<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Süper Kanal TV</title>
    <link>https://www.superkanaltv.com</link>
    <description>Süper Kanal TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.superkanaltv.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 21 Jun 2026 12:21:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gece giren krampa dikkat!]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/gece-giren-krampa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/gece-giren-krampa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, 'Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir' uyarısında bulundu.</p>

<p> Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır konu hakkında bilgiler verdi.</p>

<p>Bacağınızı aniden kilitleyen, uykudan sıçrayarak uyandıran krampları hafife almayın. Sık tekrarlayan kramplar, sanıldığının aksine yalnızca yorgunluk veya susuzluk değil; bel fıtığından sinir sıkışmasına kadar birçok sağlık sorununun habercisi olabilir.</p>

<p>Sık tekrarlayan kas krampları yalnızca yorgunluk veya mineral eksikliğinden kaynaklanmayabilir.Bazı önemli sağlık sorunlarının ilk belirtisi olabilir.Kas krampı, kasın istemsiz ve ani şekilde kasılması sonucu ortaya çıkar.Kramp çoğunlukla baldır, ayak ve bacak kaslarında görülür. Birkaç saniye sürebileceği gibi dakikalar boyunca devam ederek kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir.</p>

<p><strong>Her Krampın Sebebi Magnezyum Eksikliği Değil</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda kramplar genellikle magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilir. Magnezyum eksikliği önemli nedenlerden biri olsa da tek neden değildir. Potasyum ve kalsiyum eksiklikleri, yetersiz sıvı tüketimi, aşırı egzersiz, dolaşım bozuklukları ve sinir sistemi problemleri de kramp oluşumuna yol açabilir.</p>

<p><strong>Bel Fıtığı Krampla Kendini Gösterebilir</strong></p>

<p>Özellikle sık tekrarlayan bacak krampları bazı durumlarda bel kaynaklı sorunlardan kaynaklanabilir.Bel fıtığı veya sinir kökü basısı yaşayan kişilerde sadece ağrı değil, kaslarda istemsiz kasılmalar ve gece krampları da görülebilir. Bu nedenle sürekli aynı bölgede ortaya çıkan kramplar mutlaka değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Gece Uykudan Uyandırıyorsa Dikkat !</strong></p>

<p>Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir. Bu durumda yalnızca ağrıyı geçirmek yeterli değildir, neden araştırılmalıdır.</p>

<p>Kramp sırasında kasın yavaşça gerilmesi, hafif masaj uygulanması ve mümkünse kısa süre yürünmesinin rahatlama sağlayabileceğini belirten Doç. Dr. Ahmet İnanır, düzenli egzersiz, yeterli su tüketimi ve dengeli beslenmenin kramp riskini azaltabileceğini söyledi.</p>

<p>Kramplar sıklaşıyor, şiddetleniyor ya da uyuşma, güç kaybı ve hissizlik gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü bazen basit görünen bir kramp, altta yatan önemli bir sağlık sorununun ilk işareti olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/gece-giren-krampa-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/06/gece-giren-krampa-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="12000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt kanserine karşı güneşten korunmayı ihmal etmeyin!]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, kontrolsüz güneş maruziyetinin cilt kanseri riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle 10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmaması ve güneş koruyucunun günlük rutinin bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, cilt sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, güneşin faydalarının yanı sıra kontrolsüz maruziyetin erken yaşlanmadan cilt kanserine kadar birçok soruna yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının D vitamini sentezi, bağışıklık sistemi ve ruh sağlığı açısından önemli olduğunu ancak gerekli önlemler alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti.</p>

<p>Özellikle açık tenli, açık gözlü ve çilli bireylerin daha büyük risk altında olduğunu vurgulayan Ağırgöl, güneş yanıkları, kızarıklık ve su toplamasının yanı sıra kuruluk, kırışıklık ve cilt lekeleri gibi kalıcı hasarların da görülebildiğini ifade etti. Ağırgöl, eskiden daha çok ileri yaşlarda görülen cilt kanserinin, ozon tabakasındaki incelme nedeniyle günümüzde 30'lu yaşlarda da daha sık ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p><img height="876" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/15/1781506838-dr-enay-a-irg-l-1781516305-465-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>EN RİSKLİ SAATLER: 10.00-16.00</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında UV yoğunluğunun en yüksek seviyeye çıktığını belirterek, mümkün olduğunca bu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini kaydetti. Zorunlu durumlarda ise şapka, güneş gözlüğü ve gölge alanların tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Güneş koruyucu kullanımının yalnızca plajda değil, günlük yaşamın her anında sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Ağırgöl, en az SPF 30 koruma faktörlü ürünlerin tercih edilmesini tavsiye etti. Koruyucuların dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanması ve gün içerisinde düzenli olarak yenilenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>HER 2 SAATTE BİR YENİLENMELİ</strong></p>

<p>Güneş koruyucuların etkisini sürdürebilmesi için yaklaşık her iki saatte bir tekrar uygulanması gerektiğini ifade eden Ağırgöl, terleme, yüzme veya havluyla kurulanma sonrasında ise beklemeden yeniden sürülmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Uzmanlar, gölgede bulunmanın ya da havanın bulutlu olmasının güneşten tamamen korunduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Kum, su, beton ve açık renkli yüzeylerin UV ışınlarını yansıtarak cilde ulaşabildiğini söyleyen Ağırgöl, bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanımının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ŞAPKA, KIYAFET VE SU TÜKETİMİ ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Geniş kenarlı şapkalar ve uzun kollu, ince kıyafetlerin güneş ışınlarına karşı ek koruma sağladığını belirten Ağırgöl, yaz aylarında yeterli su tüketiminin de cildin nem dengesini koruyarak savunma mekanizmasını güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p>Güneş koruyucuların etkili olabilmesi için yeterli miktarda uygulanması gerektiğini belirten Ağırgöl, yüz, boyun ve saçlı deri için yaklaşık bir tatlı kaşığı ya da iki parmak kuralının esas alınmasını önerdi. Ense, dudak ve ayak üstü gibi bölgelerin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/06/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin.webp" type="image/jpeg" length="86119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyeti aynı şey değil]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyetinin aynı şey olmadığını belirten Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, çölyak hastalığı, gluten hassasiyeti ve glutensiz beslenmenin püf noktalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Çölyak hastalığının gluten proteinine karşı gelişen kronik otoimmün bir ince bağırsak hastalığı olduğunu belirten Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, 'Çölyak hastalarında gluten tüketimi sonrasında bağışıklık sistemi ince bağırsağın emilim yüzeylerine zarar verir ve besin emilim bozuklukları gelişebilir. Hastalık; ishal, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, demir eksikliği anemisi, osteoporoz ve halsizlik gibi çok farklı belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Tanıda serolojik testler ve gerektiğinde ince bağırsak biyopsisi kullanılmaktadır. Çölyak hastalığının bugün için tek tedavisi glutenin diyetten tamamen çıkarılmasıdır.' dedi.</p>

<p><strong>GLUTENSİZ DİYETE BAŞLAMADAN ÖNCE TEST YAPTIRIN!</strong></p>

<p>Belirtilerin birbirine çok benzediğine dikkat çeken Çetinkaya, 'Klinisyenler her iki durumu yalnızca belirtilere bakarak birbirinden ayırt edemezler. Bu nedenle glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılmalıdır. Çünkü diyet başlandıktan sonra çölyak testleri güvenilir sonuç vermez.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Glutenin yalnızca ekmek ve makarna gibi ürünlerde bulunmadığını belirten Çetinkaya, 'Glutensiz' etiketi her zaman yeterli güvence sağlamayabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası standartlara göre glutensiz ürünlerin belirli sınırlar içerisinde gluten içermesine izin verildiğini kaydeden Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, tüketicilerin bilinçli olması gerektiğini kaydetti. Çetinkaya, 'Avrupa Birliği, FDA ve Codex Alimentarius standartlarına göre 'glutensiz' ürünlerin 20 ppm veya daha düşük gluten içermesi gerekmektedir. Bu sınır çölyak hastalarının büyük çoğunluğu için güvenli kabul edilmektedir. Ancak çalışmalar hem doğal glutensiz ürünlerde hem de 'glutensiz' etiketli bazı ürünlerde çapraz bulaş nedeniyle beklenenden yüksek gluten düzeyleri bulunabileceğini göstermektedir.' dedi.</p>

<p><img height="599" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/14/1781340264-hat-ce-olak-et-nkaya-002-1781441335-286-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>KAHVALTIDA DOĞAL BESİNLER ÖN PLANDA OLMALI</strong></p>

<p>Glutensiz beslenen bireyler için kahvaltının sanıldığından çok daha çeşitli hazırlanabileceğini söyleyen Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, 'Yumurta, peynir, zeytin, domates, salatalık ve yeşilliklerden oluşan klasik Türk kahvaltısı doğal olarak glutensiz bir seçenektir; ancak ekmek tercih edilecekse sertifikalı glutensiz ekmek kullanılmalıdır. Bunun sertifikalı glutensiz yulaf; süt veya yoğurt ile hazırlanıp üzerine meyve, tarçın, ceviz veya chia tohumu eklenerek besleyici bir kahvaltıya dönüştürülebilir. Omlet ve menemen çeşitleri de güvenli ve doyurucu seçenekler arasındadır. Sebzeli omletler, mantar, biber, ıspanak veya peynir ile zenginleştirilebilir. Ayrıca haşlanmış yumurta yanında karabuğday patlağı veya glutensiz krakerler tercih edilebilir. Yoğurt ile hazırlanan meyveli kaseler de kolay uygulanabilir kahvaltılar arasındadır. Yoğurdun içine taze meyve, fındık, badem, ceviz ve glutensiz granola eklenebilir. Smoothie hazırlamak isteyenler için muz, süt veya kefir, fıstık ezmesi ve kakao ile yapılan karışımlar hızlı bir seçenek sunmaktadır. Hindistan cevizi sütü çeşitlendirmek adına bir alternatif olabilir. Ayrıca karabuğday unu, pirinç unu veya badem unu kullanılarak yapılan pankekler; bal, meyve veya peynir ile tüketilebilir. Kahvaltıda yalnızca paketli glutensiz ürünlere bağımlı kalmak yerine yumurta, süt ürünleri, sebzeler, meyveler ve doğal tahılları temel alan çeşitlilik oluşturmak daha dengeli bir yaklaşım sağlamaktadır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/06/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil.webp" type="image/jpeg" length="23761"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser hastalarına yaz uyarısı: Sıvı tüketimi ve beslenme önemli]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, yaz aylarında artan sıcaklıkların kanser tedavisi gören bireylerin sağlık durumunu olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, yaz aylarında artan sıcaklıkların kanser tedavisi gören hastalar için ek riskler oluşturduğunu belirterek yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, yaz aylarında artan sıcaklıkların kanser tedavisi gören bireylerin sağlık durumunu olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Kanser tedavisi sürecinde iştahsızlık, mide bulantısı, halsizlik ve sıvı kaybı gibi sorunların sık görüldüğünü belirten Güzel, sıcak havalarda bu belirtilerin daha da belirginleşebildiğini ifade etti. Bu nedenle gün boyunca düzenli su tüketiminin önemine dikkat çeken Güzel, ayran, kefir, çorba ve su oranı yüksek meyvelerin de sıvı ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Karpuz, kavun, çilek, şeftali ve kayısı gibi yaz meyvelerinin hem ferahlatıcı hem de sıvı desteği sağlayan besinler olduğunu belirten Güzel, bu ürünlerin yoğurt veya kefir gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesinin daha dengeli bir beslenme sağlayacağını kaydetti.</p>

<p><strong>BESİN GÜVENLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle gıdaların daha hızlı bozulduğunu vurgulayan Güzel, özellikle bağışıklık sistemi tedavi nedeniyle zayıflayan hastaların besin güvenliğine daha fazla özen göstermesi gerektiğini belirtti. Açıkta satılan yiyecekler, uzun süre güneşte bekleyen ürünler ve hijyen koşullarından emin olunmayan gıdalardan uzak durulmasını öneren Güzel, meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HAFİF VE SAĞLIKLI TATLILAR ÖNERİLDİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında tatlı tüketmek isteyen hastalara da tavsiyelerde bulunan Güzel, ağır ve şerbetli tatlılar yerine ev yapımı meyveli yoğurtlar, kefirli karışımlar ve sütlü tatlıların daha sağlıklı alternatifler sunduğunu söyledi.</p>

<p>Her hastanın ihtiyaçlarının farklı olduğuna dikkat çeken Güzel, 'Beslenme planları mutlaka kişiye özel hazırlanmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit ancak doğru önlemler, tedavi sürecinin daha konforlu geçmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/06/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli.webp" type="image/jpeg" length="93203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de öz bakım bilinci yetersiz! Eczacılar güvenin anahtarı]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması sonuçlarını açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Haleon ve Ipsos Türkiye iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve acil servislerin 'hızlı çözüm noktası' olarak görülmesinin sağlık sistemine yük getirdiğini ortaya koydu. Araştırma, eczacıların tüketiciler için kritik bir danışmanlık rolü üstlendiğini de gösterdi.</p>

<p><strong> </strong>Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması sonuçlarını açıkladı. Araştırma, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık hissettiklerinde küçük tepkisel adımlar attıklarını ortaya koydu.</p>

<p>Öz bakımın en temel eylemleri arasında ağız ve diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hâli koruma yer alıyor. Son bir ayda en sık yapılan davranış ise günlük su tüketimine dikkat etmek oldu. Bunun yanı sıra dengeli beslenme, yürüyüş ve gıda takviyesi kullanımı öne çıktı. Ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçüldü. Araştırma, toplumun yüzde 50'sinin semptom ne olursa olsun doğrudan acil servise başvurabileceğini ortaya koydu. Bu yaklaşım, sağlık sistemi üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık konularında en çok güvenilen kaynaklar doktorlar (yüzde 84) ve eczacılar (yüzde 79) olurken, sosyal medya ve fenomenler düşük güvenle öne çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 57'si internette sağlık bilgisi aradığında eczacısına danışıyor. Eczaneler, yüzde 61 oranıyla danışmanlık kalitesi temel alınarak tercih ediliyor ve reçetesiz ürün seçiminde belirleyici rol oynuyor.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/09/1780999669-haleon-ozbakimharitasi-2-1781011187-595-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Son bir yılda en sık görülen rahatsızlıklar soğuk algınlığı, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren olarak belirlendi. Ağrı kesiciler en sık kullanılan ürünler olurken, soğuk algınlığı ilaçları 'kriz' ürünleri olarak öne çıktı.</p>

<p>Takviyeler alanında tüketicilerin yüzde 52'si günlük enerji ve zindeliklerini desteklemek için vitamin ve minerallere başvuruyor. En çok tercih edilen içerikler D vitamini, B12, C vitamini ve magnezyum oldu. Pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine talep yüzde 90 seviyesine ulaştı, temel vitamin ve minerallerin satın alınmasında yüzde 64 artış gözlendi. Geleneksel ev çözümleri de korunma ve filtreleme amacıyla kullanılmaya devam ediyor.</p>

<p>Araştırma, toplumun sağlık farkındalığı ile davranışları arasında ciddi bir uçurum olduğunu ortaya koydu. Örneğin, toplumun yüzde 44'ü yüksek stres seviyesini 'normal' olarak görürken, ruhsal sağlık konusunda profesyonel destek alanlar sadece yüzde 26 oldu. Kilo problemi kadınlar için sosyal bir yargılanma, erkekler için fiziksel işlevsellik meselesi olarak algılanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 16:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/06/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari.webp" type="image/jpeg" length="28500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutluluk bağırsaklarda mı?]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda, sağlıklı yaşama katkıda bulunmak amacıyla 'Sindirim Sistemi Gerçekten 2'nci Beynimiz mi? Mutluluk Bağırsaklarda mı?' başlıklı bir seminer düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Baş'ın konuşmacı olarak yer aldığı seminer, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Doç. Dr. Baş, sindirim sistemi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi ele aldığı seminerde katılımcılarla güncel bilgileri paylaştı.</p>

<p>Seminerde bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Bilge Baş, şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunların bağırsak florasındaki bozulmaların habercisi olabileceğini belirtti. Bağırsakların bağışıklık sisteminde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Baş, sık hastalanma ve kronik yorgunluk gibi durumların da bağırsak sağlığıyla ilişkili olabileceğini paylaştı.</p>

<p>Sağlıklı bir bağırsak yapısının korunmasında beslenme çeşitliliğinin önemine değinen Baş, her farklı mikroorganizmanın farklı gıdalarla beslendiğini, bu nedenle tek tip beslenmenin bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaların çeşitliliğini azaltabileceğini söyledi. Mevsimsel gıdaların tüketilmesinin önemine de dikkat çeken Baş, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin bağırsak sağlığını desteklediğini, gereksiz antibiyotik kullanımının ise yararlı bakterilere zarar verebildiğini ifade etti.</p>

<p>Seminerde ayrıca 'beyin sisi' olarak adlandırılan zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösteren durumun da ele alındığı belirtildi. Katılımcılara bağırsak sağlığını korumaya yönelik öneriler sunulurken, insan vücudundaki yararlı bakterilerin desteklenmesi gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü iletişimin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de paylaşan Doç. Dr. Baş, bağırsak florasınınruh hali, stres yönetimi ve genel yaşam kalitesi üzerindeki rolüne değindi. Baş, sağlıklı beslenmenin fiziksel olduğu kadar zihinsel sağlık açısından da önem taşıdığının altını çizdi.</p>

<p>Katılımcılar seminer sonunda sindirim sistemi hastalıkları, bağırsak sağlığını korumanın yolları ve günlük yaşamda uygulanabilecek beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi alma fırsatı bulurken, seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/06/mutluluk-bagirsaklarda-mi.webp" type="image/jpeg" length="85839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sadece ne yediğiniz değil, nasıl tükettiğiniz de önemli... Bayramda artan et tüketimi kalbi zorlayabilir]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda değişen beslenme düzeni ve artan et tüketiminin özellikle kalp, tansiyon ve diyabet hastaları için risk oluşturabileceği uyarısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Nevrez Koylan, bayram döneminde yalnızca tüketilen gıdaların değil, öğün sıklığı ve yeme düzeninin de sağlık açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Koylan, ziyaretlerle birlikte gün içine yayılan sık ve yoğun tüketimin sağlıklı bireylerde bile geçici yük oluşturabileceğini belirterek, 'Özellikle kalp-damar hastalığı, hipertansiyon veya diyabeti olan kişilerde bu durum daha ciddi şikâyetlere yol açabilir' dedi.</p>

<p><img height="767" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/07/24/1721806800-asm-nevrezkoylan-gorseli-1721828860-378-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Artan et tüketimiyle birlikte fazla tuz ve yağ alımının kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol seviyelerinde ani dalgalanmalara neden olabileceğine dikkat çeken Koylan, kardiyovasküler hastalıkların dünya genelinde hâlâ en yaygın ölüm nedeni olduğunu ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her üç ölümden birinin kalp-damar hastalıklarına bağlı gerçekleştiğini hatırlatan Koylan, Türkiye'de de benzer bir tablonun bulunduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, Kurban Bayramı'nda kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olabilecek 15 maddeyi paylaştı:</p>

<ol>
 <li>Porsiyon kontrolüne dikkat edin, aşırı kalori alımından kaçının.</li>
 <li>Bayramda normal beslenme düzeninizi bozmayın, öğün atlamamaya özen gösterin.</li>
 <li>Sofralarda aşırı çeşit ve ağır yiyeceklerden kaçının, yeni ve yoğun besinleri tadımlık miktarlarda tercih edin.</li>
 <li>Tatlı tüketimini sınırlayın. Şerbetli seçenekler yerine sütlü tatlıları küçük porsiyonlarla tercih edin.</li>
 <li>Kavurma, sakatat ve kırmızı et tüketimini sınırlayın, aşırı tüketimin kolesterolü yükseltebileceğini unutmayın.</li>
 <li>Et yemeklerinde kavurma ve kızartma yerine haşlama, fırın veya ızgara yöntemlerini tercih edin.</li>
 <li>Pilav, makarna ve börek gibi karbonhidratları sınırlı tüketin.</li>
 <li>Kahvaltıda sucuklu yumurta, kızartma, börek ve tatlı gibi ağır seçeneklerden yalnızca birini, küçük porsiyonlarda tüketin.</li>
 <li>Yemeklerde ideal tuz miktarını aşmamaya özen gösterin. Günlük toplam tuz tüketiminin 5 gram yani yaklaşık 1 çay kaşığını geçmemesine dikkat edin. (Tansiyon hastaları için bu miktar daha da azaltılmalı)</li>
 <li>İçecek olarak su veya ev yapımı ayran tercih edin. Şekerli, gazlı ve hazır içeceklerden kaçının.</li>
 <li>Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek tercih edin.</li>
 <li>Sofraları sebze, salata ve meyve ile zenginleştirerek denge sağlayın.</li>
 <li>Yemekleri yavaş yiyin, sofrada geçirilen süreyi uzatarak tokluk hissini artırın.</li>
 <li>Gün içinde mümkün olduğunca hareket edin, kısa yürüyüşler kalp sağlığına katkı sağlar.</li>
 <li>Bayram yoğunluğu ve stresi yönetmeye, dinlenmeye zaman ayırmaya özen gösterin.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/05/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir.webp" type="image/jpeg" length="21403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp yetersizliğinde erken tanı yaşam kalitesini etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde 64 milyon kişiyi etkileyen kalp yetersizliği, Türkiye'de 2016-2022 arasında 2,7 milyondan fazla kişiye tanı konulan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde 64 milyon kişiyi etkileyen kalp yetersizliği, Türkiye'de 2016-2022 arasında 2,7 milyondan fazla kişiye tanı konulan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, erken tanı, tedaviye uyum ve düzenli takibin kritik olduğunu belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her yıl Mayıs ayının ikinci haftası düzenlenen 'Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası' kapsamında uzmanlar, hastalığın erken tanısının ve tedaviye uyumun yaşam kalitesi ve sağkalım açısından önemine dikkat çekti.</p>

<p>Kalp yetersizliği, kalbin vücuda yeterli kan ve oksijen pompalayamaması sonucu ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunu. Nefes darlığı, hızlı kilo artışı, halsizlik ve bacaklarda şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. HFSA 2025 raporuna göre yalnızca ABD'de yaşam boyu kalp yetersizliği riski yüzde 24'e yükseldi. Türkiye'de ise TRends-HF çalışmasına göre 2022 yılı itibarıyla kalp yetersizliği görülme sıklığı yüzde 2,1 ve yıllık 1000 kişiden 3-6'sında yeni vakalar ortaya çıkıyor.</p>

<p><img height="1000" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/18/prof-dr-ahmet-temizhan-1779115491-19-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Temizhan, hastalığın günlük yaşamı ciddi şekilde etkilediğini belirterek, 'Yaşlanmanın doğal sonucu sanılan nefes darlığı ve bacak şişlikleri kalp yetersizliğinin habercisi olabilir. Erken tanı, düzenli takip ve kılavuzlara uygun tedavi yaşam kalitesini artırıyor' dedi.</p>

<p><img height="554" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/18/astrazeneca-munevver-gonenc-1779115485-746-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, kronik hastalıklarla mücadelede toplum bilinçlenmesinin önemine değinerek, 'Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve hekim-hasta iletişimi başarıyı artırıyor' ifadelerini kullandı. Roche Diagnostik Türkiye Genel Müdürü Nazlı Sahafi ise erken ve doğru tanının hem hastalar hem de sağlık sistemi için kritik olduğunu belirterek, entegre ve veri odaklı yaklaşımın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Uzmanlar, farkındalığın artırılması, risk altındaki kişilerin erken dönemde tespit edilmesi ve hastaların tedavi süreçlerini sürdürülebilir şekilde yönetmesinin, kalp yetersizliği yönetiminde başarı için hayati olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/05/kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor.webp" type="image/jpeg" length="15139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan 'Hanta Virüs' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, dünya genelinde ve zaman zaman ülkemizde gündeme gelen Hanta virüsü hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, virüsün yayılma şekli, belirtileri ve korunma yolları konusunda vatandaşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, yayımladığı bilgilendirici videoda hanta virüsünün klinik seyri, Türkiye'deki durumu ve korunma yöntemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Dr. Lokman Kılıç, Hanta virüsünün özellikle fare, sıçan ve yarasa gibi kemirgenlerin dışkı, idrar ve salyaları aracılığıyla çevreye yayıldığını belirtti. Virüsün insanlara genellikle bu atıkların kuruması sonucu oluşan tozların solunması veya doğrudan temasla geçtiğini vurgulayan Kılıç, 'Sadece 'Andes' türü olarak bilinen ve Güney Amerika'da görülen tipin insandan insana bulaşma riski var; diğer türlerde temel kaynak kemirgenlerle olan temastır,' dedi.</p>

<p>Videodaki teknik ayrıntıları paylaşan Dr. Kılıç, virüsün etkilediği organlara göre iki ana tablo oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>Asya ve Avrupa Tipi Renal Sendromunun böbrekleri etkilediğini anlatan Kılıç, ateş, düşük tansiyon, idrarda azalma ve ardından aşırı idrar çıkışı ile seyrettiğini smyledi. Türkiye ve bölgemizde genellikle bu tipin görüldüğünü belirten Kılıç, erken müdahale edilmezse böbrek yetmezliği ve diyaliz ihtiyacı doğabileceğini hatırlattı.</p>

<p>Amerika Tipi Pulmoner Sendromunun ise doğrudan akciğerleri hedef aldığını dikkat çeken Kılıç, akciğer ödemi ve ağır solunum yetmezliği yapan bu türün ölüm oranının yüzde 30 ve 40 gibi çok yüksek seviyelerde olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'de ilk vakanın 2009 yılında Bartın'da, ardından 2010'da Giresun'da görüldüğünü anımsatan Dr. Kılıç, Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde yılda 10 ila 60 arasında vaka kaydedildiğini ancak ölüm oranlarının oldukça düşük (yılda 1-3 kişi) olduğunu söyledi. Dr. Kılıç, 'Bölgemizde şu an için büyük bir risk yok ancak tedbiri elden bırakmamalıyız,' mesajını verdi.</p>

<p><strong>'Normal Gripten Farkı Nedir?'</strong></p>

<p>Vatandaşların her gribi Hanta virüsü ile karıştırmaması gerektiğini belirten Dr. Lokman Kılıç, ayırt edici özellikleri şöyle sıraladı:<br />
'Hanta virüsünde yüksek ateşin yanında şiddetli kas ağrıları, gözlerde kızarıklık, yüz ve boyun bölgesinde döküntüler (peteşi) görülür. Laboratuvar tetkiklerinde ise normal gribin aksine kan pulcuklarının (trombosit) düşmesi ve beyaz kan hücrelerinin artması tipik bulgulardır.'</p>

<p><strong>Korunma İçin 'Çamaşır Suyu' ve 'Doğru Temizlik' Vurgusu</strong></p>

<p>Dr. Kılıç, kemirgenlerin bulunduğu ortamların temizlenmesi konusunda hayati bir uyarıda bulundu: 'Faresi veya kemirgeni bol olan yerleri temizlerken asla elektrik süpürgesi kullanmayın! Tozu havaya kaldırmak virüsü solumanıza neden olur. En doğrusu, 1-2 tatlı kaşığı çamaşır suyu karıştırılmış suyla yüzeyleri ıslatarak, toz kaldırmadan maske ve eldivenle temizlik yapmaktır.'</p>

<p>Hastalığın kuluçka süresinin 2 ile 4 hafta arasında olduğunu hatırlatan Dr. Kılıç, şüpheli temas sonrası ateş, kas ağrısı ve kusma gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 07:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/05/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="72488"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Caner Kaçmaz'dan estetikte yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Plastik Cerrah Caner Kaçmaz, geliştirdiği 'Preserve Tekniği' ile doğal meme büyütmede yeni bir dönem başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Plastik Cerrah Caner Kaçmaz, geliştirdiği 'Preserve Tekniği' ile doğal meme büyütmede yeni bir dönem başlattı. Dokuları koruyan ve lokal anesteziyle uygulanan bu yöntem; doğal görünüm, yumuşak sonuçlar ve konforlu iyileşme süreci sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanat, sosyete ve iş dünyasının son dönemde en çok konuştuğu Plasrik Cerrah Caner Kaçmaz, geliştirdiği 'Preserve Tekniği' ile estetik dünyasında dikkat çekiyor.</p>

<p>Meme dokusu, damarlar ve bağ yapılarını koruyarak uygulanan yöntem; daha doğal görünüm, daha yumuşak sonuçlar ve konforlu iyileşme süreci sağlamasıyla öne çıkıyor.</p>

<p>Lokal anesteziyle, hastaları uyutmadan gerçekleştirdiği operasyonlarla da fark yaratan Caner Kaçmaz'ın uyguladığı teknik, kısa sürede estetik dünyasının en çok konuşulan yöntemlerinden biri haline geldi.</p>

<p><img height="937" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/08/d6c78141-cc6f-4e22-a581-a218ba700573-1778223797-171-x750.jpeg" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/05/caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme.webp" type="image/jpeg" length="92278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeker hastaları tüp bebek yaptırabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Op. Dr. Betül Kalay, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarına güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Op. Dr. Betül Kalay, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarına güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabileceğini belirtti. Başarı oranını artırmak için tedavi öncesinde kan şekerinin düzenli olması ve takip altında tutulması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong> </strong>Hem tip 1 diyabette hem de tip 2 diyabette güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir.</p>

<p>Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, 'Hem tip1 diyabette hem tip 2 diyabette, güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Ancak, tüp bebek tedavisine başlamadan önce, kan şekerinin düzenlenmiş olduğuna gerek ilaç kullanılıyorsa gerekse ilaç kullanılmıyorsa, takip altında ve düzgün olduğuna emin olmak gerekir ki tedavide başarı üst düzey olabilsin.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/05/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi.webp" type="image/jpeg" length="26563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık emekçilerinden 1 Mayıs öncesi uyarı]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık ve sosyal hizmet alanındaki sorunlara dikkat çekerek, güvenli çalışma ortamı, adil ücret ve planlı istihdam çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1 Mayıs öncesinde sağlık ve sosyal hizmet alanındaki çalışma koşulları yeniden gündeme gelirken, SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken önemli değerlendirmelerde bulundu. Artan iş yükü, personel eksikliği ve ekonomik kayıpların hem çalışanları hem de hizmetin sürdürülebilirliğini etkilediğini belirten Akarken, 'Sağlık sistemi büyük ölçüde çalışanların özverisiyle ayakta tutuluyor. Ancak özveri bir yönetim modeli olamaz' dedi.</p>

<p>Sağlıkta şiddet vakalarının en kritik sorunlardan biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Akarken, fiziksel ve sözlü saldırıların yalnızca çalışan güvenliğini değil, hizmet kalitesini de tehdit ettiğini ifade etti. Bu sorunun münferit değil yapısal olduğuna dikkat çeken Akarken, caydırıcı düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><img height="590" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/01/09/1736410005-zlem-akarken-1736413876-29-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Artan hasta yoğunluğu, MHRS randevu baskısı, uzun nöbetler ve personel yetersizliği de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Özellikle acil servisler ve yoğun bakım gibi birimlerde çalışanların tükenmişlik riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Akarken, çözümün daha fazla fedakârlık değil, planlı istihdam ve dengeli çalışma düzeni olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan mobbing ve idari baskıların da sağlık çalışanları açısından büyüyen bir sorun olduğuna işaret eden Akarken, psikolojik güvenliğin çalışma hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Akarken, 1 Mayıs'ın yalnızca sembolik bir gün olmadığını vurgulayarak, 'Mesele sadece ücret değil, nitelikli kamu hizmetinin geleceğidir. Emekçiler, hem hakları hem de sürdürülebilir bir sistem için seslerini yükseltecek' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ekonomik taleplerin de 1 Mayıs gündeminde önemli yer tuttuğunu belirten Akarken, parçalı ücret sistemi, vergi dilimi kayıpları ve emekliliğe yansımayan ödemelerin çalışanlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari.webp" type="image/jpeg" length="39326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle mücadelede yeni umut... Bor elementi tıpta öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akciğer kanseri dünya genelinde milyonlarca can almaya devam ederken, bor elementi üzerine yapılan araştırmalar hedefe yönelik tedavi yöntemleri açısından umut verici sonuçlar ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri dünya genelinde milyonlarca can almaya devam ederken, bor elementi üzerine yapılan araştırmalar hedefe yönelik tedavi yöntemleri açısından umut verici sonuçlar ortaya koydu. Her yıl yaklaşık 1,75 milyon insanın hayatını kaybettiği bu hastalık, tıp dünyasını yeni ve daha etkili tedavi yöntemleri arayışına yönlendiriyor. Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong> </strong>Prof. Dr. Mükerrem Şahin, Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni Nizamettin Bilici'ye yaptığı değerlendirmede, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da kritik bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p>Şahin'in aktardığı bilgilere göre, borun en dikkat çekici kullanım alanlarından biri Bor Nötron Yakalama Terapisi (BNCT) olarak öne çıktı.</p>

<p>Bu yöntemde bor bileşikleri, seçici olarak tümör hücrelerinde biriktiği, ardından uygulanan düşük enerjili nötronlar, yalnızca kanserli hücreleri hedef alarak içeriden yok ettiği ve bu yaklaşımın klasik radyoterapiden farklı olarak sağlıklı dokulara minimum zarar verme potansiyeli taşıdığı belirtilirken, preklinik çalışmalarda elde edilen veriler, yöntemin dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu gösterdi.</p>

<p><strong>KANSER HÜCRELERİNİ ÇÖKERTEN MEKANİZMA</strong></p>

<p>Bor bileşiklerinin etkisi yalnızca hedefleme ile sınırlı değil.</p>

<p>Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun hücresel düzeyde de güçlü bir etki oluşturduğunu ifade ederek, 'Bu etki; programlı hücre ölümü sürecini tetikleme, hücrenin enerji üretim merkezlerini devre dışı bırakma, kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurma mekanizmalarla gerçekleşiyor. Özellikle küçük hücreli akciğer kanseri gibi tedavisi zor türlerde bu mekanizmaların büyük önem taşıdığı belirtiliyor' dedi.</p>

<p>Borun etkisi yalnızca tümör hücreleri ile sınırlı olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Şahin, 'Aynı zamanda antibiyotik direnci geliştiren bakterilere karşı da dikkat çekici bir potansiyel taşıyor. Araştırmalarda bor bileşiklerinin, bakterilerin oluşturduğu koruyucu biyofilm tabakasını parçalayabildiği ifade ediliyor. Bu durum, akciğer enfeksiyonları başta olmak üzere birçok kronik hastalıkta borun destekleyici bir rol üstlenebileceğini ortaya koyuyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AKCİĞER DOKUSUNDA DOĞAL UYUM</strong></p>

<p>Şahin'in dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise borun vücut içindeki dağılımı.</p>

<p>Bilimsel verilere göre bor, yalnızca kemiklerde değil, akciğer dokusunda da doğal olarak bulunan bir element. Bu durum, bor temelli tedavi yaklaşımlarının hedef dokuya uyum açısından avantaj sağlayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bitkisel içeriklerle birlikte kullanılan bor bileşikleri, özellikle solunum sistemi sağlığını desteklemeye yönelik formülasyonlarda yer aldığını belirten Şahin, bu ürünlerin doğrudan tedavi yerine geçmese de, destekleyici bir yaklaşım olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p><strong>KRİTİK UYARI: DOZ HAYATİ ÖNEME SAHİP</strong></p>

<p>Bu arada Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun potansiyeline dikkat çekerken önemli bir uyarıda da bulundu.</p>

<p>Borun etkisinin doz ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Şahin, yüksek dozlarda istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceğini vurgularken, bor temelli yaklaşımların mutlaka uzman kontrolünde uygulanması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Bor elementi üzerine yapılan çalışmaların akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalıkta yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğine dikkati çekerek, 'Henüz klinik uygulamaların tüm aşamaları tamamlanmamış olsa da, mevcut bilimsel veriler borun geleceğin tedavi yöntemleri arasında yer alabileceğine işaret ediyor. Doğanın sunduğu bu sade elementin, modern tıbbın en zorlu hastalıklarından biri olan kanserle mücadelede önemli bir rol üstlenip üstlenmeyeceği ise önümüzdeki yıllarda daha net ortaya çıkacak' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="22561"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyuşmanın hangi elde gerçekleştiği önemli]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta pek çok kişinin 'üzerine yatmışım' diyerek geçiştirdiği, ancak geceleri uykudan uyandıracak şiddete ulaşan el uyuşmaları, ihmal edildiğinde kalıcı sinir hasarına yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatta pek çok kişinin 'üzerine yatmışım' diyerek geçiştirdiği, ancak geceleri uykudan uyandıracak şiddete ulaşan el uyuşmaları, ihmal edildiğinde kalıcı sinir hasarına yol açabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, uyuşmanın elin hangi bölgesinde gerçekleştiğinin sorunun kaynağını belirlemede önemli olduğunun altını çizdi.</p>

<p><strong>sağlık</strong>Eldeki fonksiyon kaybı ve hissizliğin kaynağının genellikle sinirin geçtiği dar anatomik kanallardaki basınç artışı olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Uyuşmanın hissedildiği bölge, sinir basısının konumunu tayin etmede belirleyici bir yere sahip.</p>

<p>Baş, işaret ve orta parmaktaki uyuşmalar bilek kanalındaki karpal tünel sendromuna, serçe ve yüzük parmağındaki uyuşmalar dirsek bölgesindeki kübital tünel sendromuna, tüm el ve kola yayılan şikayetler ise boyun omurlarındaki sinir kökü basılarına yani boyun fıtığına işaret edebilir' açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KENDİLİĞİNDEN GEÇER DİYE DÜŞÜNMEYİN</strong></p>

<p>Pek çok hastanın uyuşmaların geçici olduğunu düşünerek hekime başvurmayı ertelediğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, bu tür vakalarda cerrahi açıdan en büyük riskin şikayetlerin kendiliğinden geçmesini bekleyerek süreci aksatmak olduğunu vurguladı. Sinir sıkışmalarının mekanik bir baskı sonucu oluştuğunu hatırlatan Prof. Dr. Göçmen, bası altında kalan sinir liflerinin zamanla fonksiyonunu yitirerek geri dönülemez hasara ve kas erimesine yol açtığını belirtti.</p>

<p>Erken evrede yaşam tarzı değişiklikleri veya fizik tedavi ile çözülebilecek sorunların ihmal edilmesi durumunda elinden eşya düşürme ve düğme ilikleyememe gibi ciddi güç kayıplarının yaşanabileceğini söyleyen Prof. Dr. Göçmen, 'Bu aşamaya gelindiğinde yapılacak bir cerrahi müdahale siniri rahatlatsa bile kaybedilen kas gücünün ve ince motor becerilerin geri kazanılması oldukça güç ve uzun bir rehabilitasyon süreci gerektirir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Sinir sisteminin baskıya karşı son derece hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Göçmen, erken aşamada yapılacak bir cerrahi işlemin kalıcı felç ve kas erimesi riskini ortadan kaldıran tek kesin çözüm olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Göçmen, 'Uyuşma nedeniyle uykudan uyanıp kolunuzu ve elinizi sallamak zorunda kalıyorsanız. Elinizde gözle görülür bir güç kaybı başladıysa. Uyuşmaya boyun ağrısı veya kola yayılan keskin ağrılar eşlik ediyorsa. Bileklik veya dinlendirme gibi basit yöntemlerle şikayetleriniz 2 haftadan uzun süredir azalmıyorsa' vakit kaybetmeden bir uzmana danışılması gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli.webp" type="image/jpeg" length="31268"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş ipi doğru kullanılmadığında fayda değil zarar!]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar diş ipinin, ağız ve diş sağlığında ihmal edilmemesi gereken temel bakım adımlarından biri olduğunu belirtirken, sert ve ani hareketlerin, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar diş ipinin, ağız ve diş sağlığında ihmal edilmemesi gereken temel bakım adımlarından biri olduğunu belirtirken, sert ve ani hareketlerin, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabileceğine dikkat çekti. Periodontoloji Umzanı Dr. Öğr. Üyesi Güler, diş ipinin genellikle akşam yatmadan önce ve diş fırçalandıktan sonra kullanılmasını önerdi.</p>

<p>Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş ipinin doğru teknikle kullanımının ağız ve diş sağlığındaki önemi, kullanım yöntemi ve olası yanlış inanışlar hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en önemli adımlarından birinin, yalnızca diş fırçalamakla yetinmeyip diş aralarının da etkili şekilde temizlenmesi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Bu noktada diş ipi kullanımı, günlük ağız bakım rutininin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak doğru teknikle uygulanmadığında istenilen faydayı sağlamadığı gibi diş etlerine zarar da verebilir.' dedi.</p>

<p>Diş ipi kullanımına başlarken yaklaşık 30-40 santimetre uzunluğunda bir parça koparmak gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Daha kısa bir ip, parmaklara yeterince sarılamayacağı için kullanım sırasında kayabilir ve kontrolü zorlaştırır. Koparılan diş ipi, iki elin orta parmaklarına sarılarak sabitlenir. Bu sayede ip, kullanım sırasında kaymaz ve daha kontrollü hareket ettirilebilir. Üst dişlerin temizliğinde baş parmaklar, alt dişlerde ise işaret parmakları kullanılarak daha rahat bir uygulama sağlanır.' şeklinde konuştu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/05/04/1746003379-k-bra-g-ler-1746365546-352-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>DİŞ İPİNİN AMACI, DİŞİ SARARAK YÜZEY TEMİZLİĞİ SAĞLAMAK!</strong></p>

<p>Diş ipinin temel amacının, yalnızca diş aralarına girip çıkmak olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Asıl hedef, dişin yüzeyine temas ederek dişin çevresini saracak şekilde temizlik sağlamaktır. Diş ipi, iki diş arasına nazikçe yerleştirildikten sonra temas noktasından hafif bir hareketle geçirilir ve diş etinin yaklaşık 1 mm altına kadar ilerletilir. Ardından ip, dişe 'C' şeklinde sarılarak yukarı doğru çekilir. Aynı işlem, komşu diş için de tekrarlanır. Böylece iki diş arasındaki her iki yüzey de etkin şekilde temizlenmiş olur. Tüm diş araları bu yöntemle tek tek temizlenmelidir.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DİŞ İPİ KULLANIMININ AKŞAM YATMADAN ÖNCE YAPILMASI DAHA UYGUN!</strong></p>

<p>Diş ipi kullanımının günde bir kez, tercihen akşam yatmadan önce yapılmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Bunun nedeni, gece uyku sırasında tükürük salgısının azalmasıdır. Tükürük miktarının düşmesiyle birlikte ağızda kalan yiyecek artıkları bakteri plağına dönüşür ve bu durum çürük ile diş eti hastalıklarına zemin hazırlar. Bu nedenle gece yatmadan önce hem dişlerin fırçalanması hem de diş aralarının temizlenmiş olması büyük önem taşır.' dedi.</p>

<p>Diş ipi kullanımında en doğru yaklaşımın, önce dişlerin fırçalanması, ardından diş ipi ile ara yüz temizliğinin yapılması olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Diş fırçası, dişlerin görünen yüzeylerini temizlerken, diş ipi ulaşılması zor olan ara yüzlerde etkili olur.' bilgisini paylaştı.</p>

<p>Yanlış teknikle kullanıldığında diş ipinin diş etine zarar verebileceği uyarısını yapan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'İnce ve keskin yapısı nedeniyle agresif hareketlerle kullanıldığında diş etinde kesilmelere yol açabilir. Bu nedenle diş ipini dişlerin arasından geçirirken aceleci davranmamak gerekir.' dedi.</p>

<p>İpin, temas noktasından yavaş ve kontrollü şekilde geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Sert ve ani hareketler, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabilir. Oysa doğru kullanımda ip, diş etine zarar vermeden diş yüzeyine sarılarak temizleme işlemini gerçekleştirir. Diş ipinin dişlerin arasını açtığı yönündeki inanış da yaygındır. Ancak bu doğru değildir. Doğru teknikle kullanılan diş ipi diş aralarını açmaz. Aksine, yanlış ve sert kullanım diş etine zarar vererek çekilmelere neden olabilir. Bu da zamanla diş aralarında boşluk oluştuğu izlenimini yaratabilir. Özellikle dişleri sıkı temas eden kişilerde diş ipi kullanımı zor olabilir, ancak bu durum kullanımın bırakılmasını gerektirmez.' açıklamasını yaptı..</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar.webp" type="image/jpeg" length="98044"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akciğer kanserinde umut artıyor... Uzmanlardan kişiye özel tedavi vurgusu]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/akciger-kanserinde-umut-artiyor-uzmanlardan-kisiye-ozel-tedavi-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/akciger-kanserinde-umut-artiyor-uzmanlardan-kisiye-ozel-tedavi-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut' söyleşisinde uzmanlar, erken tanı, gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve kişiye özel tedavilerin hastalıkla mücadelede çarpan etki yarattığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada en sık görülen ve en ölümcül kanser türleri arasında yer alan akciğer kanseri, çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle geç teşhis edilebiliyor.</p>

<p>Her yıl dünya genelinde 2 milyonun, Türkiye'de ise yaklaşık 40 bin kişinin bu hastalıkla karşılaştığı belirtiliyor.</p>

<p>Acıbadem Maslak Hastanesi'nde düzenlenen 'Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut' söyleşisinde, hastalığın tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. Etkinlikte uzmanlar, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekerken, kişiye özel tedavi yaklaşımları ve modern tıbbi yöntemlerin umut verici sonuçlar sunduğunu ifade etti. Göğüs Hastalıkları, Göğüs Cerrahisi, Tıbbi Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi ve Nükleer Tıp alanlarından uzmanların katıldığı programda, multidisipliner yaklaşımın tedavi başarısını artırdığı vurgulandı. Uzmanlar, özellikle sigara kullanımının en büyük risk faktörü olduğunu ve elektronik sigaraların da sanıldığı kadar masum olmadığını belirtti.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/26/1776781846-prof-dr-tevfik-fikret-ermik-1777208922-507-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, risk grubundaki bireylerin düzenli kontroller yaptırmasının önemine dikkat çekerken, Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik PET-CT'nin hastalığın evrelenmesinde kritik rol oynadığını söyledi. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise erken evrede cerrahinin yüksek başarı oranı sunduğunu ve robotik cerrahi gibi gelişmiş yöntemlerin iyileşme sürecini hızlandırdığını ifade etti.</p>

<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, günümüzde tümörün genetik özelliklerine göre kişiye özel tedavi uygulandığını ve immünoterapi ile hedefe yönelik tedavilerin yaşam süresini artırdığını belirtti. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar ise gelişen radyoterapi teknolojileri sayesinde daha hassas ve etkili tedavilerin mümkün hale geldiğini aktardı.</p>

<p><img height="403" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/26/1776781850-sevil-ak-1777208890-606-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinliğe katılan oyuncu Sevil Akı ise hasta yakını olarak annesinin akciğer kanseriyle mücadelesini paylaşarak, 'Tünelin ucunda hep bir ışık vardı' sözleriyle umudun önemine dikkat çekti. Akı, doğru bilgiye ulaşmanın ve güçlü destek sisteminin tedavi sürecinde belirleyici olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/akciger-kanserinde-umut-artiyor-uzmanlardan-kisiye-ozel-tedavi-vurgusu</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/akciger-kanserinde-umut-artiyor-uzmanlardan-kisiye-ozel-tedavi-vurgusu.webp" type="image/jpeg" length="43354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK'ya yurt dışından ilaç alımı için yeni usul ve esaslar belirlendi]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yurt dışından yapacağı özel nitelikteki ilaç ve tıbbi ürün alımlarında yeni bir düzenlemeye kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 3'üncü maddesinin (h) bendi kapsamında yurt dışından gerçekleştireceği beşerî tıbbî ürün (ilaç) alımları ve bunlara ilişkin hizmet alımlarının usul ve esasları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>

<p><strong> </strong>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yurt dışından yapacağı özel nitelikteki ilaç ve tıbbi ürün alımlarında yeni bir düzenlemeye kavuştu.</p>

<p>Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı: 11190) ile 'Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (h) Bendi Kapsamında Yurt Dışından Gerçekleştirilecek Beşerî Tıbbî Ürün Alımları ve Bunlara İlişkin Hizmet Alımlarına Dair Usul ve Esaslar' yürürlüğe girdi.</p>

<p>Karar, SGK'nın kamusal ihale kurallarının dışında tutulan (h) bendi kapsamında, yurt dışından temin edeceği beşerî tıbbi ürünler (ilaçlar) ile bu alımlara bağlı hizmetlerin (lojiistik, gümrük, depolama vb.) nasıl gerçekleştirileceğini belirliyor. Bu düzenleme, özellikle yurtiçinde bulunmayan veya tedariki zor olan kritik ilaçların SGK tarafından daha hızlı ve etkin şekilde temin edilmesini amaçlıyor. Kararda alım süreci, fiyat araştırması, sözleşme koşulları, ödeme usulleri ve denetim mekanizmalarına ilişkin detaylı hükümler yer aldı.</p>

<p>SGK'nın bu kapsamdaki alımları, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun genel ihale prosedürlerinden muaf tutulurken, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi hedeflendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu Cumhurbaşkanı kararının detayına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260424-14.pdf" rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi.webp" type="image/jpeg" length="98264"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer tedavisinde yeni umut... Nöromodülasyon yöntemleri öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, ilaçların hastalığı durduramadığını, ancak nöromodülasyon tekniklerinin süreci yavaşlatmada umut vadettiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, ilaçların hastalığı durduramadığını, ancak nöromodülasyon tekniklerinin süreci yavaşlatmada umut vadettiğini belirtiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bu nedenle son yıllarda nöromodülasyon yöntemlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.</p>

<p><strong> </strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, Alzheimer ve demans tedavisinde ilaç dışı yöntemlerin giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, nöromodülasyon tekniklerinin hastalığın seyrini yavaşlatmada umut verici sonuçlar sunduğunu açıkladı.</p>

<p>Alzheimer hastalığı'nın küresel ölçekte artan bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Dr. Şalçini, mevcut ilaç tedavilerinin hastalığı durduramadığını, yalnızca semptomları sınırlı ölçüde hafiflettiğini ifade etti. Anti-amiloid tedavilere yönelik çalışmaların sürdüğünü ancak yan etkiler ve maliyet gibi nedenlerle henüz yaygın kullanıma girmediğini söyledi. Nöromodülasyonun; elektrik, manyetik alan, ışık ve ses dalgaları gibi fiziksel uyarılarla beyin fonksiyonlarını doğrudan etkileyen bir yaklaşım olduğunu belirten Şalçini, bu yöntemlerin sinaptik plastisiteyi artırarak beyin ağlarını güçlendirmeyi hedeflediğini dile getirdi. Alzheimer'ın artık yalnızca protein birikimiyle değil, aynı zamanda bir 'bağlantı hastalığı' olarak değerlendirildiğini de sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Non-invaziv yöntemlerin günümüzde daha yaygın kullanıldığını belirten Şalçini, özellikle rTMS uygulamasının öne çıktığını ifade etti. Bir diğer yöntem olan tDCS'nin ise düşük yoğunluklu elektrik akımıyla nöronal uyarılabilirliği düzenlediğini ve özellikle hafif bilişsel bozukluklarda etkili olabildiğini aktardı. Ayrıca ultrason temelli Transkraniyal Pulse Stimülasyonu ve odaklanmış ultrason uygulamalarının da derin beyin yapılarına ulaşarak nöroplastisiteyi artırabildiğini ifade etti.</p>

<p>Işık temelli tedaviler ve 40 Hz frekanslı uyarımların da son yıllarda dikkat çektiğini belirten Şalçini, bu yöntemlerin beyin hücreleri üzerindeki olumlu etkilerinin araştırıldığını kaydetti. Tüm bu gelişmelere rağmen demans tedavisinde tek bir standart yaklaşım bulunmadığını vurgulayan Şalçini, tedavi planlarının hastaya özel olarak şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Nöromodülasyon tekniklerinin ilaç tedavileri ve bilişsel rehabilitasyonla birlikte uygulanmasının daha etkili sonuçlar verebileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, nöromodülasyon yöntemlerinin umut verici olmakla birlikte henüz gelişim aşamasında olduğunu ve uzun vadeli etkilerinin netleşmesi için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="49685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağışıklık sistemi değişti! Kadınlar daha çok hissediyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/bagisiklik-sistemi-degisti-kadinlar-daha-cok-hissediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/bagisiklik-sistemi-degisti-kadinlar-daha-cok-hissediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni araştırmalar kadın ve erkeklerin ağrıyı yalnızca farklı hissetmediğini, bu süreci biyolojik olarak tamamen farklı deneyimlediğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni araştırmalar kadın ve erkeklerin ağrıyı yalnızca farklı hissetmediğini, bu süreci biyolojik olarak tamamen farklı deneyimlediğini ortaya koydu. Bağışıklık sistemi kaynaklı spesifik bir proteinin, ağrının süresini belirleyen kritik faktör olabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, bu farkın psikolojik bir eşikten ziyade tamamen nörobiyolojik, hormonal ve immünolojik farklılıkların doğal bir sonucu olduğunu vurguluyor.</p>

<p> Science Immunology Dergisi'nde yayımlanan 'Monocyte-derived IL-10 drives sex differences in pain duration' başlıklı yazıda enfeksiyon sonrası gelişen ağrının cinsiyetler arasındaki süre farkı fareler üzerinden inceledi. Araştırmaya göre ağrı kontrolünde etkili olan, vücudumuzun bağışıklık hücreleri tarafından üretilen, sitokin olarak bilinen özel bir protein türü olan IL-10'un, erkeklerde daha yüksek olduğu kanıtlandı. Bu protein, ağrının hafiflemesinde hayati bir öneme sahip.</p>

<p><strong>Kadın hastaların rehabilitasyon süreci daha hassas planlanmalı</strong></p>

<p>Ağrının oluşum mekanizmasının karmaşık bir süreç ve hekimliğin ağrı dindirme sanatı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Göçmen, yıllarca kadın hastaların kronik ağrı şikayetlerinin klinik ortamlarda yeterince ciddiye alınmadığını ya da hastanın duygusal durumlarıyla açıklandığını hatırlatarak, 'Ancak bu yeni araştırmaya göre ortada somut bir bağışıklık sistemi farkı var. Kadınların ağrısı daha uzun sürüyor çünkü vücutları o ağrıyı kapatacak biyolojik mekanizmaya erkekler kadar kolay erişemiyor. Bu bulgular, kadın hastalarımızda ameliyat sonrası rehabilitasyon süreçlerini çok daha hassas planlamamız gerektiğini gösteriyor' açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="505" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/18/ekran-goruntusu-2026-04-18-103917-1776497965-21-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>Kadınlarda ağrıyı dindiren alarm daha geç devreye giriyor</strong></p>

<p>Vücudumuzdaki yaralanma sonrası oluşan ağrıyı dindirmek için bağışıklık sisteminin bir noktada dur alarmı vermesi gerekiyor. Prof. Dr. Selçuk Göçmen, erkeklerdeki hormonların bu sinyali veren IL-10 proteinini artırdığını belirterek, 'Erkeklerdeki hormonal destek, ağrıyı durduran doğal bir mekanizmayı tetikliyor. Kadınlarda ise bu destek daha zayıf olduğu için ağrı sinyali daha uzun süre açık kalıyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>Kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri yeni standart olacak</strong></p>

<p>Son yıllarda araştırmacıların 'tek tip ağrı tedavisi' yaklaşımının hatalı olduğunu vurgulayarak cinsiyete özgü ağrı mekanizmalarını, hormon döngüsüne göre hazırlanan tedavi planlarını, bağışıklık sistemi temelli ağrı kontrolünü ve kişiselleştirilmiş analjezi yöntemlerini kapsayan yeni bir yaklaşımı savunduklarının altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Bilimsel çalışmalar, kadınların ağrıyı daha yoğun hissetmekten ziyade, biyolojik olarak farklı işleyen bir sinir-bağışıklık sistemi nedeniyle bu süreci daha uzun yaşadığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu önemli bulgu, ağrı tedavisinde cinsiyete özel yaklaşımların gerekliliğini net bir şekilde gündeme taşımak anlamına geliyor. Sonuç olarak kadınların ağrıyı daha uzun süreli tecrübe etmesi psikolojik veya kültürel bir durum değil, tamamen nöro-hormonal bir gerçeklik' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Göçmen, 'Hastanın sadece şikayetine değil, biyolojik kimliğine de odaklanan kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önümüzdeki dönemde standart hale geleceğine inanıyorum' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/bagisiklik-sistemi-degisti-kadinlar-daha-cok-hissediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/bagisiklik-sistemi-degisti-kadinlar-daha-cok-hissediyor.webp" type="image/jpeg" length="71155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kalp sağlığı uyarısı: Riskler erken yaşta başlıyor]]></title>
      <link>https://www.superkanaltv.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.superkanaltv.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada 19,2 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, kalp ve damar hastalıklarının genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin birleşimiyle ortaya çıktığını belirterek, 'Önlenebilir riskleri kontrol etmek hayat kurtarır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada 19,2 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, kalp ve damar hastalıklarının genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin birleşimiyle ortaya çıktığını belirterek, 'Önlenebilir riskleri kontrol etmek hayat kurtarır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, kalp ve damar hastalıklarının yalnızca yaşlılıkla ortaya çıkan bir sorun olmadığını, risk faktörlerinin çok erken yaşlarda şekillendiğini söyledi. Gündüz, yüksek tansiyon, kötü kolesterol (LDL) yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam ve kronik stresin değiştirilebilir risk faktörleri olduğunu, yaş, cinsiyet ve aile öyküsünün ise değiştirilemeyen riskler arasında yer aldığını ifade etti. Erkeklerde riskin genellikle 45 yaş sonrası, kadınlarda ise menopozla birlikte arttığını belirtti.</p>

<p>Hastalığın temellerinin gençlik yıllarında atıldığını vurgulayan Gündüz, sigara, sağlıksız beslenme ve genetik yatkınlığın erken dönemde; orta yaşta tansiyon ve kolesterol yüksekliğinin; ileri yaşta ise kronik hastalıkların daha belirgin hale geldiğini söyledi.</p>

<p>Kalp hastalıklarında erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten Gündüz, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı yorgunluk, çabuk yorulma, mide rahatsızlığı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Dünya genelinde kardiyovasküler hastalıkların artış eğiliminde olduğunu aktaran Gündüz, her yıl milyonlarca kişinin bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini, Türkiye'de ise ölümlerin yaklaşık yüzde 36'sının dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını hatırlattı. Korunmanın yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunu vurgulayan Gündüz, Akdeniz tipi beslenme, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması ve ideal kilo kontrolünün kalp sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi.</p>

<p>Hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz yüksek tansiyonun kalp kasını zorladığını, damar yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini artırdığını belirtti. Ayrıca kilo kaybının tansiyon üzerinde doğrudan olumlu etki yaptığını ve ilaç tedavisinin doktor önerisi olmadan bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Gündüz, kalp sağlığının korunmasının tek bir önlemle değil, uzun vadeli bir yaşam disipliniyle mümkün olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iGFA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.superkanaltv.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://superkanaltvcom.teimg.com/crop/1280x720/superkanaltv-com/uploads/2026/04/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="20784"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
