsel performansı hızla bozabilir. Bu durum doğrudan kalıcı demansa yol açmaktan çok, mevcut bilişsel kırılganlığı görünür hale getirebilir, deliryumu tetikleyebilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek uzun vadede beyin rezervini azaltabilir. Bunların sonucunda başta damarsal (vasküler) demans olmak üzere Alzheimer tip demans riskinin de artmasına yol açabilir' diyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p>

<p>Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 - 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın. Susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketin.Koyu idrar, ateş ve ani dalgınlık gibi sorunlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="72459"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danıştay'dan TTB'nin başvurusunda kısmi durdurma!]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/danistaydan-ttbnin-basvurusunda-kismi-durdurma-ozel-saglik-yonetmeliginin-bazi-hukumleri-askida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/danistaydan-ttbnin-basvurusunda-kismi-durdurma-ozel-saglik-yonetmeliginin-bazi-hukumleri-askida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB), Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'in bazı hükümlerinin iptali istemiyle açtığı davada Danıştay 10. Dairesi, yürütmenin durdurulması talebini kısmen kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB), Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'in bazı hükümlerinin iptali istemiyle açtığı davada Danıştay 10. Dairesi, yürütmenin durdurulması talebini kısmen kabul etti. Kararda, tıp merkezlerine getirilen 3 bin metrekare şartı ile bazı düzenlemeler hukuka aykırı bulundu.</p>

<p><strong> </strong>Türk Tabipleri Birliği (TTB), 19 Nisan 2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hakkında açtığı davada önemli bir yargı kararı alındığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TTB'nin açıklamasına göre Danıştay 10. Dairesi, 4 Mayıs 2026 tarihli kararında yürütmenin durdurulması talebini kısmen kabul etti. Mahkeme, tıp merkezlerine getirilen en az 3 bin metrekare kapalı alana sahip olma zorunluluğunun hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Kararda, söz konusu şartın hekimlerin serbest çalışma hakkını orantısız biçimde sınırlandırdığı, aynı zamanda hastaların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdığı ifade edildi.</p>

<p>Danıştay, hekimlere getirilen sözleşme zorunluluğuna ilişkin düzenlemenin de planlama ve gerekçelendirme eksikliği nedeniyle hukuka uygun olmadığına karar verdi. Mahkeme, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı, sağlık hizmetinin gerekleri ve hukukun genel ilkeleri doğrultusunda kullanılmadığını değerlendirdi.</p>

<p>Kararda ayrıca, bir hekimin hastasına başka bir tıp merkezinde işlem yapabilmesi için öngörülen özel izin şartının, prosedürün belirsiz olması nedeniyle yürütmesi durduruldu. Kota sınırlamasından muafiyet sağlayan geçici madde ile yönetmeliğe eklenen prensipler listesindeki bazı düzenlemelerin de hukuka aykırı olduğu belirtildi. Mahkeme, söz konusu ilkelerin soyut, muğlak ve keyfi uygulamalara yol açabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Öte yandan Danıştay 10. Dairesi, yönetmelikte iptali istenen diğer maddeler yönünden yürütmenin durdurulması talebini reddetti. TTB Hukuk Bürosu ise ret kararına karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na itiraz başvurusunda bulunacağını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/danistaydan-ttbnin-basvurusunda-kismi-durdurma-ozel-saglik-yonetmeliginin-bazi-hukumleri-askida</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/danistaydan-ttbnin-basvurusunda-kismi-durdurma-ozel-saglik-yonetmeliginin-bazi-hukumleri-askida.webp" type="image/jpeg" length="97882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolog olmak için diploma yetmez]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite tercih dönemi yaklaşırken psikoloji bölümü yine en fazla ilgi gören alanlardan biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite tercih dönemi yaklaşırken psikoloji bölümü yine en fazla ilgi gören alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak, psikolog olma sürecinin yalnızca üniversiteye yerleşmek ve mezuniyetle sınırlı olmadığı, mesleğin uzun yıllar süren eğitim, uygulama ve sürekli gelişim gerektirdiği göz ardı ediliyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların, karar vermeden önce mesleğin tüm yönlerini yakından tanımaları gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Son yıllarda psikoloji bölümü, üniversite adaylarının en fazla ilgi gösterdiği bölümler arasında bulunuyor. İnsan davranışını anlamaya yönelik merakın artması, ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığın yükselmesi ve psikoloji içeriklerinin dijital platformlarda daha görünür hale gelmesi, bu bölüme olan ilgiyi artıran etkenler arasında gösteriliyor.</p>

<p><strong>'Psikoloji okumak ile Psikolog olmak aynı şey değil'</strong></p>

<p>Psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların mesleğin gerektirdiği sorumlulukları da göz önünde bulundurması gerektiğini belirten Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, 'Diploma bu yolculuğun sonu değil, asıl başlangıcıdır' diyor. Dr. Pelin Taş; 'Psikolog olmak yalnızca bir üniversite diploması almak anlamına gelmiyor. Psikoloji alanında eğitimini tamamlayan mezunlar için asıl mesleki gelişim süreci üniversite sonrasında başlıyor. Klinik uygulamalar, süpervizyonlar, mesleki eğitimler ve bilimsel gelişmeleri takip etmeyi kapsayan bu süreç, psikologların kariyerleri boyunca devam eden bir öğrenme yolculuğunu da gerektiriyor.'</p>

<p><strong>'Meslekte rekabet artıyor'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kontenjan ve buna paralel mezun sayılarının hızla arttığına dikkat çeken Dr. Pelin Taş, tüm bu etkenler nedeniyle meslekte rekabetin de aynı ölçüde arttığının altını çiziyor: 'Bugün yalnızca psikoloji diplomasına sahip olmak, birçok çalışma alanında tek başına yeterli olmayabiliyor. Klinik deneyim, uygulama becerisi, etik yaklaşım, bilimsel altyapı ve nitelikli mesleki eğitimler artık psikologların en önemli fark yaratan özellikleri arasında yer alıyor. Mezuniyet sonrasında kendine yatırım yapan, bilimsel gelişmeleri takip eden ve sürekli öğrenmeye açık olan psikologlar meslek hayatında daha güçlü bir konuma geliyor. Bu nedenle tercih sürecine giden yolda tüm bu detayların bilinmesi ve ona göre yol alınması önem taşıyor.</p>

<p>Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların üniversite seçimlerini yaparken yalnızca bölüme yerleşmeyi değil, mezuniyet sonrasında yıllarca devam edecek eğitim ve gelişim sürecini de hesaba katmaları gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>'Meslek olarak psikolog olmak yalnızca insanları dinlemekten ibaret değildir. Psikolog olmak bilimsel bilgiye dayalı çalışmayı, etik ilkelere bağlı kalmayı, kendini sürekli geliştirmeyi ve yaşam boyu öğrenmeyi gerektiren bir meslektir. Bu nedenle psikoloji bölümünü tercih edecek adayların yalnızca mesleğin ilgi çekici yönlerini değil; beraberinde getirdiği emek, sabır ve sürekli gelişim sorumluluğunu da değerlendirmeleri gerekir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez.webp" type="image/jpeg" length="36812"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 hata!]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p> Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yeterince su içmemek</strong></p>

<p>Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek</strong></p>

<p>Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor.</p>

<p><strong>Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek</strong></p>

<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık 'Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır' diyor.<strong> </strong></p>

<p><strong>Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek</strong></p>

<p>Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor.</p>

<p><strong>Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek</strong></p>

<p>Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor.</p>

<p><strong>Sigara dumanına maruz kalmak</strong></p>

<p>Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık 'Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor' diyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata.webp" type="image/jpeg" length="97293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 5 çocuktan birini etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen 'Alerjik rinit' hastalığıyla ilgili bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda rahat nefes almanın yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinim olduğuna dikkat çekerek, burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren alerjik rinit rahatsızlığının zamanında tedavi edilmemesi durumunda orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozuklukları gibi sorunların ortaya çıkabileceğini, uyku kalitesi bozulan çocuklarda da dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini kaydetti.</p>

<p> Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen 'Alerjik rinit' hastalığıyla ilgili bilgi verdi.</p>

<p>Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerinin çoğu zaman 'geçer' diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, 'Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir. Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder ' dedi.</p>

<p>Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu :</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır.'</p>

<p>Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi.</p>

<p>Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı :</p>

<p>'Mevsimsel allerjik riniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinimdir. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor.webp" type="image/jpeg" length="84286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulak çınlaması geçiştirilmemeli!]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak çınlamasının, tek başına bir hastalık olmadığını belirten uzmanlar, altta yatan birçok sağlık sorununun habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak çınlamasının nedenleri ve tedavi seçenekleri ile yaz aylarında kulak sağlığını koruma yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kulak çınlamasının (tinnitus) tek başına bir hastalık olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, 'Birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Uzun süren çınlamalar mutlaka uzman tarafından değerlendirilmeli.' dedi.</p>

<p>Toplumda 'kulak çınlaması' olarak bilinen tinnitusun yalnızca ince bir zil sesi anlamına gelmediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Kişinin duyduğu ancak çevresindekilerin duymadığı her türlü ses tinnitus olarak tanımlanır. İnce bir uğultu, vızıltı, kalp atışı sesi ya da farklı karakterde sesler de tinnitus kapsamındadır.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>KULAK ÇINLAMASININ NEDENİNİ BELİRLEMEK İÇİN YALNIZCA KULAK MUAYENESİ YETERLİ OLMAYABİLİR!</strong></p>

<p>Sesin dış kulaktan başlayıp orta kulak, iç kulak, işitme siniri ve beynin işitme merkezine kadar uzanan karmaşık bir sistemle algılandığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Bu zincirin herhangi bir noktasında oluşabilecek bozukluk tinnitusa yol açabilir.' dedi. Özellikle 6 aydan uzun süren çınlamaların 'kronik tinnitus' olarak değerlendirildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Bu durumda ayrıntılı inceleme yapılması önem taşır. Kulak çınlamasının nedenini belirlemek için yalnızca kulak muayenesi yeterli olmayabilir. Tanı sürecinde; dış kulak yolu ve kulak zarı muayenesi, işitme testi (odyometri), orta kulak fonksiyon testleri, işitme sinirinin değerlendirilmesi, beyin görüntülemesi (MR), kan tahlilleri ve tansiyon değerlendirmesi, gerektiğinde nöroloji, dahiliye ve psikiyatri değerlendirmesi yapılabilir. Tinnitus değil, altında yatan neden araştırılır. Kulak kiri, kulak zarı deliği, orta kulak hastalıkları, işitme kaybı, yüksek tansiyon, iç kulak hastalıkları ve bazı nörolojik problemler tinnitusa neden olabilir.' diye konuştu.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/09/1783601057-ali-rahimi-1783613858-622-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>ÇINLAMANIN TEDAVİSİ TAMAMEN ALTTA YATAN NEDENE BAĞLI!</strong></p>

<p>Kulak çınlamasının özellikle sensörinöral işitme kaybının erken belirtilerinden biri olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Yüksek sese maruz kalan kişilerde bu durum daha sık görülür. Askerlikte silah kullananlarda, gürültülü fabrikalarda çalışanlarda ya da uzun yıllar yüksek sese maruz kalan kişilerde özellikle 4 bin Hz civarında işitme kaybı gelişebilir. Bu tabloya sıklıkla tinnitus eşlik eder.' dedi.</p>

<p>Çınlamanın tedavisinin tamamen altta yatan nedene bağlı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Kulak kiri, dış kulak yolu enfeksiyonu, kulak zarı sorunları veya orta kulak hastalıkları ilaç ya da cerrahiyle tedavi edilebilir. Buna karşın çocukluk döneminde geçirilen bazı enfeksiyonlara bağlı gelişen kalıcı işitme kayıpları, gürültüye bağlı işitme hasarı veya bazı iç kulak hastalıklarında hasar tamamen geri döndürülemeyebilir.' açıklamasını yaptı.</p>

<p>Tinnitus tedavisinde hastanın sese karşı geliştirdiği psikolojik tepkinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, 'Beyin zamanla bazı sesleri filtreleyebilme özelliğine sahip.' dedi.</p>

<p>Tren yolu ya da havaalanı yakınında yaşayan insanların bir süre sonra bu sesleri fark etmez hale geldiklerini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Beyin istemediği sesleri zamanla arka plana atabilir. Tinnitus tedavisinde de amaçlardan biri beynin bu sese alışmasını sağlamaktır. Bu süreçte psikiyatrik destek, ses terapileri ve beyaz gürültü uygulamaları faydalı olabilir. Özellikle gece sessizlikte belirginleşen çınlamalarda beyaz gürültü sesi maskeleyerek hastanın rahatlamasına yardımcı olabilir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli.webp" type="image/jpeg" length="36445"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı: Her kaynak suyu şifalı değildir]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı, analiz edilmemiş kaynak sularının bakteri ve ağır metal riski taşıyabileceğine dikkat çekti. Uzmanlar, 'Berrak görünen her su güvenli değildir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Böbrek Vakfı, analiz edilmemiş kaynak sularının bakteri ve ağır metal riski taşıyabileceğine dikkat çekti. Uzmanlar, 'Berrak görünen her su güvenli değildir. Kaynak suyu tüketmeden önce mikrobiyolojik ve mineral analizlerinin yapılmış olması gerekir' uyarısında bulundu.</p>

<p>Türk Böbrek Vakfı (TBV), toplumda 'şifalı su' olarak bilinen doğal kaynak sularının bilinçsiz tüketilmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Vakıf yetkilileri, temizliği ve mineral içeriği düzenli olarak analiz edilmeyen kaynak sularının güvenli kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img height="820" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/timur-erk-y-1784620181-903-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, doğal olduğu düşünülen her kaynak suyunun sağlıklı olmadığını belirterek, 'Temizliği ispatlanmamış her kaynak suyunu sağlıklı kabul etmek büyük bir hata olur. Bazı kaynak suları farklı bakteri türleri barındırabilir. Şifa ararken farkında olmadan başka sağlık sorunlarıyla karşılaşılabilir' dedi.</p>

<p><img height="1124" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/doc-dr-nadir-alpay-1784620117-938-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>TBV Danışma Meclisi Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise görünmeyen tehlikelere dikkat çekerek, bazı bölgelerdeki madencilik faaliyetleri nedeniyle arsenik gibi ağır metallerin yer altı sularına karışabileceğini söyledi. Alpay, yalnızca mikrobiyolojik incelemelerin değil, ağır metal analizlerinin de mutlaka yapılması gerektiğini belirtti. Böbrek taşlarına iyi geldiği düşünülen bikarbonatlı suların da her hasta için uygun olmadığını ifade eden Alpay, bu suların yalnızca bazı taş türlerinde fayda sağlayabileceğini, en yaygın görülen kalsiyum oksalat taşlarında ise aynı etkinin görülmediğini kaydetti. Yüksek kalsiyum içeren sert suların da her zaman avantaj sağlamadığını vurguladı.</p>

<p><img height="1012" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/tbv-diyetisyeni-gokcen-efe-aydin-1784620128-930-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın da her kaynak suyunun mineral yapısının farklı olduğuna dikkat çekerek, 'Şifalı' olarak bilinen iki farklı kaynak suyunun bile sağlık üzerindeki etkisinin tamamen farklı olabileceğini söyledi. Aydın, suların geçtiği kayaçların jeolojik yapısına bağlı olarak sodyum, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve bikarbonat gibi mineralleri farklı oranlarda içerdiğini belirtti. Aydın ayrıca, bir suyun berrak görünmesinin ya da yıllardır aynı kaynaktan tüketiliyor olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade ederek, kaynak sularında düzenli bakteri ve mineral analizlerinin yapılmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<p>Kronik böbrek hastaları, diyaliz hastaları ve yüksek tansiyonu bulunan kişilerin su seçiminde daha dikkatli olması gerektiğini belirten Aydın, yüksek sodyum veya potasyum içeren suların bu gruplar için risk oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, böbrek sağlığını korumanın en etkili yolunun 'mucizevi' olarak tanıtılan suları tüketmek değil, gün boyunca yeterli miktarda temiz, güvenilir ve kişiye uygun su içmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ayrıca günlük sıvı ihtiyacının yaş, iklim, fiziksel aktivite ve mevcut hastalıklara göre değiştiği, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin su tüketimini hekim ve diyetisyen önerileri doğrultusunda planlaması gerektiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir.webp" type="image/jpeg" length="52960"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GLP-1 ilaçları pankreas kanseri riskini azaltabilir... Uzmandan 'umut verici ama erken' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ASCO GI 2026'da sunulan yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasını kapsayan araştırmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 50 daha düşük olduğu bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ASCO GI 2026'da sunulan yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasını kapsayan araştırmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 50 daha düşük olduğu bildirildi. Uzmanlar ise bulguların umut verici olmakla birlikte, henüz tedavi uygulamalarını değiştirecek düzeyde olmadığını vurguluyor.</p>

<p><strong> </strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, ASCO GI 2026 Kongresi'nde paylaşılan yeni araştırma sonuçlarının, GLP-1 grubu ilaçların pankreas kanseri riskini azaltabileceğine işaret ettiğini söyledi.</p>

<p>Yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasının değerlendirildiği çalışmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin kullanmayanlara göre yaklaşık yüzde 50 daha düşük bulunduğunu belirten Yıldırım, pankreas kanserinin halen en ölümcül kanser türlerinden biri olduğunu hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak araştırmanın retrospektif, yani geçmiş hasta kayıtlarının incelendiği gözlemsel bir çalışma olduğunun altını çizen Yıldırım, 'Bu nedenle GLP-1 ilaçlarının pankreas kanserini doğrudan önlediğini söylemek için henüz erken. Bulgular umut verici olsa da klinik uygulamayı değiştirecek düzeyde değil' dedi.</p>

<p><strong>RİSK YÜKSEK OLAN HASTALARDA DİKKAT ÇEKİCİ SONUÇ</strong></p>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, kronik pankreatit ve tip 2 diyabet hastalarının pankreas kanseri açısından yüksek risk grubunda yer aldığını belirterek, araştırmada risk azalmasının özellikle bu gruplarda görülmesinin önemli bir bulgu olduğunu ifade etti. Kronik pankreatitte uzun süreli iltihaplanmanın, tip 2 diyabette ise insülin direnci ve kronik inflamasyonun kanser gelişimine zemin hazırlayabildiğini dile getiren Yıldırım, GLP-1 ilaçlarının bu süreçleri olumlu yönde etkileyebileceğinin değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p><strong>OBEZİTE VE İNFLAMASYON ETKİSİ ARAŞTIRILIYOR</strong></p>

<p>GLP-1 ilaçlarının olası koruyucu etkisinin henüz kesinleşmediğini belirten Yıldırım, araştırmacıların özellikle obezitenin azaltılması, insülin direncinin düzeltilmesi ve kronik inflamasyonun baskılanması üzerinde durduğunu kaydetti. Özellikle kronik inflamasyonun azaltılmasının pankreas kanseri riskinde rol oynayabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>ASCO 2026 Kongresi'nde sunulan diğer analizlerde de GLP-1 agonistlerinin yalnızca pankreas kanseri değil, obeziteyle ilişkili bazı kanser türlerinde metastatik hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğine ilişkin ön bulguların paylaşıldığını aktaran Yıldırım, bu ilaçların artık sadece diyabet ve obezite tedavisinde değil, kanser biyolojisi açısından da yakından incelendiğini söyledi.</p>

<p>Mevcut kanıtların büyük bölümünün gözlemsel çalışmalardan elde edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, farklı ülkelerde yapılacak uzun süreli, prospektif ve randomize kontrollü çalışmaların sonuçlarının beklenmesi gerektiğini vurguladı. Bugün için pankreas kanserinden korunmanın en etkili yolunun sigarayı bırakmak, sağlıklı kiloyu korumak, diyabeti kontrol altında tutmak ve kronik pankreatit gibi hastalıkların düzenli takibini yaptırmak olduğunu belirten Yıldırım, ailesinde pankreas kanseri öyküsü bulunan veya genetik risk taşıyan kişilerin de uzman merkezlerde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Yıldırım, 'GLP-1 ilaçları bugün için pankreas kanserinden korunma amacıyla kullanılmamalı. Ancak ilk kez, yaygın kullanılan metabolik bir tedavinin bu ölümcül kanser türünde koruyucu rol oynayabileceğine dair güçlü bilimsel sinyaller görüyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="25948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerinin yalnızca hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini belirterek, 'Komşum kullandı, ben de kullanayım anlayışı ciddi sağlık risklerine yol açabilir.' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda obezite tedavisinde sıkça kullanılan zayıflama iğneleri, sosyal medyanın da etkisiyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ancak bir 'mucize çözüm' olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Poliklinikte en sık karşılaştığı sorulardan birinin 'Hocam, ben de zayıflama iğnesine başlayabilir miyim?' olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, bu tedavinin yalnızca uygun hastalarda, hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>'KOZMETİK AMAÇLI KULLANILMAMALI'</strong></p>

<p>Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin düğün öncesi birkaç kilo vermek isteyen sağlıklı bireyler için geliştirilmediğini belirterek, bu ilaçların Dünya Sağlık Örgütü'nün kronik hastalık olarak tanımladığı obezitenin tedavisinde kullanıldığını ifade etti.</p>

<p>Uzman isim, ilaçların yalnızca kilo vermeyi sağlamadığını, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarının riskini de önemli ölçüde azaltabildiğini söyledi. İlaçların midenin boşalmasını yavaşlattığını ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali gönderdiğini belirten Medetalibeyoğlu, bu sayede porsiyon kontrolünün daha kolay sağlandığını ifade etti.</p>

<p><img height="642" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/17/1784184329-alpay-medetalibeyo-lu-1784257968-388-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR</strong></p>

<p>Obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, tedavi süresinin hastanın durumuna göre aylar hatta yıllar sürebileceğini belirterek, dozun düşük seviyeden başlanıp kademeli olarak artırılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlaç kullanımı sırasında kalıcı beslenme alışkanlıkları kazanılmadığı takdirde verilen kiloların geri alınma riskinin yüksek olduğunu vurgulayan Medetalibeyoğlu, 'Bu tedavi, yeni bir yaşam tarzı oluşturmanız için fırsat sunuyor.' dedi.</p>

<p>Tedavinin en sık görülen yan etkilerinin bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide krampları gibi sindirim sistemi şikayetleri olduğunu belirten uzman, bu etkilerin çoğunlukla tedavinin ilk dönemlerinde veya doz artırımı sırasında ortaya çıktığını ve zamanla azaldığını kaydetti.</p>

<p><strong>'KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KULLANILMAMALI'</strong></p>

<p>Pankreatit öyküsü bulunanlar, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde bu ilaçların risk oluşturabileceğini belirten Medetalibeyoğlu, sosyal medya ya da çevre tavsiyesiyle tedaviye başlanmaması gerektiğini söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin mutlaka uzman hekim kontrolünde, düzenli takiplerle kullanılması gerektiğini vurguladı. 'Başarının anahtarı yalnızca ilaçta değil, hastanın tedaviye uyumunda ve yaşam tarzı değişikliğinde yatıyor.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir.webp" type="image/jpeg" length="94792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan otizm uyarısı: Eğitim yaşam kalitesini belirliyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nda erken tanı ve bilimsel temelli eğitimin büyük önem taşıdğunu belirterek, ailelerin ilk belirtileri fark ettiklerinde vakit kaybetmeden uzmana başvurmaları gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nun (OSB) nedenleri, erken belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Otizmin sosyal iletişim becerilerinde farklılıklar ile sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Luş, belirtilerin her bireyde farklı düzeylerde görülebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bilimsel çalışmaların otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu gösterdiğini vurgulayan Luş, ileri anne ve baba yaşının da risk faktörleri arasında değerlendirildiğini söyledi. Aşıların veya ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğuna ilişkin iddiaların ise bilimsel olarak geçerliliğinin bulunmadığını kaydetti.</p>

<p><strong>İLK BELİRTİLER BEBEKLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEBİLİYOR</strong></p>

<p>Otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Luş, isme tepki vermeme, göz teması kurmama, gülümsemeye karşılık vermeme, bakım verenle iletişim kurmakta isteksizlik ve 'ce-ee' gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemenin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Dil gelişimindeki gecikmelerin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Luş, bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması ve iki yaşında iki kelimelik cümlelerin kurulamamasının uzman değerlendirmesi gerektirdiğini belirtti.</p>

<p>Otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını vurgulayan Luş, otizmli bireylerin bilişsel özelliklerinin farklılık gösterebildiğini ifade etti. Bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahip olabileceğini, bazılarında ise zihinsel gelişim geriliğinin tabloya eşlik edebileceğini belirten Luş, her bireyin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>TANI KLİNİK DEĞERLENDİRMEYLE KONULUYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genetik testlerin bazı durumlarda uygulanabildiğini ancak tek başına otizm tanısı koydurmadığını dile getiren Luş, otizmin Down sendromunda olduğu gibi belirli bir gen üzerinden teşhis edilen bir hastalık olmadığını, tanının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının ayrıntılı klinik değerlendirmesiyle konulduğunu ifade etti.</p>

<p>Bilimsel olarak etkinliği kanıtlanan temel yaklaşım eğitim</p>

<p>Otizm tedavisinde bilimsel etkinliği kanıtlanmış en önemli yöntemin eğitim olduğunu belirten Luş, erken tanı alan ve bireysel ihtiyaçlarına uygun, düzenli eğitim programlarına katılan çocukların sosyal iletişim ve bağımsız yaşam becerilerinde önemli gelişmeler gösterebildiğini söyledi.</p>

<p>Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini vurgulayan Luş, doğru tanı, bireyselleştirilmiş eğitim programı ve aileye yönelik rehberlik hizmetlerinin sürecin en önemli basamakları olduğunu belirtti. Erken tanının hem tedavi başarısını hem de bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor.webp" type="image/jpeg" length="34111"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan hepatit uyarısı... Sessiz ilerleyebiliyor, erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[28 Temmuz Dünya Hepatit Günü kapsamında uzmanlar, hepatitin yıllarca belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>28 Temmuz Dünya Hepatit Günü kapsamında uzmanlar, hepatitin yıllarca belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekti. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, özellikle Hepatit B ve C'nin kronikleşme riski taşıdığını belirterek, aşılama, düzenli tarama ve erken tanının önemini vurguladı.</p>

<p><strong> </strong>Karaciğer sağlığını tehdit eden önemli hastalıklardan biri olan hepatit, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkiliyor.</p>

<p>28 Temmuz Dünya Hepatit Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan uzmanlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini ve erken tanının ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi. Hepatitin en sık nedeninin virüsler olduğunu belirten Dr. Çağraş, bazı ilaçlar, aşırı alkol tüketimi, toksik maddeler ve otoimmün hastalıkların da karaciğerde iltihaba yol açabileceğini ifade etti. Karaciğerin besinlerin işlenmesi, zararlı maddelerin temizlenmesi, enerji depolanması ve hayati proteinlerin üretimi gibi kritik görevleri bulunduğunu hatırlatan Çağraş, karaciğerde oluşan iltihabın tüm vücudu etkileyebileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>HEPATİT B VE C KRONİKLEŞME RİSKİ TAŞIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hepatit türleri arasındaki farklara dikkat çeken Dr. Çağraş, Hepatit A'nın genellikle kirli su ve gıdalar yoluyla bulaştığını, çoğunlukla tamamen iyileştiğini ve kronikleşmediğini belirtti. Hepatit B'nin kan, cinsel temas ve doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabildiğini aktaran Çağraş, bu türün uzun yıllar fark edilmeden ilerleyerek siroz ve karaciğer kanserine neden olabileceğini söyledi. Hepatit C'nin ise çoğunlukla kan yoluyla bulaştığını ve günümüzde geliştirilen tedavilerle büyük oranda tamamen iyileştirilebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>AŞI VE HİJYEN KORUNMADA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR</strong></p>

<p>Hepatit A ve Hepatit B'ye karşı aşının en etkili korunma yöntemlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Çağraş, kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmesi, steril olmayan tıbbi ve kozmetik işlemlerden kaçınılması, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve güvenilir sağlık kuruluşlarının tercih edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Risk grubunda bulunan sağlık çalışanları, diyaliz hastaları ve sık kan ürünü alan kişilerin düzenli takip edilmesinin önemine de dikkat çekildi.</p>

<p>Hepatitin bazen hiçbir belirti göstermeden ilerleyebileceğini söyleyen Dr. Çağraş, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, karın sağ üst bölümünde ağrı, ateş, kas ve eklem ağrıları, ciltte ve göz aklarında sararma, koyu renkli idrar ve açık renkli dışkının sık görülen belirtiler arasında yer aldığını belirtti. Uzmanlar, özellikle sarılık, koyu renkli idrar veya uzun süren halsizlik şikâyetleri bulunan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>DÜNYADA 300 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ KRONİK HEPATİTLE YAŞIYOR</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 254 milyon kişinin kronik Hepatit B, yaklaşık 50 milyon kişinin ise kronik Hepatit C enfeksiyonuyla yaşadığını belirten Dr. Çağraş, viral hepatitlerin her yıl yaklaşık 1,3 milyon kişinin siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmesine neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye'de çocukluk çağı Hepatit B aşılama programları sayesinde hastalık görülme sıklığında önemli azalma sağlandığını belirten Çağraş, erişkinlerde kronik Hepatit B taşıyıcılığının halen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade etti. Uzmanlar, viral hepatitlerle mücadelede erken tanı, aşılama ve düzenli sağlık kontrollerinin en önemli adımlar olduğunu vurgularken, risk grubundaki kişilerin Hepatit B ve Hepatit C taramalarını yaptırmaları çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor.webp" type="image/jpeg" length="51763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dişte çürüğün en büyük nedeni şekerin miktarı değil, tüketim sıklığı]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, yapışkan ve şekerli gıdaların diş yüzeyinde uzun süre kalarak çürük riskini artırdığını belirterek, asitli içeceklerle birlikte tüketimin diş minesine ciddi zarar verdiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, yapışkan ve şekerli gıdaların diş yüzeyinde uzun süre kalarak çürük riskini artırdığını belirterek, asitli içeceklerle birlikte tüketimin diş minesine ciddi zarar verdiğini söyledi. Yıldırım, şekerli gıdaların ardından diş fırçalamak için en az 30-60 dakika beklenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şekerli ve asitli gıdaların diş sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Yapışkan şekerlemeler, karamel, lokum ve kuru meyveler gibi gıdaların diş yüzeyine tutunarak uzun süre temizlenemediğini belirten Yıldırım, bu durumun ağızdaki bakterilerin şekeri fermente etmesine ve çürük oluşumunu başlatan asitlerin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Diş minesinin büyük bölümünün kalsiyum ve fosfat minerallerinden oluştuğunu ifade eden Yıldırım, ağız ortamındaki pH'ın 5,5'in altına düşmesiyle birlikte diş minesindeki minerallerin çözünmeye başladığını belirtti. Bu sürecin 'demineralizasyon' olarak adlandırıldığını kaydeden Yıldırım, başlangıçta beyaz lekelerle kendini gösteren bu hasarın ilerlemesi halinde kalıcı diş çürüklerine dönüştüğünü dile getirdi.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/01/01/1767191863-rabia-y-ld-r-m-1767261571-307-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>ŞEKERİN MİKTARINDAN ÇOK TÜKETİM SIKLIĞI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Diş çürüğü açısından en önemli risk faktörünün gün içinde sık sık şeker tüketmek olduğuna dikkat çeken Öğretim Üyesi Dr. Rabia Yıldırım, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyu küçük porsiyonlar halinde tüketilmesi arasında önemli fark bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Sık şeker tüketiminde ağız pH'ının sürekli düşük kaldığını ve tükürüğün diş minesini onarması için yeterli zaman bulamadığını belirten Yıldırım, bu durumun çürük riskini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diş minesindeki mineral kaybının erken dönemde geri döndürülebileceğini belirten Yıldırım, asit atağı sona erdiğinde tükürüğün içerdiği kalsiyum, fosfat ve florür sayesinde diş minesinin yeniden güçlenebildiğini söyledi. Ancak sık şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımının bu doğal onarım mekanizmasını engellediğini, bunun sonucunda geri dönüşü olmayan çürüklerin oluştuğunu kaydetti.</p>

<p><strong>ASİT VE ŞEKER BİRLİKTE DAHA BÜYÜK TEHDİT OLUŞTURUYOR</strong></p>

<p>Asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin diş minesine iki yönlü zarar verdiğini vurgulayan Yıldırım, asidin mineyi doğrudan zayıflattığını, şekerin ise bakteriler tarafından parçalanarak ilave asit oluşumuna neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar ve şekerli meyve sularının çürük riskini artıran içecekler arasında yer aldığını belirten Yıldırım, diyet veya şekersiz olarak satılan gazlı içeceklerin de asit içerikleri nedeniyle diş minesine zarar verebildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Şekerli veya asitli yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, bu dönemde diş minesinin geçici olarak zayıfladığını ve fırçalamanın mine kaybını artırabileceğini söyledi. Yıldırım, en doğru yaklaşımın ağzı suyla çalkalamak, şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını artırmak ve dişleri fırçalamadan önce yaklaşık 30 ila 60 dakika beklemek olduğunu belirtti. Tatlı olmayan her gıdanın diş dostu olmadığını da hatırlatan Yıldırım, cips, kraker, bisküvi, beyaz ekmek ve lavaş gibi nişasta bakımından zengin gıdaların da ağızda şekere dönüşerek çürük riskini artırabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/07/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi.webp" type="image/jpeg" length="93196"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
