Ankara’daki mitinge katılmak için İnegöl’den hareket eden ve olaya şahitlik eden CHP İnegöl eski yöneticisi Turgut Şen, yaşanan vahşeti; “Patlama sesini duyup sırtımı döndüğümde çok büyük bir alev topu gördüm. İkinci bir patlama oldu ve yine bir alev topu… Üzerimize et parçaları yağmaya başladı” cümleleriyle anlattı. 

CHP İlçe Teşkilatı, Ankara’da yaşanan patlamanın ardından dün bir basın toplantısı düzenledi. Miting için Ankara’ya giderek olaya şahitlik eden CHP İnegöl İlçe eski başkanları İbrahim Kama, İrfan Kazanç, Musa Cankat ve CHP İnegöl İlçe eski yöneticisi Turgut Şen de toplantıda bulunarak patlama esnasında yaşananları aktardılar.

“ACİZLİK VE ÇARESİZLİK”
Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan CHP İlçe Başkanı Engin Başar, “Dün 10 Ekim Cumartesi günü Ankara Valiliğinden izin alınarak Ankara meydanında yapılması Barış ve Demokrasi Mitingi için Türkiye’nin çeşitli illerinden giderek Ankara’da toplanan vatandaşlarımıza karşı yapılan hain, insanlık dışı ve barbarca saldırıda şu anki durumda 95 vatandaşımız yaşamını yitirdi, 280’i aşkın vatandaşımız da yaralandı. Sayıların artmasından endişe ediyoruz... Biz CHP İnegöl teşkilatı olarak bu ve bundan önce yaşanan katliamları şiddetle kınıyoruz. Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Tüm ülkemizin başı sağ olsun. Büyük üzüntü duyuyoruz, içimiz kan ağlıyor, yastayız. Dünkü vahim olaydan sonra bir güvenlik zafiyetinin olmadığını açıklayan İçişleri Bakanlığı’nın tutumunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Başbakan Davutoğlu’nun; ‘CHP ile koalisyon olsaydık olayları farklı değerlendirirdik’ açıklaması CHP’ye suçlama konumunu getirmektedir. 7 Haziran sonrası hepimiz CHP’nin tutumunu çok iyi biliyoruz. 4 yıllık çok programlı bir birliktelik istemiştik ama saray istemedi. CHP’yi suçlamak, iktidarın çaresizliği ve suçu başkasına atma acizliğinden başka bir şey değildir. Barış, demokrasi, kardeşlik olan amacımızı tüm çabalarına rağmen kimse bozamayacak. Toprak utandı çocukları bağrına basarken, kuşlar utandı masmavi gökyüzünde süzülürken, ağaç utandı, çiçek utandı bu neyin nesi diye… Gül utandı ‘Rengimi kan kırmızıdan aldım’ diye. Barış utandı, kanatlarına ölü çocuklar takıldı diye. Bir insanoğlu utanmadı yaptıklarından. Türkiye’nin her kesiminden her sivil toplum örgütü ve siyasi partiden giden arkadaşlarımız vardı. O arkadaşlarımız aramızda bulunuyorlar” dedi.

“ÜZERİMİZE ET PARÇALARI YAĞDI”
Olay esnasında alanda bulunan CHP İnegöl İlçe teşkilatı eski yöneticisi Turgut Şen, “Cuma akşamı Bursa’dan gelen arkadaşlarla otobüslere bindik. 13 otobüs aynı anda hareket etti. STK’ların düzenlediği otobüslerdi bunlar. Ertesi gün saat 10.00’da yürüyüş başlayacaktı, 12.00’da yürüyerek Sıhhiye Cebeci miting alanına gidilecekti ve 2 saatlik bir miting düzenlenecekti. Saat 09.35 sıralarında otobüslerden indik. Ankara Garı’nda saat 09.45’te yerimizi aldık. Kortejler gayet düzenliydi, CHP yönlendiriyordu. Makine Mühendisleri Bursa Şubesi’nin, DİSK’in, KESK’in, Sağlık Emekçileri Sendikası’nın, Halk Evi’nin, HDP’nin kortejleri çok düzenliydi. Biz Makine Mühendisleri Bursa Şubesi kortejindeydik. Saat 10.00 sıralarında yürüyüş güzergâhı düzenlendi ve yürüyüşe başlanacaktı. Saat 10.04’te çok büyük bir patlama oldu. Ardından 2 saniye sonra bir büyük patlama daha oldu. İnegöl’den ben, İrfan Kazanç, İbrahim Kama, Sedat Sevim katıldık. Hatta Özge bana telefon açtı, onu gelecek diye bekledik fakat gelemedi. Özge gelseydi belki şu anda aramızda olmayacaktı. Halay çekilen yerde bomba patladı. Herhalde Özge de halay çekilen yerde olacaktı. Ölen arkadaşlarımız içerisinde gençlerin çoğunlukta olmasının sebebi buydu. Patlama sesini duyup sırtımı döndüğümde çok büyük bir alev topu gördüm. İkinci bir patlama oldu ve yine bir alev topu… Üzerimize et parçaları yağmaya başladı. Patlamaya uzaklığımız 60 metreydi. Çok büyük insan kalabalığı olmamış olsaydı o patlamadan biz de etkilenirdik. İnsanların kalabalık olmasından dolayı kurtulduk. Biz üçüncü, dördüncü bombayı beklemeye başladık. Acaba dedik… Bu arada ambulanslar gelip gelmeye başladı. O ana kadar hiç görünmeyen Çevik Kuvvet ellerinde coplarla alana daldı. 2 tane TOMA geldi. O ana kadar hiç polis yoktu. Çevik Kuvvet olay yerine yürüdü, coplarla kalabalığı dağıttı. Biz yine birbirimizi kaybetmeden organize bir şekilde Numune Hastanesine doğru yürümeye başladık. Devamlı ambulanslar gidip geldi. 3,5 saat tepemizde polis helikopterleri, alanda ambulanslar ve özel arabalar yaralı taşıdılar. Katledilen arkadaşlarımızla hiç uğraşılmadı. Vefat eden arkadaşlarımız pankartlarla örtüldü. Bir baba pankartları kaldırarak yakınını arıyordu. İnegöl’den katledilen 2 arkadaş var. 2’si de Huzur Mahallesi’nden. Birisinin ismi Ramazan Çalışkan, diğeri de Gazi Üniversitesi’nden bir öğrenciydi” şeklinde konuştu.

“IŞİD’İ YOK ETMEK YERİNE HDP’YE YÜKLENİYORLAR”
Son olarak konuşan CHP İnegöl İlçe Teşkilatı eski Başkanı İbrahim Kama ise, “Ankara’yı hepimiz biliriz. Tren İstasyonunun olduğu bölge Ankara’nın en merkez noktalarından bir tanesidir. Eğer ki Ankara’nın en merkez noktasındaki bu Tren İstasyonunun önünde patlamalar oluyor, insanlar katlediliyor ise bunu hükümetin ve halkımızın bir an önce düşünmesi gerekiyor. Neden derseniz oraya gidenlerin hepsi gençti, çoğu üniversite öğrencisiydi. Hiçbirinin elinde silah yoktu, kesici alet yoktu, patlayıcı madde yoktu. Bu arkadaşların ellerinde sadece ‘Emek’, ‘Barış’ ve ‘Demokrasi’ yazan pankartlar vardı. Maalesef bu ülkeyi yönetemeyenler, yönetmek istemeyenler, iktidarı terk etmek istemeyenler dünkü olayları bu ülkeye yaşattı ve Cumhuriyet tarihimizin en büyük katliamını yaşattı. Her olaydan sonra hükümet konuyu saptırmak için belli noktaları işaretliyor ama en son noktada şu ortaya çıkıyor ki; ‘Bunu gerçekleştiren IŞİD’. Hükümetin Suriye’ye tırlarla silah gönderip beslediği bir örgüt… Beslediği örgüt önce Reyhanlı, sonra Suruç, sonra da Ankara’da bu katliamı gerçekleştirdi. Hükümet bu besleme örgütü yok etme yerine demokratik bir şekilde parlamentoya gelmiş olan HDP’ye yüklenmekte, hedef saptırmakta. Bunu anlatmak istiyorum. Eğer benim oğlum oraya gitseydi, o da halayın içerisinde olacaktı, muhtemelen o da aynı şekilde katledilecekti. Benim oğlumun kim zararını görmüş? O çocuklar da aynıydı. Hepimizin başı sağ olsun. Umarım aynı acıları yaşamayız” diye konuştu. 

“BU DİKTATÖRLÜK SON BULACAK”
Patlama anında biz yolun üst tarafında olduklarını aktaran Kama, “Bizim yüzümüz patlama bölgesine dönüktü. İlk patlama oldu, ikinci patlamada 3 bina yüksekliğinde ateş topu yükseldi. O anda insanların pek fazla paniklemediklerini gördüm. Daha sonra oradaki yaralıları ve ölen insanları gördükten sonra komite insanların dağılması için anons yapmaya başladı. İnsanlar birbirlerini ezmediler, ölümler sadece patlatılan 2 adet bombadan dolayıdır. Yanımıza gelen diğer gençlerin üzerleri kan içerisindeydiler. Bir gencimiz de aynen şunu söylüyordu; ‘Üzerimdeki montumda insan parçaları, etler vardı. Onun için montumu attım’. Bu katliamın boyutu çok büyük… Bu Türkiye için büyük bir trajedidir. Bu olayı önleyemeyen veya teşvik eden kimler varsa onların açığa çıkarılması lazım. Çıkarılmadığı takdirde Suruç’taki gibi, Reyhanlı’daki gibi nasıl ki sadece suçlular bulundu, arkasındakiler bulunmadı, olaylar devam etti, bunun da arkasındaki bulunmazsa bundan sonraki süreçte ülkemiz daha büyük olaylara gebedir. Biz bu ülkenin devrimci önderleri olarak bu tür eylemlere yine katılacağız. Biz belki gideriz ama arkamızdan birileri gelecek, bu diktatörlüğe son verecektir” ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.