Okullar kimsenin tarlası değil

Türk Eğitim Sen İnegöl Şube Başkanı Özgür Gümüş yaptığı yazılı açıklama  şunları söyledi. 
2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı sona eriyor. Hem eğitimcilerimiz hem de öğrencilerimiz sorunların gölgesinde bu eğitim-öğretim yılını da tamamladı. Öğretmen açığı, fiziki alt yapı yetersizlikleri, TEOG’un kaldırılıp yeni lise geçiş sistemine geçilmesi, yeni üniversiteye geçiş sistemi, okulların ehil olmayan yöneticilere teslim edilmesi, sözleşmeli ve mülakatla öğretmen alımı, ücretli öğretmenliğin halen devam ediyor olması, özlük haklarda bir iyileşme sağlanamaması, okullara ayrılan ödeneklerin yetersizliği, okullarda şiddet vb. birçok sorun 2018-2019 eğitim-öğretim yılına damgasını vurdu. Şuan ilimizde de Nilüfer Havva Aslanoba Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 12-30 Haziran tarihleri arasında mülakatlar yapılmaktadır.Sözleşmeli ve mülakatla öğretmen alımı Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı en büyük hatalardan birisidir. Torpile, yandaşlığa, sübjektif değerlendirmelere dayalı olan, şeffaflıktan nasibini almamış mülakatla öğretmen alımı birçok öğretmenin hakkının yenmesine neden olmuştur. Sendika olarak talebimiz şudur: Öğretmen atamalarında elbette güvenlik soruşturması dikkate alınmalıdır, ama atamalar tamamen KPSS puan üstünlüğüne göre gerçekleştirilmelidir. Bütün sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmasını istiyoruz. Öğretmenlere yönelik şiddet gün geçtikçe artmaktadır. Yıllarını mesleğine adayan, topluma yararlı bireyler yetiştirmek için gece gündüz çabalayan, gerektiğinde öğrencisinin karnını doyuran, cebine harçlık koyan, öğrencilerini çocukları ile bir tutan öğretmenlerimizin vahşi saldırılara maruz kalması, katledilmesi Türk milli eğitimi adına bir utançtır. Öğretmenlere yönelik şiddet yıllardan beri sendikamızın üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan birisidir. Eylemlerle, basın açıklamalarıyla bu yaşanan saldırılara her zaman tepki gösteren sendikamız; psikolojik danışmanlık hizmetlerinin ve disiplin yönetmeliklerinin yetersizliğinin, okullarda güvenlik önlemlerinin alınmamasının, öğretmenlerin itibarlarının ve öğrenciler üzerindeki etkinliğinin azaltılmasının, okul çevresinin denetlenmemesinin, sınıf mevcutlarının fazla olmasının tüm bu şiddete zemin hazırlığına dikkat çekmektedir.
Başta Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı olmak üzere tüm yetkilileri öğretmenlere yönelik şiddete karşı ortak hareket etmeye çağırıyoruz. Toplumumuz bu konuya mutlaka duyarlı davranmalıdır. Öğretmenlerin itibar kaybı yaşamasının bir sonucu olan şiddet olayları milletimizin çözmesi gereken en öncelikli problemlerindendir. Hiç kimsenin yaşananları film seyreder gibi seyretme lüksü yoktur. Öğretmenlerin kaybettiği itibarı yeniden kazandırılmalı, bir milleti geleceğe hazırlayan öğretmenlere hak ettikleri değer verilmelidir.
 
Yeni sistemin kademeli olarak hayata geçirilecek olması doğru bir yaklaşımdır. Eğitim sistemimiz, oyun devam ederken kuralın değiştirilmesinin ceremesini çok çekti. Bu bakımdan programın etaplara ayrılarak uygulama tarihlerinin belirlenmiş olması isabet olmuştur.
Sayın Bakan çocuklarımızın ÖZGELECEKLERİNİ yazmaları gerektiğine vurgu yaptı. Ancak “ÖZGEÇMİŞİ OKUMADAN ÖZGELECEK YAZAMAYIZ”. Dolayısıyla yeni programda TARİH dersinin sosyal ve beceri bilimleri grubunda tercihli ders olarak bulunması bizi endişeye sevk etmiştir. Tarih dersi özellikle Türk Tarihi kesinlikle tek başına bir alan, grup olmalı ve zorunlu olmalıdır.
Programın açıklaması yapılırken çocuklarımızın sosyal, sportif ve sanatsal yeteneklerini ortaya çıkaran bir ders planlaması olacağı duyuruldu. Ancak programda GÖRSEL SANATLAR, MÜZİK ve BEDEN EĞİTİMİ dersleri 6-8 ders arasında seçmeli olarak sunulacak. Böyle bir durumda, yeni sistemle hedeflenene nasıl ulaşılacağı ciddi bir problemdir.
Ülkemizde lise eğitimimizin belki yarıya yakını meslek liselerinden oluşmaktadır. Dolayısıyla açıklanan yeni programdaki ders dağılımının meslek liselerinde/imam hatip liselerinde nasıl uygulanacağı acilen netliğe kavuşturulmalıdır. 
Yeni sistemde en büyük temennimiz; öğretmenlerin norm kadro fazlası olmamasıdır.
Yeni lise sisteminin nasıl sonuçlar doğuracağını, diğer sistemler gibi daha sonra bir kenara atılıp, atılmayacağını, eğitime nasıl bir katma değer sağlayacağını önümüzdeki yıllarda hep birlikte göreceğiz. Bu noktada yeni sistemde en büyük temennimiz; öğretmenlerin norm kadro fazlası olmamasıdır. Zira ders sayısının azaltılması ile birlikte öğretmenlerimiz norm kadro fazlası olup olmayacağına ilişkin endişe duymaktadır.
 
MEB, sayın Cumhurbaşkanı’nın defalarca dile getirdiği, eğitimdeki başarısızlığın müsebbibi olan liyakatsiz yandaş yöneticilere “dokunmayacak” ve yıllardır başarılı eğitimcileri eleyerek eğitim kurumlarını işgal etmiş olan hak gaspçısı çetelerden hesap sormayacak mıdır? Bakanlık, bu cesaretten yoksun mudur?
Bu dirayeti ortaya koymak için, eğitim kamuoyunun aylardır verdiği güçlü destekten ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın 23 Ekim’de ortaya koyduğu tutumdan daha büyük başka nasıl bir dayanağa ihtiyaç duyulmaktadır? ki, “aşil tendonlarına” dokunulamamaktadır?
Türk Eğitim-Sen olarak, Bakanlık yönetimine çağrıda bulunuyoruz: Gelin eğitim çalışanlarının ümit ve heyecanını heder etmeyin. Milli Eğitim Bakanlığı’nın iradesine ipotek koyan, adeta paralel bir yönetim ihdas edenleri bir kez daha ödüllendirmeyin. Hatadan dönerek, eğitim çalışanlarının beklentilerini ve eğitimin gerçek ihtiyaçlarını karşılayan bir yönetici atama sistemini ihdas edelim. Liyakat ve ehliyet esasına dayalı bir düzenle tartışmaları bitirerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nı adeta Yönetici Atama Bakanlığı olarak anılmaktan kurtaralım.
Aksi halde yazık olacak, çok yazık olacak
  
Bazı İl Milli Eğitim Müdürlükleri de bazı vakıflarla “DEĞERLER EĞİTİMİ” verilmesi için protokoller imzalıyor.
Bu, düpedüz öğretmenlerimize HAKARETTİR!            
DEVLETİN ÖĞRETMENLERİ, çocuklarımıza değerler eğitimini vermekten ACİZ mi ki, bu il müdürleri HİZMET SATIN ALIYOR?
Okullarımız kimsenin TARLASI değildir!
 
Türk Eğitim-Sen olarak Yardımcı Hizmetler Sınıfı ile ilgili taleplerimizi Milli Eğitim Bakanlığı’na iletiyoruz. Bu taleplerimizden bazıları şu şekildedir: Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personele bir kereye mahsus sınavsız Genel İdare Hizmetleri sınıfına geçiş hakkı verilmelidir. Her yıl eğitim-öğretim yılı başında ödenen “Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği”; brüt bir maaş tutarında ve hizmet sınıfı ayrımı yapılmadan, MEB ve Yüksek Öğretim personelinin tamamına ödenmelidir. Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışan personel ek göstergeden yararlanmalıdır. Görev tanımlarının yapılması ve memur ve hizmetlilerle ilgili sübjektif değerlendirmelere yol açan “İdarenin vereceği diğer görevleri de yapar.” İbaresi ile diğer mevzuatlardaki benzer ifadeler kaldırılmalıdır. Devlet Parasız Yatılılık burslarında öğretmenlere ayrılan kontenjandan hizmetliler ve tüm eğitim çalışanları yararlanmalıdır.
 
 Gelir vergisinin en düşük vergi oranı olan %15’lik sınırına giren kazanç miktarı yeterince yükseltilmeyince, ücretliler üzerindeki vergi yükü giderek artıyor. Kamu çalışanlarının korkulu rüyası olan vergi, yılın ilk aylarından itibaren memurun belinibükerken Kasım ayı itibarı ile kamu görevlileri arasında en düşük maaş alan yardımcı hizmetliler de bir üst vergi dilimine geçiyor.
2018 yılı başında ek derslerle birlikte 3 bin 750 TL dolayında maaş alan bir sözleşmeli öğretmen, yıl başında 614,25 TL gelir vergisi öderken, nisan ayı itibarı ile %20’lik vergi dilimine geçti ve 819 TL vergi ödemeye başladı. Bu öğretmenin maaşı daha temmuz zammını almadan 204,75 TL azaldı.
Vergi politikalarındaki bu adaletsizlik nedeniyle, zaten düşük ücret alan ve büyük ölçüde ülkenin en fakir kesimini oluşturan kamu görevlileri, kısa sürede bir üst vergi dilimine tabi olmakta, maaşları düşmekte ve temmuz ayında aldıkları maaş zammının büyük bölümü artan gelir vergisi ödemesine gitmektedir.
Ülke içinde sosyal güvenliğin sağlanması, işsizliğin önlenmesi, emeğiyle yaşayanların korunması ve hayat standartlarının yükseltilmesi yoluyla sosyal eşitsizlikleri giderme işlevini yüklenen devlete sosyal devlet denir. Amacı, sosyal ve ekonomik açıdan güçsüz vatandaşlara yardım ederek sosyal adaleti ve insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyini sağlamak olan sosyal devlette, bu unsurların sağlanması devletin bir ödevi, vatandaşların da hakkı olarak ortaya çıkmaktadır. Öyle ise, adil bir gelir dağılımı sağlamak, sosyal devlet ilkesini benimsemiş olan ülkemiz için bir zorunluluktur. Bu nedenle gelir dağılımının daha adaletli bir şekilde gerçekleşmesinin ana unsuru olan vergi politikalarının biz çalışanlar lehine düzenlenmesini istemek her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının anayasal hakkıdır. Dolayısıyla bizler bu anayasal hakkımızı kullanarak yıllardır üzerimizde ağır bir yük olan gelir vergisi sorununun bir an önce çözülmesini istiyor ve bu konunun ülkemizi idare edenlerin yükümlülüğünde olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz
 
24 Haziran seçimleri öncesinde verileceği taahhüt edilen 3600 ek gösterge düzenlemesiyle ilgili söz verilmişti.Bu sözün üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Ancak hala bir adım atılmadı. Ek gösterge,Torba Kanun’da mutlaka yer almalıdır.Tabi sadece 4 meslek grubunun değil, tüm kamu çalışanlarının ek göstergeleri güncellenmelidir. Hatta Ek göstergeden yararlanamayan yardımcı hizmet sınıfına da ek gösterge verilmelidir. Bu minvalde Türkiye Kamu-Sen bir kanun önergesini TBMM’ye ulaştırmış durumdadır. Beklentimiz bu tasarıya bütün partilerin sahip çıkmasıdır. Birçok kamu çalışanının emekli olmak için ek gösterge düzenlemesinin hayata geçirilmesini beklemektedir.Hükümet, TBMM tatile girmeden ek göstergeyi hayata geçirmelidir.
 
Son yıllarda muhatap olduğu olumsuz konjonktüre rağmen Türk Eğitim-Sen İnegöl’de  istikrarlı büyümesini sürdürmektedir.Bu başarının sahiplerinin hiçbir karşılık beklemeden, özveriyle çalışan teşkilat mensuplarımızdır.Teşkilatımız büyük bir başarıya imza atmıştır.Hepsiyle gurur duyuyoruz. Her bir teşkilat mensubumuzu  tebrik ediyoruz. Peki neden büyük başarı diyoruz? Çünkü üye yaparken hiç kimseye, ‘Bize üye olursan müdür, müdür yardımcısı olmanı sağlarız, tayinini çıkarırız, Yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlara bize üye olursan seni memur yaparız’ demediler.ya da kimseyi gayri ahlaki yöntemlerle esir almadılar. Sadece adam gibi sendikacılık yaptılar. Kendilerini anlattılar, sendikasını anlattılar, ikna ettiler. Bu kolay bir başarı değildir. Arkalarında bürokrasinin ya da iktidarın desteği yoktu, sadece inandıkları değerler vardı. Bunu ancak inanmış, kudretli Türkiye sevdalıları yapabilir.
Bu vesileyle tüm bir yıl boyunca emek veren, ter döken tüm eğitim çalışanlarımızı tebrik ediyor; hem eğitimcilerimize hem de öğrencilerimize iyi tatiller diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.