banner246

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı tüm yurt genelinde olduğu gibi inegöl'de de sade bir tören kutlandı. İnegöl'de ilk tören Atatürk Anıtında düzenlendi. İlçe protokolünün de katıldığı program, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünün çelenginin Atatürk anıtına sunulmasıyla program başladı. Ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının  program devam etti. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı programında günün anlam ve önemiyle ilgili konuşmayı Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Yusuf Şevki Yücel yaptı. 

Yücel Konuşmasında şunları söyledi.  

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve Atatürk’ü anma töreni münasebeti ile bir aradayız. 19 Mayıs,  Büyük komutan Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsuna çıkışı ve kurtuluş mücadelemizin başlangıcının 102. Yılı..  

Ülke bütünlüğünü korumak, ulusal egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak için tüm ulusca girişilen, çok cepheli bir savaştır Kurtuluş Savaşı… Osmanlı Devleti’ni yok eden, Türklere yaşam hakkı tanımayan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşmasına Türk milletinin bir ölüm-kalım mücadelesi olarak verdiği tepkidir Kurtuluş savaşı…

Mondros Anadolu ve Trakyayı, her türlü işgale açık bir duruma getiriyordu ve İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durumu bahane ederek istedikleri bölgeleri işgal etmeye başlamışlardı bile…

Boğazlar, İngilizlerin kontrolüne geçmiş, ayrıca Çanakkale, Musul, Batum, Antep, Konya, Maraş, Samsun, Bilecik, Merzifon, Urla ve Kars’ı işgal etmişlerdi. Fransızlar ise; Trakya’daki demiryolu istasyonlarını, Dörtyol, Mersin, Adana ve Afyon istasyonunu işgal etmişti. Güney Doğu’daki bazı Fransızlara terk edilmiş, İtalyanlar ise Antalya, Kuşadası, Bodrum, Konya ve Akşehir, Fethiye ve Marmaris’e girmişler, asker yollamışlardı.

Mondros Mütarekesi’nin Doğu Anadolu’da 6 vilayetin Ermenilere bırakılacağına ilişkin maddesi üzerine Ermeniler kurdukları alaylarla Doğu Anadolu’da yayılmaya ve bölgedeki Türklere zulüm ve baskı yapmaya başlamışlardı. Kozan, Osmaniye, Mersin ve Adana’ya Fransızlarla birlikte Ermeni çeteleri de gelmişti... Velhasıl olağanüstü şartlar altında tükenmek üzereydik..

Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçmek için bir fırsat aradığı bu günlerde, Karadeniz’deki Pontus Rum çetelerinin bölgedeki Türklere karşı saldırıları artmıştı. İngiltere, asayiş ve sükûnun sağlanamaması durumunda bölgeyi işgal edeceğini, bir nota ile İstanbul Hükümeti’ne bildirdi. Sultan Vahdettin, bölgedeki güvenliğin sağlanması için Mustafa Kemal Paşa’yı 9.Ordu Müfettişliğine atadı.

Bir kutlu yürüyüşe bandırma vapuruyla yelken açan Gazi Mustafa Kemal Paşa, güvendiği arkadaşlarıyla 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’a ayak basarak kurtuluş mücadelesinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin diriliş hareketinin ilk adımını atıyordu.

Mustafa Kemal, askeri örgütlenmeyi sağlamak için Havza’dan Anadolu’daki tüm komutanlarla temasa geçiyor, komutanlara ve valilere yayınladığı genelgelerle halka felaketin büyüklüğünün anlatılmasını ve işgallere karşı da mitinglerin yapılmasını istiyordu.

12 Haziranda Havza’dan Amasya’ya gelen Mustafa Kemal Paşa, Amasya Tamimi’ni hazırladı.

Bu tamimle, ulusun teşkilatlandırma ve mücadele yöntemleri belirginleşiyor, ulusal egemenlik ve ulusal bağımsızlık fikri ilk kez ortaya atılıyordu…

3 Temmuz’da Erzurum’a gelen Mustafa Kemal, 8 Temmuz’da İstanbul’a görevinden ve askerlikten ayrıldığını bildirerek, Osmanlı Hükümeti ile tüm ilişkilerini sona erdirdi. Erzurum, Sivas, Bitlis, Van ve Trabzon’u temsil etmek üzere 56 delegenin katıldığı Erzurum kongresi, 23 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal’in başkanlığında toplanarak tarihi kararı yayınladı.

Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez ve Manda ve himaye kabul edilemez, denmekteydi ve Misak-ı milli sınırları ilk kez belirleniyordu…

Ardından Sivas kongresi 11 Eylül… Anadolu ve Rumeli’de kurulmuş olan Müdafaa-i Hukuk dernekleri, birleştiriliyor, yurdu temsil etme yetkisi verilen “temsil heyeti”nin başına Mustafa Kemal Paşa getiriliyordu. 
27 Aralıkta Ankara’ya gelen Mustafa Kemal, burasını Anadolu’daki direniş hareketinin merkezi olarak seçmişti.

12 Ocak 1920’de Osmanlı Meclis-i Mebusan son kez toplandı ve sonraları Misak-i Milli olarak adlandırılacak olan Ulusal yemin kabulü oldu..

Misak-ı Millide 
– Türk ulusunun bağımsızca yaşayacağı vatan sınırları çiziliyordu..

Meclisin ve İstanbul Hükümeti’nin çalışmalarından ve Anadolu’da artan direniş hareketlerinden rahatsızlık duyan İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal ettiler. Yunan birlikleri de Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başladı. İstanbul’un işgalinden sonra Meclis-i Mebusan padişah tarafından kapatıldı.

Böylece Osmanlı yönetimi çökmüş, padişah İtilaf Devletlerin esiri haline gelmişti. Böyle bir durumda ulus kendisini yönetmeye başlamalıydı. 23 Nisan 1920’de 338 milletvekilinin katılımı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Meclis başkanlığına Mustafa Kemal getirildi...

2 Mayıs 1920’de ilk Hükümeti kuruldu. 20 Ocak 1921’de yeni Türk devleti’nin ilk Anayasa’sı (Teşkilat-ı Esasiye) oluşturuldu.

Artık, egemenlik ulusa aitti. 

10 Ağustos 1920 de imzalanan Sevr Antlaşması, 433 maddeden oluşuyordu ve Türk milletinin ölüm fermanıydı…

Ardından, destanlar yazdığımız Doğu Cephesi, Güney Cephesi, I. ve II. İnönü Savaşları , Sakarya Meydan Muharebesi, Kütahya – Eskişehir Savaşları,  ve nihayet 30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz… Kurtuluş savaşımızın cephedeki kazanımlarıydı….

11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkes Antlaşması ve 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması, Türk Ulusu adına, I.Dünya Savaşı’nın bittiğini söylüyordu…

Bir çırpıda anlattığım bu amansız mücadele, kan, dehşet, ızdırap ve acı dolu yüzlerce gün ve gecenin hikayesidir… Bu hikaye, bir ulusun yeniden var oluşunun kağıda dökülmüş kısa bir özetidir..

Kıymetli İnegöl’lüler, her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış bu vatan azizdir, bu millet kahramandır, bu nesil övülmüş bir nesildir. Buna mukabil bu aziz millet, bu köklü devlet, tarih boyunca yüzlerce, binlerce kez ihanete, açık gizli saldırılara maruz kalmıştır. Ezeli düşmanlarımız, bitmeyen hain emelleriyle, menfur saldırılarıyla, ahlaksız işbirlikleri ve tuzaklarıyla, envai çeşit yöntemleriyle düşmanlıklarına en yakın geçmişte, 15 temmuzda olduğu gibi, bu gün de devam etmektedirler… Bütün bu planlı saldırıların üstesinden birbirimize olan bağlılığımızla, kardeşliğimizle, inancımızla gelmişiz, gelmeye de devam edeceğiz...

Ey büyük Türk milleti, bu ülke bizim kaderimiz… Dünya var oldukça bu topraklarda bizim bayrağımız dalgalanacak, bizim dilimiz konuşulacak… Bu vatan, kâinatın efendisi sevgili peygamberimizin övdüğü kutlu bir ecdadın yadigârı, emanetidir… Ecdadımızın mübarek kanlarıyla imzalayıp al bayrağıyla ve ezanlarıyla mühürlediği bu emaneti, canımız pahasına korumak yeminimiz ve ülkümüz olmalıdır…

Sevgili gençler, bu günü sizlere bayram olarak armağan eden Mustafa Kemal Atatürk, çok çalışmanızı, çok inanmanızı, birbirinize ve kendinize güvenmenizi bekliyor sizden.

Ve diyor ki: “Muhterem Gençler, hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır. Kazanmak, yenilmek. Size, Türk Gençliği’ne terk edip bıraktığımız vicdani emanet, yalnız ve daima kazanmaktır ve eminim daima kazanacaksınız. Milleti yükseltmek için  yapılacak şeylerde, atılacak adımlarda kesinlikle tereddüt etmeyin. Bunun için beyinlerinize, irfanlarınıza, bilgilerinize, gerekirse bileklerinize, pazularınıza, başvuracak, fakat sonuçta mutlaka ve mutlaka o amaca varacağız... Bu millet, sizin gibi evlatlarıyla layık olduğu olgunluk derecesini bulacaktır.” Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”  diyor sitayişle…

Bu gün, Türk’ün, kazandığı zaferlerle dünyayı hayrete düşürdüğü o mucizenin ilk adımının 102. yıldönümü… Yüce Türk Milletine kutlu olsun..

Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve İstiklal Harbinde onunla kader birliği yapıp “ya istiklâl ya ölüm!” diyerek ölüme koşan, son günlerde yine ülkemizin birliği, dirliği ve huzuru için göz kırpmadan canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle; gazilerimizi minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şâd olsun.

Neredeyse iki yıldır dünyamızı ve ülkemizi kasıp kavuran bizleri evimize mahkum eden  Covit musibetinin olmadığı eski günlerdeki heyecan ve motivasyonumuzla, birlik ve beraberliğimizle kutlayacağımız nice bayramlar için dua ediyor, ülkemizi, hepimizi Allaha emanet ediyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.