Cumhuriyet’in 94. Yılı Coşkuyla Kutlandı

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, İnegöl’de sabah 09.00’da başlayan törenlerle büyük bir coşkuyla kutlandı. İnegöl Kaymakamlık makamında kokteyl ile başlayan törenler, ardından Kaymakam Ali Akça, Garnizon Komutanı Binbaşı Kerim Kazanasmaz ve Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın tebrikleri kabulü ile devam etti.

VATANDAŞLARIN BAYRAMINI KUTLADILAR
Törenler tebriklerin kabulünün ardından Hükümet Konağı önündeki alanda devam etti. Vatandaşların da yoğun katılım gösterdiği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında; Kaymakam Ali Akça, Garnizon Komutanı Binbaşı Kerim Kazanasmaz ve Belediye Başkanı Alinur Aktaş vatandaşların ve öğrencilerin bayramını kutladı.

O ONURLU MÜCADELEYİ YÜRÜTEN ATALARIMIZI ANMAK İÇİN TOPLANDIK
Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Kaymakam Ali Akça kürsüye çıkarak bir konuşma yaptı. Akça, “Cumhuriyetimizin ilanının 94’üncü yıl dönümünü tüm yurdumuzda olduğu gibi İnegöl’de de sizlerle birlikte kutlamanın bahtiyarlığını, mutluluğunu yaşıyorum. Cumhuriyetin yeni bir yönetim şekli olarak kabul edilmesine kadar tarihimize altın harflerle geçen, övgüye layık olaylar yaşanmıştır. Milli mücadele davasını onuru, namusu, şerefi bilerek mücadele eden atalarımızın cesaretini ve liyakatini hiçbir zaman unutmadık. Bugün bu meydanda o onurlu mücadeleyi yürüten başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm gazilerimizi, aziz şehitlerimizi ve o onurlu mücadeleyi yürüten asil atalarımızı bir kez daha anmak için toplandık. O büyük mücadeleyi yürüten değerli büyüklerimize bir kez daha selam olsun. Allah onlardan razı olsun” dedi.

“DOĞRU TARİH BİLİNCİNE SAHİP OLMAK, BİZİM İÇİN HAYATİ BİR ÖNEM TAŞIMAKTADIR”
Konuşmasında tarihten notlar paylaşarak özellikle öğrencilere tarihin önemini anlatan Kaymakam Akça, şöyle devam etti: “Doğru tarih bilincine sahip olmak, bizim için hayati bir önem taşımaktadır. O yüzden tarihi bir takım kronolojik bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. 26 Ağustos 1071. 946 yıl önce. Malazgirt ovasında kazanılan o büyük meydan savaşından sonra Anadolu’nun kapıları bu asil millete sonsuza dek açılmıştır. 1975 tarihinde ilk başkenti İznik olan Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti kısa zamanda önemli bir medeniyet olmuştur. Ancak batıdan haçlıların, doğudan Moğolların baskılarıyla Anadolu Selçuklu Devleti zayıflamış ve yok olma sürecine girmiştir. Ama o anlarda kökü çok daha derinde olan bir fidan filiz vermeye başlamıştır. Söğüt ve Domaniç’te filizlenen bu fidan, 1299 yılında küçük bir beylik olarak kurulmuştur. Osmanlı Devletinden bahsediyorum. Ve Osmanlı Devleti kısa zamanda dünyanın sayılı devlet ve medeniyetlerinden biri durumuna gelmiştir. 3 kıtada hüküm süren Osmanlı Devleti kudretli bir yapıydı, azametli bir yapıydı ama hepsinden önemlisi Osmanlı Devleti adaletli bir yapıydı. İşte bu kudretli yapı maalesef özellikle 19. Yüzyılda yoğunlaşan sanayi devrimini yakalayamadı. Teknolojik yenilikleri iyi okuyamadı ve bir duraklama, gerileme sürecine gidildi. Dünyada yeni yeni kudretli yapılar ortaya çıkmaya başladı. Sanayi devrimiyle oluşan gücü arkasına alan bu yapılar, hızla dünyayı bir paylaşım alanı olarak gördüler. Onlar da yeni yerler keşfetti, fethetti. Ama onların büyümeleri sadece vahşi kapitalizm temelinde şekillendiği için onlar sadece sömürge yarattılar. Bizim kudretli Osmanlı İmparatorluğumuza da göz diktiler. Onlar masumların ve mazlumların ahını alarak büyüdü. 1. Dünya savaşı, korkunç bir savaş. Milyonlarca insan öldü. Biz de 1. Dünya Savaşına katıldık. Gerçekten destansı mücadeleler de yaptık. Onlardan bir tanesi de Çanakkale. Çanakkale, o destansı mücadele bizlerin zihniyet alt yapısında çok ciddi yer teşkil etmektedir. Onca mücadelemize rağmen maalesef 1. Dünya savaşından yenik ayrılanlar grubu içerisinde yer aldık. Ve Mondros’ta bir ateşkes anlaşması imzalandı. O öyle bir anlaşmayı ki maalesef tüm silahlarımıza, cephanelerimize el konuluyor, haberleşme alt yapısı savaştığımız itilaf devletlerinin eline ve kontrolüne geçiyor. Ve Anadolu o ateşkes anlaşmasından sonra hızla işkal edilmeye başlıyor. Şuan özgürce yaşadığımız İnegöl’de işgal ediliyor. Durum buyken 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan kutlu bir yürüyüş başlıyor. Rahmetli Atatürk bu durumu şöyle anlatıyor: ‘19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıktığımda elimde hiçbir maddi kuvvetim yoktu. Yalnızca Türk milletinin asaletinden doğan ve benim de vicdanımı dolduran yüksek manevi bir kudret vardı. İşte ben bu milli kuvvete ve Türk milletine güvenerek yola çıktım.’ İşte kan ve ateş içerisinde süren İstiklal Savaşımız 26 Ağustos 1922 sabahı büyük taarruzla gerçekleştirilen zafer Türk milletine Cumhuriyet idaresini getirmiştir. Yapılan uzun ve zorlu çalışmalar neticesinde devlet teşkilatının köklü temelleri atılmış, hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir ilkesi sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi cumhuriyet ilan ederek ilk Cumhurbaşkanlığına Mustafa Kemal Atatürk’ü getirmiştir. Atatürk’ün Samsun’a çıktığı 19 Mayıs 1919 tarihinden sonra İstanbul hükümeti vardı. Ve bu İstanbul hükümeti 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr anlaşması diye bir anlaşma imzaladı. Ben ona Sevr paçavrası diyorum. Anadolu’da gösterilen bu onurlu mücadele ile o Sevr paçavrası yırtılıp atıldı.”

TARİH, HAYATIN BİZZAT KENDİSİDİR
“Sevgili gençler sizlerden özel bir ricam var, tarih dersini lütfen okullarda öğretilen ve sadece not kaygısıyla hareket etmeniz gereken bir olgu olarak değerlendirmeyin. Tarih bizzat hayatın kendisidir, en büyük hayat dersidir. Bu törenler bittiğinde evlerinize gideceksiniz, internete girin yahut ders kitaplarınızdan, kütüphanelerden okuyun. Mondros Ateşkes Antlaşmasını, akabinde az önce Sevr paçavrası olarak nitelendirdiğim anlaşmayı da okuyun. Bundan yaklaşık 100 yıl önce o değerli insanlar nasıl bir mücadeleye imza atmışlar, nasıl yok edilmek istenen bir milleti küllerinden yeniden ortaya çıkarmışlar. O zaman o insanlara olan saygımız bir kez daha artacaktır. Tarih hayatın bizzat kendisidir. Eğer o Mondros’u, o Sevr’i okursanız göreceksiniz ki, 15 Temmuz’da bir darbe girişimi oldu ya, işte o Mondros’ta, o Sevr’de hedeflerine, amaçlarına ulaşamayanlar, amaçlarından ve rüyalarından asla ve asla vazgeçmemişler. Kurtuluş Savaşımızda o onurlu mücadeleyi okurken göreceksiniz ki, o 15 Temmuz rezaletini bu millete reva görenler o Kurtuluş mücadelesinde ki onurlu direniş gibi 15 Temmuz gecesinde ki onurlu direnişi nasıl ve niye göstermişler, onu bir kez daha idrak edeceğiz. Sevgili gençler büyük Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini sizlere emanet etmiştir. Sizlerin en iyi şekilde yetiştirilmeniz bizlerin başlıca görevidir. Ancak sizlerde kitaplarınızı okuyarak eskitin. Demokratik tutum ve davranışlara önem vererek, bu kültürün yerleşmesine imkan ve fırsat verin. Ve bilin ki, kim ki değerlerimize saldırıyor, kim ki bu memleketi Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni ayrışma düzeninde şekillendirmeye çalışıyor ve değerlerimize hakaret ediyorsa, bilin ki onlar Mondros’ta da, Sevr’de de, 15 Temmuz’da da o emperyal yapıya hizmet edenlerdir. Onlarla aranıza mesafe koyun. Çünkü o insanlar parçalamayı, yok etmeyi arzularlar. Biz ise, birliği, beraberliği, farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp, ileriye gitmeyi hayal ederiz. Ve 2000’li yılların Türkiye’sinde gelecek sizlerin omuzlarında şekillenecektir. Bunları hiçbir zaman unutmayın. Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin kuruluşunun 94’ncü yıldönümü kutlarım.”

MEHTER COŞKUYA COŞKU KATTI
Konuşma sonrası öğrenciler arasında yapılan şiir ve kompozisyon yarışmaları ile spor müsabakalarında derece alan öğrencilere protokol üyeleri tarafından plaket ve kupaları takdim edildi. Ardından İnegöl Belediyesi Halk Dansları Ekibi gösteri sundu. Tören geçişi öncesi İnegöl Tarihi Mehteri tören alanında bir yürüyüş yapıp verdikleri konserle alandaki vatandaşların coşkusuna coşku kattı. Mehter gösterisi sonrası İnegöl Anadolu İmam Hatip Lisesi bandosu eşliğinde tören geçişleri gerçekleştirilerek 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları son buldu. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.